"Nereye gidiyoruz?", sorusunun cevabını şöyle özetlemek mümkündür: Kabre doğru adım adım gidiyoruz. Her geçen gün cepten yiyoruz, yani sermayeden. Gün gelecek sermaye tükenecek. Omuzlardan musalla taşına ve Ahiret aleminin ilk menzili olan kabre doğru ilk adımlar atılacak... Kuşkusuz bu menzil Müminler için bir cennet bahçesi, kafir ve münafıklar için bir ateş çukurudur. Dünya gibi muvakkat olan bu mesken de birine darlık ve azap olurken, diğerine genişlik ve refah olacaktır. Kabir azabı; inkarcılık, namazsızlık, ibadetsizlik, Kur’an’ı anlayamamak, emir ve nehiylerine itaat etmemek, zina, faiz, livata vs. günahların getirisidir. Şehadet, salih amel, ihlas, kabir azabından Allah’a sığınmak, Mümin'in cuma günü vefat etmesi ve itaatkar bir Mü'min olarak devamlı bir şekilde mülk suresinin okunması da kişiyi kabir azabından beri kılacaktır Allah'ın izniyle...

Mü'minler hesabın ardından; bugünün kelimelerinin kifayet edemediği bir mutluluğu yaşarken, cennete doğru ilerlerken, kafirlere cehennem yaklaştırıldığında "keşke hayvanlar gibi toprak olup bu iş bitseydi" diyerek feryadı figan etmeye başlarlar... Allah’ın dinini kabulden kibirlenenler, karınca gibi küçülürler. İnsanlar onlara basıp basıp yürüyeceklerdir. Zekatını vermeyen günahkarlar, malları metal levhalar halinde kızdırılıp sırtlarına yapıştırılacaktır. Hırsız çaldığı, zorbalar gasp ettiği, zalimler zulmettiği şeylerle Allah’ın huzuruna gelip rezil rüsva olacaklardır.

O gün ameller tartılacak, sevabı ağır gelenler kurtulacak, günahları ağır gelenler de cehennemle helak olacak, dünyada yaptıklarının yazılı olduğu belgeler uçuşup kendilerine dağıtılacak, karnesi sağdan verilenler kurtulacak soldan verilenler helak olacaklardır. İnsanlar "sırat" denilen cehennem üzerinden uzatılmış bir köprüden geçmek zorunda kalacaklar. Kıldan ince kılıçtan keskin bu köprüden müminler, kendilerine verilen bir nurla zahmetsiz sıkıntısız geçeceklerdir. Kimilerine dağ gibi, kimilerine de ayak başparmağının ucu kadar nur verilecektir. Amellerine göre, kimi bir göz açıp kapayınca, kimi şimşek, kimi rüzgar gibi, kimileri de at veya deve koşusu gibi bir süratle geçeceklerdir. İnkarcı ve münafıklara nur verilmeyecek, müminlerle onlar arasına bir engel girip karanlıkta kalacaklardır. Nihayet kafirler ve affa uğramayan günahkarlar ateşe girecekler. Cehennemin ateşinin şiddeti, dünya ateşinden 70 kat daha şiddetlidir. Affedilmeyen günahkar müminlerin azabı, kafirlere göre daha hafiftir. Bir an için kömür gibi olacaklar. Sonra dere kenarındaki ot filizi gibi filizlenip dirilerek cennete girecekler. (Buhari - İbn-i Hibban)

Kafirler, münafıklar, müşrikler ebediyen cehennemde azap görecekler. Azabı iyice tatmaları için vücutları dağlardan daha büyük olacaktır. Derileri yandıkça tazelenecektir. Kaynar su içecekler. Bağırsaklarını parçalayan, yiyecekleri zakkum, irin, yara bereden akan sarı sular olacak. Azapları en hafif olanların ayakları altına iki ateş koru konulacak, korlardan beyinleri fokur fokur kaynayacak. Zincirlerle ateşten direklere bağlanacaktır. Aldıkları hava, zehir gazı, yakıtı kaya parçaları ve kafirlerin gövdeleri olacak. Cehennemdeki süreleri bitmeyecek, Kur’an ifadesiyle, "... deve iğnenin deliğinden geçmedikçe onlar cennete giremezler..."  (Araf Suresi, Ayet 40) Yani sonsuza dek orada kalacaklar.

Cenneti Allah’ın rahmetiyle hak etmiş müminler,  kerpiçleri gümüş ve altından, sıvısı miskten, çakılı inci ve yakuttan toprağı zaferandan olan cennete girecekler. Cennetin 8 kapısı var. Her kapının eni 3 günlük mesafededir, genişliği ise yerle gök arası kadardır. Cennetlerin en üstünü Firdevs cennetidir.  Tavanı Rahman'ın arşıdır. Baldan, sütten, hakiki şaraptan ve sudan olan dört çeşit ırmak içinden akıp gitmektedir.

Onun içindir ki Peygamberimiz (S.A.V) "Allah’tan cennet-ül firdevsi isteyin" buyuruyor. Cennetlikler süslerini, sürmelerini takınacak, eşleriyle birlikte koltuklara kurulacak, vildanlar kadehlerle onlara içecek sunacaklardır. Yedikleri içtikleri misk kokusunda bir ter ile çıkacak, gençlikleri hep taze kalacak: hastalık, ihtiyarlık, fakirlik, üzüntü asla kendilerine uğramayacak. Kendilerine, " selam size, dünyada iman ve salih amelleriniz sebebiyle burada hoşça yaşayın." denilecek, kendilerine verilecek nimetin asgarisi, Allah’tan verilmesi istenilenin 10 katı olacaktır.

Cennet nimetlerinin en üstünü, en büyüğü, Allah’ın cemalini temaşa etmektir. O’nun rızasına ulaşmak ve orada ebedi kalmaktır.

"Nereye gidiyoruz", sorusunun cevabı binlerce yıldan yani kainat yaratıldıktan bu yana Rabbimizin icraatlarında yatıyor. Hiç kimsenin bu korkunç ve aynı zamanda güzel günün sahnelerini anlatmaya ne ilmi ne de zamanı yeter...

Zikir babından bazı başlıkların, bazı ayet ve hadislerin ışığında bir şeyler tesvid etme cüretini gösterdim. Yanlışlarım olmuş ise O'nun affına sığınıyorum.

Rabbimiz o günün sıkıntısından kurtarıp rahmetiyle, mağfiretiyle muamele eylesin, bizleri de firdevs cennetine ilhak olunanlardan kılsın...

Vesselam...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155