Hani Allah'ı kandırmaya çalışan yahudiler vardı ya. Cumartesi günü ağlarını atıp Pazartesi çekerlerdi. Güya böylece yasaklı oldukları Pazar günkü çalışmama yasağını delmemiş oluyorlardı. Sonrada maymun olmuşlardı.

Şimdi bu maymunlar yaşasaydı bizim suçumuz neydi diyeceklerdi. Doğru ya, bunlar ayeti inkar etmemiş hatta ayete saygıya binaen, üstün bir zeka egzersiziyle, güya Allah'ı da kandıracak bir yol bulmuşlardı da adları "sefil maymunlar" olmuştu.

Sonra iş, "ne yaparsak yapalım ateş sayılı günlerden başka bize dokunmaz" demeye gelmişti.

Demekki neymiş; kitaptan sapmak cennete gideceğine emin olmayı getiriyormuş.

Halbuki farkında değiller, kitaptan yüz çevirene bir şeytanın mutlaka musallat edildiğini. Ki bu şeytanlar kendilerini yoldan çıkardıkları halde, bunlar ise kendilerinin dosdoğru bir yolda olduklarını zannederler.!!

Doğru, onlar bir ümmetti gelip geçtiler. Onların yaptıkları onlara bizim yapacağımız ise bize aittir. Lakin geçmeyen ve geçmeyecek bir şey daha var ki o da, Kur'an'ın bize verdiği "can çıkar huy çıkmaz" misali bir mesajdır.

Düşünüyorum da, tıpkı cumartesi ehlinin yaptığı işe benzer öyle çok işimiz var ki. Hangisini anlatsam, hangisine yansam doğrusu çok zor.

Onların bir cürümle maymun sürüsüne dönüşmesi, bizim ise bin cürümle ne olacağımız hep ürkütüyor beni!!

Baştayken söyleyeyim, sonra kızmaca olmasın. Dinimizin adı İslam, bu doğru. Lakin çok azımız hariç hayatımız topyekün yahudileşiyor.

Malumunuz, düğün mevsimindeyiz ve onca işin arasından bir düğünden bir diğerine koşup duruyoruz.

Maalesef islami hassasiyet kalmadı. Kız istemeden tutun da evliliğe kadar o kadar çok gayri islami işler yapıyoruz ki, sanki herşey bu iş olmasın üzerine kurgulanmış.

Allah'ın evlilikten bize murat ettiği hikmeti kavrayarak, evliliğe adım atan kız ve erkek kaç kişi vardır acaba, keşke bir sayabilsek.

Camide, cenazede müslüman olanlar, iş düğüne gelince Allah'ı ve kitabını düşünmek bile istemezler. Çünkü onlara göre bir kez evleniliyordur ve bu mutlaka nefsin hoşuna giden bir tarzda olmalıydı. Oysa bilmezler, mü'minin hası düğünde belli olurdu.

Nihayet düğün günü gelir. Elbette bizde bu iş Kur'an'sız olmaz. Önce O'nun rızasını almak gerekir. Dedik ya "cumartesi mantığı" bu. O'nsuz olmaz ama O'na göre hiç olmaz!

Derken; Kur'an, dua, vesair ritüellerden sonra artık Allah'ın hakkı verilmiştir ve iş asıl mevzuya gelmiştir.

Sonra, Kur'an'sız çalgı mı olur be hey ahmak! gibisinden birşey olur.

"Vur patlasın çal oynasın"la başlayan kızlı erkekli halaylar, danslar, küfür ve isyan dolu şarkılarla ar ve namusun ayak altı edildiği meydanlar...

Sonrada maymunlar gibi hoplayıp zıplayanlar cennete, yahudiler cehenneme öyle mi?

İhlas, riyaya
Takva, desinlere
Kanaat, israfa
Ahlak, çirkefliğe ve çıplaklığa
Tesettür, deve hörgüçlü sıkbaş kafaya
Elbiseler, bedeni daha çok çekici kılmaya yarayan bir şeye dönüştü.

Sonrada boşanmalar alıp başını gidiyor. Kadına şiddet, aldatma, huzursuzluk ve haliyle mutsuz ve psikolojisi bozulmuş aileler. Bastırılmış duygulardan neredeyse patlayacak bir toplum...

Yahudiler yalan söylüyorlar. Asıl bize "sayılı günlerden başka ateş dokunmaz". Nasıl olsa Allah'ın seçkin kullarıyız. Bi kere adımız Müslüman. Çok çok cezamızı çeker, sonrada illahin cennete gideriz ha!

Senedimiz var sanki. Artık bu iş kesin olacak gibi. Eğer öyleyse "haydi hemen ölümü temenni edin" der kitap. Dedik ya kitaptan sapan bir toplum mutlaka bu noktaya gelir diye.

Keşke iş düğünle bitmiş olsaydı. Maalesef "cumartesi ehlinin" marifetleri hayatımızın her yanını sarmış da farkında olan kim?

Allah ve Resuliyle savaşmak anlamına gelen faiz, şimdilerde çok masumca bir isme büründü. Artık faiz değil adı "kredi" oldu.

İhtiyaç kredisi, ev kredisi, araba kredisi, bilmem ne kredilerinden sonra haşa Ramazan ve Kurban bayramı kredileri de artık müslümanların lügatine girdi. Önce harama bulaşırsın, sonrada o haramı dinin içine çekersin. Dine uydurursun yani. Bu işlerin raconu böyledir. Yakında da hac ve umre kredileri çıkarsa demedi demeyin.

Hayali ticaretler, farzetkilerle yapılan al-ver mantığı ve bu kafayla finans kurumlarının yaptığı kağıt üstündeki mal satımları...

Gerçekte ise bal gibi faizle para satımından başka birşey olmayan bu oyunlar, ne kadar da "cumartesi ehlinin" yaptığı işe benziyorlar hiç düşündünüz mü?

Zaten bu oyunlar güya faizden korkanlar için bir yoldu. Ekseriyet için zaten böyle bir yola gerek kalmamış. Direkt gidip bankasından zaten parayı alıyor. Kimsenin bişey dediği yok. Hatta bu büyük bir haramdır demek bile suçluluk psikolojisi veriyor insana. O hale geldik yani.

Yahudileştik mi yoksa kendimizi mi kandırıyoruz?

Yoksa biz kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmından yüz mü çeviriyoruz?

Yoksa Allah'ın bize vaad ettiği uzak geldi de bari yakın olandan mı istifade edelim mi dedik?

Ne oluyoruz Allah aşkına böyle. Bu işlerin önü nasıl kesilecek bir bilen var mı?

Allah'ın miras hukukundan tutunda, boşanmaya, zekat müessesesinden ticarete, kadın-erkek ilişkilerinden giyilen kıyafetlere, zinadan şans oyunları tarzı kumara, dizi, film, çalgılı-zinalı programlar ile evleri barlara dönüştüren tv'lere, zengin-fakir ilişkilerinden toplumsal kastlara kadar, hayatın her alanında bir yozlaşma, bir yahudileşme...

Meğer maymun olmak demek, sadece tarihin bir zamanında gelip geçmiş ibretlik bir hadise değilmiş. Bilakis zamanlar üstü ve kıtalar dolaşan bir gerçeklikmiş. Doğrusu ise, bedenler belki maymun olmaz ama zihinler gerçekten maymun olmuştur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178