Gündelik hayatta yaşadığımız öfkenin çeşitli nedenleri olabilir. Belki en sık olanı kafamıza yatmayan bir davranış karşısında verdiğimiz tepkidir. Buna kurallar öfkesi diyelim. Bu durumda kafamızdaki kurala uymayan bir davranış sergilendiğinde biz öfkeyle karşılık verebiliriz. Bunu yapmamalıydı. Bu doğru değildi. Ben haklıydım. Öğretmen öğrencisine, eşler birbirine, patron işçisine, trafikte bir sürücü bir diğerine bunu yapabilir. Öfke çoğu zaman uyuma yönelik değildir ve problemin devam etmesine, artmasına yol açabilir. Eğer bizde bu şeklide öfke davranışları sergiliyorsak ve bu nedenle problemler yaşıyorsak kafamızdaki kuralları değiştirmemiz gerekir. Bu kural nerede yazıyor? Eğer sadece senin anayasanda yazıyorsa zaten senin değiştirmen gerekir. Eğer genel bir kuralsa o zaman değiştiremeyeceğine göre vereceğin tepkiyi değiştirmen gerekir. Kızabilirsin, üzülebilirsin –ki bunlar normal tepkiler- ama öfkelenmek çözüm olmuyor. 


Başka bir öfke çeşidi yansıtılmış öfke olabilir. Başkasına yöneltemediğin öfkeyi yakınlarına yöneltebilirsin. Öğrenci öğretmenine öfkelense onu yansıtamayabilir. Ev içerisinde kardeşine anne babasına ya da arkadaşlarına yansıtabilir. Benzer şekilde işçi patronuna boşaltamadığı öfkesini evine, eşine, çocuklarına yansıtabilir. Veya bazı insanlar karşıdakine yok diyemezler, istemediklerini yapmak zorunda hissederler. Bu durum onları hem moralsiz hem de kızgın yapabilir. Bu durumda uygun bir dille teklifi geri çevirebilmeyi öğrenebilir. Böylece hem kendine güveni artabilir, hem de öfke duygusunu kontrol etmeyi öğrenir.


Öfkenin bir başka çeşidi gizli öfke olabilir. Kişi bu durumda neden bu kadar sinirli olduğunun farkında olmayabilir. Sabah kalktığında, dışarıdan geldiğinde, biriyle karşılaştığında veya herhangi bir başka zaman öfke ruh hali baskın olabilir. Bunun nedenini anlamayabilir. Hatta öfkeli olmadığını düşünebilir. Karşıdakini suçlayabilir. Bunun çözümü için öncelikle öfke duygusunun farkında olması gerekir. Sonra geriye dönük başladığı noktaya gitmesi faydalı olabilir. Muhtemelen ya gündelik hayatta karşılaştığı-yaşadığı bir olaydan etkilenmiştir. Ya da belki bir hatırasını çağrıştıran bir uyaran almıştır. Kargoya giden bir kişi düşünün. Çalıştığı kuruma indirim yapıyor. Bir önceki kargoda çalışan yönlendirmiş ve indirim yapmış. Bu kez müşteri indirim yapılmasını istiyor. Belge isteniyor. Adres gösteriliyor fakat çalışanın kafasına yatmıyor. Aslında belki indirimli göndermek istemiyor. Belki uyarı almıştır. Fakat göndermek zorunda kalınca öfkeleniyor. Ve bunu bir şekilde müşteriye yansıtıyor. Bir başka örnek spor salonunda yaşanıyor. Hocası çalıştırana hey “filan yerli” pencereyi açarmısın diyor. Sporcu öfkeleniyor. Çünkü çocukluğunda filan yerli demek ona hep hakaret amaçlı söylenmiş. Bu söz onu çocukluk günlerine götürmüş ve onu hem sinirlendirmiş hem de üzmüş. Sporcunun bir haftası üzgün geçmiş. Eğer bu sebep sonuç ilişkisini anlasaydı muhtemelen daha rahat olacaktı. Ayrıca hocası onu sevdiği için, onu yakın hissettiği için de söylemiş olabilir. 
Gündelik yaşamda karşılaştığımız olaylara tepki vermeden önce onun neden böyle davrandığını anlamaya çalışmak ve vereceğimiz tepkiyi biraz ertelemek bize bizi daha iyi hissettirecek ve öfke kontrolü sağlamamıza yardımcı olacaktır.     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155