Bir Muharrem Ayı’nı daha geride bırakıyoruz… Muharrem’in en önemli günü elbette "Aşure günü" olarak da bilinen 10 Muharrem’dir. Bu günde önemli ve insanlığın kaderini etkileyen, geleceğine yön veren olaylar gerçekleşmiştir. Örneğin; Adem Peygamber’in tövbesinin kabul edildiği, Halil Peygamber’in Nemrut'un ateşinden kurtulduğu, Hz. Musa'nın kavmini Firavun'un zulmünden kurtardığı, Yunus peygamberin balığın karnından kurtulduğu, Hz. Yakub'un oğlu Hz. Yusuf'a kavuştuğu ve gözlerinin açıldığı, Nuh peygamberin gemisinin karayı oturduğu gündür. 

Peki, 10 Muharrem’de neden Aşure çorbası pişirilir? Aşurenin çıkış noktası ile ilgili temel anlatım Nuh Peygamber ile ilgili olan anlatımdır. Nuh Peygamber’in gemisinin karaya oturmasından sonra gemide bulunan son yiyeceklerden bu tatlı/çorba meydana gelmiştir. Gemide bulunan birbirinden farklı malzemenin bir araya gelerek oluşturduğu o muhteşem lezzet aslında insanlık için bir mesajdır.

Biliyorsunuz ki aşurenin içerisinde çeşit çeşit yiyecekler bulunur. Bu yiyeceklerin her birinin tadı ayrıdır. Ama aynı kazanda pişirildiğinde, apayrı bir tat oluşturarak aşure haline gelmektedir. İşte bugünde insanlar da çeşit çeşittir. Nasıl aşurede birleşen yiyecekler aşureye ayrı, güzel bir tat veriyorsa, her çeşit inançtan, kültürden, etnik yapıdan insan da bir araya geldiğinde, birlik olduğunda aynı aşurede olduğu gibi bambaşka bir güzellik kazanabilirler.
Bizler de insana insan olduğu için değer vererek, birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde, karşılıklı saygı çerçevesinde, birbirimize sevgi penceresinden bakarak güzel bir Türkiye, güzel bir dünya oluşturabiliriz.

Hele hele ülkemizin geçtiği şu sıkıntılı günlerde birlik ve beraberliğe, saygı ve sevgiye çok ihtiyacımız var. Bu Muharrem Ayı’nın millet olarak birliğimizin, beraberliğimizin ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olmasını temenni ediyorum.

Muharrem Ayı’nda yaşanan Kerbela olayını da doğru anlamamız gerekiyor. Bize düşen en önemli görev Kerbela’dan ayrılık gayrılık değil, birlik ve beraberlik mesajı çıkarmaktır. Yürekleri hiçbir zaman Kerbela’ya dönüştürmemektir. Son yıllarda İslam coğrafyasında yaşanan olaylar mezhebi, meşrebi ne olursa olsun Müslümanların Kerbela’yı, Hz. Hüseyin ve arkadaşlarını hala doğru okumadığını, doğru anlamadığını ortaya koymakta. Onun içindir ki, bugün etrafımızda nice Kerbelalar yaşanıyor. Kardeş kanı akmaya devam ediyor. Bugün mezhebi, meşrebi, dili, kültürü, coğrafyası ne olursa olsun dünyadaki bütün Müslümanların yeni Kerbelalar yaşanmaması için ortak bir dil, ortak bir kültür, ortak bir düşünce, "ortak bir gönül birlikteliği" geliştirmesi gerekiyor.

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176