“Şüphesiz her iftar vaktinde Allah tarafından (cehennem azabından) azad edilenler vardır. Bu (azad etme işlemi) Ramazanda her gece olur.” (İbni Mace Siyam 2)   

İftar vakti müminler için sevinç ve huzur vaktidir. Bu vaktin girmesiyle Allahın rızası için açlığa, susuzluğa, orucun sıhhatine zarar verecek tutum ve davranışlara karşı sabreden, oruca özel yasaklardan uzak durmayı başaran ihlaslı gönüller için bütün bu yasaklar kalkar. Bu vakit Resulullah’ın : “ Şüphesiz her iftar vaktinde Allah tarafından (cehennem azabından) azad edilenler vardır. Bu (azad etme işlemi) ramazanda her gece olur” sözleriyle ifade ettiği üzere bağışlanma vaktidir. Yine Hz. Peygamber müminin iki sevinci vardır. Birisi iftar vaktinde orucunu açtığı zamandaki sevinci diğeri rabbine kavuştuğu zaman orucunun (mükafatından kaynaklanan) sevincidir.(Müslim Siyam 163) buyurmuştur.

Allah resulü iftar vakti geldiğinde orucun açılmasında acele edilmesini tavsiye etmiştir. “ İnsanlar vakti girince iftar etmekte acele ettikleri sürece hayr üzere olurlar ( Buhari, Savm 45) buyurmuş ve Allah’ın sevgili kullarının iftar yapmada acele edenler olduğunu bildirmiştir.(Tirmizi, Savm 13)

Allah resulü “ Her oruçlunun iftarını açtığında bir duası vardır” diyerek müminler bu sevinç ve bağışlanma vaktinde dua etmeyi öğütlemiştir. Bu hadisi peygamberimizden nakleden sahabi Abdullah b. Amr’ın iftar vaktinde “ Allah’ım senden her şeyi kuşatan rahmetin ile beni bağışlamanı dilerim diyerek dua ettiği bilinmektedir.( İbn Mace Siyam 48)

Ramazan ayında diğer aylara göre daha cömert olan sevgili peygamberimiz iftar sofralarını başkalarıyla paylaşmaya önem vermiş ve şöyle buyurmuştur: “Her kim bir oruçluya iftar yemeği yedirirse kendisine onun sevabı kadar sevap verilir oruçlunun ecrinden de. Hiçbir şey eksiltmez (Tirmizi Savm, 82) Kendisi de iftar davetlerine icabet etmiş ve davet sahiplerine övgüde bulunmuştur. Nitekim Sad b. Ubade’nin iftar davetine icabet ettiğinde iftarda kendisine ikram edilen yemeği yedikten sonra genellikle başkalarıyla iftar ederken okuduğu şu duayı okumuştur: Eftara indekumussaimun ve vekele taamakumul ebrar ve salat aleykümül melaiketu (yanınızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin ve melekler size rahmet dilesin) ( Ebu Davud Etime 54)

İslam ümmeti Allah resulünün diğer sünnetlerine karşı gösterdiği hassasiyeti sahura kalkma ve iftarda acele etme, iftar sofralarına ihtiyaç sahiplerini çağırma gibi konulardaki sünnetinde de göstermiş, tarih boyunca bu heyecan artarak devam etmiştir.

Sahur ve iftarlardaki coşku her millette kendine özgü bir takım gelenekleri oluşmasına sebep olmuştur. Osmanlı döneminde sahurlarda okunan salayla temcit adı verilen bir uygulama başlatılmış. Bu uygulamaya atfen dilimizde temcit pilavı şeklinde bir deyim oluşmuştur. Zira o günlerde akşamdan hazırlanmış olan pilavlar sahur vaktinde temcitler okunurken çıkarılır ısıtılır ve sahur yapılırdı. Osmanlı’daki bu geleneğin yerini daha sonraları, oruç tutanları uyarmak üzere caddelerde maniler eşliğinde davullar çalan Ramazan davulcuları almıştır. Günümüze kadar gelen bu uygulama toplumda canlı olarak yaşanan ramazan sevincinin canlı bir göstergesidir.

Günümüzde saflar halinde oluşturulan mütevazı iftar sofralarının ve iftar çadırlarının toplumun yaşadığı iftar coşkusuna çok büyük katkı da bulunduğu açıktır. İftar davetlerini verirken eş dost akrabanın dikkati alınması güzeldir. Fakat bu daireyi genişleterek iftar sofralarına ihtiyaç sahibi insanları buyur etmek Allahın rızasına çok daha uygun bir davranış olacaktır. İftar davetleri belli bir zümrenin bir araya gelerek lüks mekanlarda, zengin mekanlarda yemek yemelerin ötesine geçmeli, sofralara dahil edilen yetimler yaşlılar ve muhtaçlarla Halil İbrahim bereketinin arandığı Salih amellere dönüşmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178