Karadeniz’e gitmeyen ‘gezdim’ dememeli. Karadeniz’e gidip de Rize’yi görmemek, Rize’ye gidip de yaylalara çıkmamak da elbette olmaz. Bizler de gittik gördük. O muhteşem doğasıyla Karadeniz’i yaşadık. İşte Rize notları:

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve hısımım Harun Özkaya’nın mihmandarlığında Rize’yi 1 hafta boyunca ailecek neredeyse adım adım gezdik. Bol bol çay bahçelerine uğrayıp, adeta milli içeceğimiz olan çayın bitkisini yakından inceledik ve fotoğraflar çektik. Siyah olarak tükettiğimiz ama dalında yemyeşil olan çay… Tabi yeşillik çayla sınırlı değil, dağları, yaylaları malum olduğu üzere yemyeşil Karadeniz’in.. Bir günde neredeyse dört mevsimin yaşandığı, her an yağışların olabildiği o muhteşem güzellikteki Karadeniz… Havanın çoğunlukla kapalı olması iç karartıcı gibi görünse de muhteşem manzara, her şeyi unutturuyor. 

Rize Kalesi’ne çıkıyoruz. İlk olarak Cenevizliler tarafından yapılan Kale, tarih boyunca Osmanlı dahil her dönem stratejik önemini koruyarak kullanılmış. Halen turistik bir mekan olarak, bakımlı bir şekilde kafeteryasıyla hizmet veriyor. Kale’de dikkatimizi çeken bir husus, Rize’nin eski bir belediye başkanının sık sık gelip buradan şehre bakması ve şehrin gelişimi için neler yapılabileceğini düşünmesi dolayısıyla mezarının buraya yapılmasıydı. Kale’nin turizme kazandırılması ve korunarak yaşatılmasını oldukça memnuniyet verici bularak takdir ediyoruz.

Ayder’e çıkmaya karar veriyoruz. Ayder, Çamlıhemşin ilçesinin 19 km. güneydoğusunda 1350 m. yükseklikte çam ormanları ile kaplı daha ziyade yayla niteliğinde bir yerdir. Fırtına deresi boyunca eşsiz doğa güzelliklerini izleyerek vardığımız Çamlıhemşin ilçesi hudutları dahilinde yer alan Ayder gürgen dibiyle Aşağı ve Yukarı Ambarlık(Gelin Tülü) şelalesi, yayla evleri, çiçekli düzleri, türlü çiçeklerden elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar'a dayamış, çam örtülü yamaçlarla kaplı cennet görünümündedir. Arazinin meyilli olması nedeni ile Çamlıhemşin’deki akarsular, 3000 m. Rakımdan 70 Km.lik bir uzaklık boyunca ilerleyerek sıfır rakıma düşüyor. İlçe merkezinden geçen Fırtına Deresinden dolayı da Fırtına Vadisi olarak anılıyor. Fırtına Deresi, Kaçkar ve Verçenik Vadilerinden gelen Elevit Deresi ve Palovit Deresinin birleşimi olan büyük dere ile Hala Deresinin (Ayder Deresi) birleşmesinden oluşur. Fırtına Deresi Pazar, Ardeşen sınırından Karadeniz'e dökülüyor.

Doğa harikası bölgede, Fırtına Vadisi boyunca aracımızla yol alıyoruz, Karadeniz türküleri eşliğinde. Zorlu doğa ortamı, açılan ve oldukça iyileştirilen yollarla rahatlatılmış. Bir ara mola vererek Fırtına Deresi’ne iniyoruz. Öyle ya yanından geçip de Fırtına Deresi’ne dokunmamak olmaz. Buz gibi suyla sıcaklığı dağıtıyoruz. Ve yeniden yola koyuluyoruz. Nihayet Ayder’e çıkıyoruz. Gerçekten de anlatılması zor, yaşanılası güzel bir diyar buluyoruz karşımızda. Yüksek turizm potansiyeline sahip Ayder’in muhteşem manzarasının bozulmaması için yapılaşmaya, en azından betonarme yapılara hiçbir şekilde izin verilmemesi gereği üzerinde hem fikir oluyoruz. Ayder Yaylası’nda yiyeceklerimizi afiyetle yedikten ve meşhur Laz böreğini burada tadıp bol bol oksijen aldıktan sonra dönüş için yola koyuluyoruz. Tabi o muhteşem şelalelerden dökülen buz gibi sularla işletilen alabalık tesislerine uğramadan geçmek olmaz. Yolda kısa mola verip alabalıklarımızı alıyoruz ve yola devam ediyoruz. Ardından Rize merkeze ulaşıyoruz.

Bir diğer gün, Kıbledağı’na çıkıyoruz. Biraz dik oluşundan dolayı her virajında dualar okuya okuya, salavatlar getire getire çıkıyoruz dağın zirvesine. Rize merkezden 23 km. Güneysu ilçe merkezinden 9 km uzaklıkta bulunan Kıbledağı Kent Ormanı’nın yolu tamamen beton olarak yapılmış. Böylelikle, sık yağışların olduğu bölgede 1109 rakıma çıkarken kaygan zemin sorunu yaşamıyorsunuz. Zirveye yapılan cami, mesire alanı ve çevre düzenlemesi çok güzel… Bölgenin, kendisi de Güneysulu olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla turizme kazandırıldığını öğreniyoruz. Mutlaka görülmesi gereken önemli bir turistik merkez. Manzara muhteşem. Yemyeşil doğa, Karadeniz’in sonu görünmez görüntüsüyle birleşince seyrine doyum olmuyor. Tabi bir yandan da Kaçkarlar… Havanın çabuk kapanması, eşsiz manzaranın tadını aklımızda bırakıyor. Gitmeden önce hava durumunu mutlaka bilmek lazım. Bir diğer programla Dağmaran’a çıkıyoruz. Burada yine bir buket muhteşem Karadeniz manzarasının yanı sıra hassaten muhlamanın tadına bakıyoruz.

Doya doya daha doğrusu doyamadan 1 hafta geçirdiğimiz Karadeniz turumuzu, Trabzon, Gümüşhane ve Erzincan üzerinden Malatya’ya gelerek noktalıyoruz. Dönüşte tabi, bol bol hediyelik çay paketlerinin yanı sıra çay kolonyası ve çay parfümü almayı da ihmal etmeden… Misafirperverliklerinden dolayı Harun Özkaya, meslektaşları öğretim görevlileri Ayhan Akçair ve değerli eşleri ile Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Tan’a şükran borçluyuz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178