Darbe dönemlerinde sürekli kullanılan bir söz vardı:

Meclise sahip çıkmalı...

Evet, bugünde, yarında meclise sahip çıkmalı...

Operasyonlarla halk iradesi üzerinde oyun oynanmasına izin verilmemeli...

Hükümetlere karşı örgütlerin kurdukları kumpaslar boşa çıkarılmalı...

Meclis'in iradesine ipotek koyacak ve algı operasyonları ile yönlendirecek güçlere karşı durmalı...

Meclisi bürokrasinin ayak oyunlarına ve projelerine teslim etmemeli...

Ortak halk iradesinin eksiklerine rağmen en iyi temsil edildiğiyere sahip çıkmalı...

Millet'i yönetmeye talip olanların yeri Meclis'tir... Arka odalar, gizli dosyalar, çarpık ilişkiler değil...

Her türlü vesayetçilerin, asker- yargı- emniyet içinde hakimiyet taslayanların, örgütlerin, cemaatlerin, tarikatların, ulusal ve küresel aktörlerin kumpaslarına karşı Millet'i müdafaa yolu meclisten geçer...

***

Bugün, emperyalizmin ve şeytanizmin "Her ulusun bir devleti olmalıdır." sözünü savunanlar,

bir gün  emperyalizm ve şeytanizm "Her dinin bir devleti olmalıdır." "Her mezhebin bir devleti olmalıdır." "Her sınıfın bir devleti olmalıdır." iddiasını dillendirirse onu da savunacaklardır.

Akıllarını kiraya vermişler, kim kiralayıp kullanmak isterse ona tahsis ediyorlar.

Emperyalizmin Kürtlere devlet teklifinden sonraki teklifi; "Her Mezhebin devleti olmalıdır"

olacak: Sünni devleti! Şii devleti!

***

"Herkesin bir devleti var. Kürtlerin de devleti neden olmasın?"

Bu düz, banal, sahte olan,stratejiden, medeniyet ruhundan yoksun akıl şu anda en yaygın kanaat olarak paylaşılıyor.

Bu kanaati paylaşanlar;

1- Emperyal ayartmayı ve planı görmüyorlar.

2- Herkesin bir devleti olmalı sözü akıldan yoksundur.

3- Birlikte yaşamayı ve bunun için mücadele etmeyi değil çatışmayı ve savaşı tetiklemektedir.

4- Ortadoğu'nun tam kalbinde kaosu besleyerek fitneyi körükleyenler ayrı devlet ile kurtulacaklarını sanıyorlar.

5- Kürtleri, Farslılar, Araplar ve Türkler ile savaştırarak direnişçi iradeyi zayıflatıyorlar.

6- Geleceğin ayrılmakta değil birleşmekte olduğunu bilmeyecek kadar basiret ve ferasetten yoksun olanlar, ayrışmayı- parçalanmayı güçlenmek olarak görüyorlar.

"Onların var, bizim de olsun." Bu mu tüm teklifiniz? Bu mu tüm aklımız?

Her toprağın ve coğrafyanın kaderi var.

Bu toprakların kaderi ile diğer toprakların kaderi aynı mı?

Dil ve kültürü yasaklayanlar ile şu  anda küresel ölçekteki emperyaller aynı değildir.

Zaten sorun da burada... Ayartılmış akıl böyle düşünüyor, düşündürtüyor.

Baskı ve yasaklarla mücadele edilmelidir. Ama bunları küresel emperyalistler gibi düşünüp, küresel emperyalistlerin aklı, projesi, desteği, çerçevesi ile hareket etmek...

Kürtleri ümmetten koparma projesi devam ediyor.

HDPKK'nın Türkiye'de Kürtleri tarihten, dinden, varlık değerlerinden koparma projesi devam ediyor.

Kuzey Irak'ta Irak'ı Kuveyt'e saldırtan ABD, Şiileri Saddam'ın insafına terk edip Kürtleri himaye etti.

Bölgeye konumlandırdığı Çekiç Güç ile hem PKK'ya destek verdi, hem de Kürtleri koruyucu irade olarak kendisini kabul ettirdi.

İkinci Irak savaşı ile de ABD, güneyde 1.5 milyon insanı öldürtürken, Kürt bölgesini bu kıyımdan uzak tuttu. Diğer yandan IŞD üzerinden hem PYD hem de Barzani'ye kurtarıcılık rolü kazandırıldı.

IŞD ile olan mücadele sonrası silahlı mücadele elde edilen Suriye kuzeyi ve Irak kuzeyinde

artık devlet kurma zamanının geldiğini düşündürttü.

ABD, şu ana kadar ilişki de bulunduğu kişi, örgüt, devlet ve toprakları ne kadar özgürleştirdiyse Kürtleri de o kadar özgürleştirecek!

Kürtler olarak bu projeye teslim olmayacağız.

Irak'ı Şiiler- Sünniler- Kürtler olarak üçe bölme planı işliyor.

Buna herkes alet ve ortak oldu. Bu proje bozulmalıdır.

Türkiye ve İran, Irak ve Suriye'nin parçalanmasına izin vermemelidir.

Bu emperyal proje gerçekleşirse, gelecek yüzyıl; fitne, kan ve gözyaşı yüzyılı olacaktır.

Türkiye ile Kuzey Irak ilişkisini, İsrail ile Filistin, Sırbistan ile Bosna ilişkisine benzetenlere en hafif deyimle el-insaf diyorum.

Araplar, Farslılar, Türkler ve Kürtler arasında fiili savaş yüzyıllardır yapılmıyor.

Savaş dediğimiz fiili savaşı İran- Irak savaşıdır.

O savaşta, bugün olduğu gibi emperyalist akla uyan aklın savaşıdır.

Türklerin başta Farslılar, Araplar, Kürtler ile savaşı olmamıştır.

Arapların da hakeza...

Ortadoğu'yu savaş yerine çeviren emperyalist akıl ve bu akla uyan yerli işbirlikçileridir.

Tarih, ırkların, ulusların mücadelesi değildir.

Sahip oldukları din ve medeniyet üzerinden var oluş mücadelesidir.

***

Kürtlerin var oluşunu ulus devlet ile sınırlamak, asıl olarak yok oluşunu kabul etmektir.

Ulus devleti olmayan “yok” olmak anlamına gelmiyor. Varlığının anlamı temsil ettiği değerlerle ancak mümkündür. Devleti yok iken her daim değer ifade eden Kürtler bugün PKK eliyle Batı’ya pazarlanıyor.

Hak ihlalini tartışmak bir şey...

Ama bu hak ihlalini gidip emperyalizme uşaklık etmeye mazeret kılmak ayrı bir şey...

Hiçbir hak ihlali gidip ABD emperyalizminin yerli tedarikçisi ve işbirlikçisi olmayı gerektirmez.

***

Kürt Siyasal Aklı hala Türkiye'nin 1940'li yıllarındaki hali yaşıyor.

CHP- HDPKK tek parti örgütü, halka rağmen, halka karşı olan

tutumunu sürdürüyor.

Kürtler içinden PKK tek parti örgütüne karşı henüz tavır alma cesareti toplumda oluşmadı.

Cesareti- gücü- aklı olanlar; öldürüldü, sürgün edildi, susturuldu. Bölgeden uzaklaştırıldı.

Bölge içinde kalıp, öne çıkan bir irade yavaş yavaş oluşuyor.

Ama gerçek anlamda özgürleşmesi için 50 yıla ihtiyacı var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199