'At İzinin İt İzine Karıştığı Oldu'

15 Temmuz hain darbe girişimin olduğu ilk andan itibaren eşi ve kızları ile her akşam demokrasi nöbeti tutan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Üniversiteye rektör olarak atandığı haberini demokrasi nöbeti sırasında aldığını ifade eden Rektör Kızılay, aralarında yakın çalışma arkadaşlarının da yer aldığı 27 kişinin FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınmasını değerlendirdi. “O gün yaşananlar tam bir algı operasyonuydu” dedi.

'At İzinin İt İzine Karıştığı Oldu'

15 Temmuz hain darbe girişimin olduğu ilk andan itibaren eşi ve kızları ile her akşam demokrasi nöbeti tutan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, gazetemize özel açıklamalarda bulundu. Üniversiteye rektör olarak atandığı haberini demokrasi nöbeti sırasında aldığını ifade eden Rektör Kızılay, aralarında yakın çalışma arkadaşlarının da yer aldığı 27 kişinin FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınmasını değerlendirdi. “O gün yaşananlar tam bir algı operasyonuydu” dedi.

19 Temmuz 2017 Çarşamba 18:30
'At İzinin İt İzine Karıştığı Oldu'

DARBE GİRİŞİMİ OLDUĞUNU İLK NASIL DUYDUNUZ? O GECE MEYDANA İLK İNENLER ARASINDAYDINIZ. O ANLARI BİRAZ ANLATIRMISINIZ?

15 Temmuz akşamı evde televizyon izlerken, Boğaz köprüsünün bir tarafının birkaç tane askeri araç tarafından kapatıldığını gördüm. Herhalde bir bomba ihbarı falan var diye düşündüm. Bu sırada kanalda öbür köprünün de bir tarafının kapatıldığını söylediler. Bende acaba aynı anda iki köprüye de bomba ihbarı var diye düşündüm. İlk anda bir darbe falan düşünmedim, bir bomba ihbarı vardır diye düşündüm. Çünkü bu ülkede darbe olmaz, darbeler artık rafa kalktı diye düşündüm. Türkiye’nin geldiği noktaya baktığımızda yıl 2016, ekonomik olarak ülkede huzursuzluk yok, yani darbeyi gerektirecek hiçbir gerekçe yok yani dolayısıyla darbe aklıma hiç gelmedi. Hükümetten gelecek açıklamayı beklemeye başladık. İlk açıklama o akşam başbakandan geldi. Başbakanımız bunun bir kalkışma olduğunu ifade etti. Biz eşim ve iki kızım üniversitenin kampusunde ki lojmanındaydık, hemen arabamıza binip şehir merkezine gitmek için hazırlanmaya başladık. Tam o sırada Cumhurbaşkanımızın meydanlara çağrısı geldi. Ben Cumhurbaşkanımızın mesajını yazıp hemen sosyal medya hesabımdan paylaştım. Sonra hanımla, kızlarımla beraber şehrin meydanına gittik. Gece saat üç buçuk dörde kadar belki beşe kadar meydandaydık. Malatya 15 Temmuz geçesi canlı ve darbeyi protesto eden bir gece geçirildi. O gece sabaha kadar bütün şehir ayaktaydı. Canlı ve dimdik duruyordu ve darbeyi protesto ediyorlardı.

REKTÖR ATAMA HABERİNİZ DEMOKRASİ NÖBETLERİ SIRASINDA GELDİ. REKTÖR OLACAĞINIZ GÜNÜ BU ŞEKİLDE HİÇ HAYAL EDER MİYDİNİZ?

Oda benim için çok ilginç bir anı. Demokrasi nöbetlerinin tutulduğu günlerde bizim üniversitede de rektörlük seçimleri süreci yaşanıyordu. Ben bu şehirde hekim olmam hasebiyle tanınan bir kişiyim. Meydanda devamlı konuşma yapmam istendi ancak ben adaylık sürecinde olduğumuz için pek uygun görmedim. Darbeye karşı nöbetinin sanıyorum on üçüncü günüydü. Bizde akşam nazmını evde kılıp çıkacaktık. O esnada TV’de alt yazıdan sekiz üniversiteye rektör atandığı geçmeye başladı. Biz Ağustos’un ilk günlerinde açıklanır diye bekliyorduk. İnönü Üniversitesi için benim ismimi alt yazı olarak yazıdan okuyunca tabi bizim için üç gün önceden oldu. Her ne kadar atanacağım konusunda güçlü bir kanaat yaşıyor olsam da son kararı Cumhurbaşkanımızın vermesi kesin sonucu belirledi. Sonra Cumhurbaşkanlığı sitesine girdim, oradan da teyit aldım. Sonra demokrasi nöbetine gittik. Yani Rektör olarak atanmam tam demokrasi nöbetinin başladığı saate rast geldi. O akşam saat on gibi kürsüden hitap etmek için davet ettiler. Oradaki topluluğa ilk kez rektör olarak hitap ettim.

SİZCE 15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ SONRASI SİVİL TOPLUM ZARAR GÖRDÜ MÜ? BU KONUYU KULLANANLAR OLDU MU?

Darbe girişimi olduğuna inanmakta ilk başta güçlük çektik ama bu darbeyi FETÖ örgütünün yaptığından hiç şüphe duymadık. Çünkü bu hiçbir gerekçe yokken böyle bir seyiri ancak o izah edebiliyordu. FETÖ yapısı bu darbeyi bir akıl tutulmasıyla yapmış olduğunu düşünüyorum. Bu darbeyi bu yapı yapmıştır, ondan hiç şüphe duymadı toplum. Bu yapı hakikaten toplumda en çok dini duyguları, İslami hassasiyeti, hayır hasenatı, samimiyeti yani dini duyguları bir kalkan olarak kullanıp toplumun her kesimine temel olarak ulaşan bir yapı oldu. Dolayısıyla dini konuları kullandığı içinde böyle bir yapının hain bir darbe teşebbüsüne kalkışması 15 Temmuz’da sonra ilk üç dört ayda şöyle bir havayı ülkede yarattı, oluşturdu. İşte bugün bu FETÖ’cüler başarısız bir darbe yaptı, ama yarın başka bir grup gelişirse ilerlerse bu defa gelip onlar darbe yapar. Böyle bir havayı oluşturdu, hatta bu fırsattan istifade böyle bir havayı bazıları da pompaladı. Sivil toplum, cemaatler, cemiyetler toplumda bu milletimizin çok uzun yıllardır bin yıldır mayasının oluşmasın da etkisi olmuştur. Geleneği olan yapıları, sivil toplum örgütlerini potansiyel şüpheli olarak sunmak istediler. Hatta bazıları daha da ileri giderek onları soruşturma kapsamına sokmaya çalıştı. Sokanlarda oldu. Böyle bir hava oluştu. Hatta o dönemde Malatya’da bazı yöneticiler de bunu dile getirdiğini ben gördüm. Bazı yöneticilerde özellikle dini yönü ön planda olan sivil toplum kuruluşlarını, cemiyetleri, yapıları, vakıfları, dernekleri hepsini aynı sepete koyup bu sepeti de FETÖ’yle benzerleştirerek hepsini potansiyel suçlu veya şüpheli konumuna soktu. Böyle bir ortam, böyle bir hava estirildi. Bu hava çok devam etmedi. Üç dört ay sonra toplumun sağduyusu artık harekete geçti. Tüm yöneticilerin, toplumun ve siyasetin sağduyusuyla o algı yok oldu. Şunu herkes gördü; dini ağırlıklı olarak, dini yönü ön planda olan vakfılar, dernekler, yapılar, cemaatler, cemiyetler 15 Temmuz darbe girişimine karşı en sağlam dik duruşla protesto eden, darbeye karşı duran insanlar, gruplar olduğunu da toplum çok yakından zaten görmüştü. Bu ülke bin yıldır bizim ana yurdumuz. Bu ülkeyi yurt yapan, bu milletin mayasını oluşturan aslında sivil toplumdur. Onun için sivil toplum çok kıymetli.  Onun için bu sivil hareketleri şüpheli hale getirip, neredeyse namazı, niyazı, her şeyi şüpheli görüp FETÖ’ye bulaşmıştır diye düşünüp onları 15 Temmuz’la ilişkilendirmek bu ülkeye haksızlık olur. Bunu iddia edenler de kesinlikle başka bir ihanetin içerisinde olduğunu düşünüyorum.

SİZCE FETÖ İLE MÜCADELE KARARLI BİR ŞEKİLDE İLERLİYOR MU? KASIM AYI İÇİNDE ARALARINDA BAZI YARDIMCILARINIZINDA YER ALDIĞI BİR ALGI OPERASYONU YAPILDI. BU OPERASYONU NASIL DEĞERLENDİRECEKSİNİZ?

Üniversitemizde birçok kez gözaltılar oldu, yoğun bir mücadele süreci oldu. Özellikle 9 Kasım 2016’da bir gözaltı oldu, o diğerlerine uymayan bir tarzda oldu. İşte orda at izi it izine karışma şüphesi oldu toplumda. Yirmi, yirmi beş yıldır bu üniversitede çalışan birkaç hoca FETÖ ile ilişkilendirilerek gözaltına alındı. Hal bu ki o hocaları hem üniversite çok yakından tanıyor, hem de şehir çok yakından tanıyor. Ve nitekim o hocalar hakkında daha sonra çok detaylı incelemeler yapıldı ve takipsizlik kararı verildi. Bu süreç aslında ilk söylediğim birkaç ayın biraz önce tarif ettiğim çerçevenin bir parçası. O süreçte böyle herkesi olağan bir şüpheli gibi değerlendirmek eğiliminde olan bazıları oldu. Sonra bu eğilimde olanların bazıları sonradan ihraç edildi ya da baylock tespit edildi, başka bağlantılar tespit edildi. Şunu da anlıyoruz ki bir kısmı belki samimi olarak FETÖ ile mücadele için böyle düşünüp davrandı. Bir kısmı da art niyetli olarak sulandırmak, at izini it izine bulaştırmak içeriğinde böyle yapmış olabilir. Onun için erken dönemdeki, erken günlerdeki bu tip problemler aslında normal karşılanabilir. Aslında geriye bakınca çok normal olarak düşünmüyordum. Geçmişte hatalı değerlendirmelerde olmuşsa bunlarda yeniden inceleniyor. Ve detaylı incelenerek eğer birine bir haksızlık yapılmışsa da ihraç edilmişse de oda geri yerine tekrar iade ediliyor. Bizim kendi kurumumuzda da çok sayıda öğretim üyesi ihraç oldu. Biz tekrar ihraçları inceleme komisyonu kurduk. İhraç olanların hepsini tekrar o grup inceledi. İncelemeye devam ediyor. Bitirmiş değil. Ama her bir dosya tek tek inceleniyor bütün detaylarına kadar. Sonra bir rapor hazırlanıyor ve onu YÖK’e gönderiyoruz. Yani ihraç oldu, tamam bitti demiyoruz, bütün şikayetleri yeniden gündeme alıp tekrardan değerlendiriyoruz.

VUSLAT GAZETESİ

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner213

banner214