Direnişten Dirilişe

Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Kanaat Önderi Zekeriya Şengöz, 28 Şubat’ın Müslümanların devletten uzaklaştırılması olduğunu belirterek, “O süreçte Milletimizin gösterdiği direniş, 15 Temmuz’daki hain darbe girişimine karşı Dirilişi sağlamıştır” dedi.

Direnişten Dirilişe

Anadolu Platformu Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve Kanaat Önderi Zekeriya Şengöz, 28 Şubat’ın Müslümanların devletten uzaklaştırılması olduğunu belirterek, “O süreçte Milletimizin gösterdiği direniş, 15 Temmuz’daki hain darbe girişimine karşı Dirilişi sağlamıştır” dedi.

28 Şubat 2017 Salı 09:25
Direnişten Dirilişe

28 Şubat’ta yargısız infaza tutulduklarını belirten Şengöz, “O gün bizi yargılayan hakim ve savcıların hemen hemen hepsi istisnasız bugün içeride ve FETÖ terör örgütüne mensup birer örgüt elemanı olarak yargılanmaktalar” diyerek kumpasa işaret etti.

İşte Zeki Baba olarak da bilinen ve Milleti için bedel ödeyen Zekeriya Şengöz Beyefendiyle yaptığımız röportaj:

Halkımız, 28 Şubat direnişini 15 Temmuz’a taşımıştır

-28 Şubat süreci Türkiye için ne anlama geliyor? 28 Şubat nedir sizce?

-28 Şubat süreci; 1960 darbesi, 1980 darbesi 1972 muhtırasından sonra 28 Şubat dönemi postmodern darbe diye tarihe geçmiş oldu. Bu 28 şubat süreci dediğimiz postmodern darbenin esas amacı Müslümanların devletten uzaklaştırılması, kovulması, İslami olan düşünce yapısının tamamen nötr hale getirilmesi; özellikle kamusal alanda, siyasal alanda itibarsızlaştırılması, etkisizleştirilmesi şeklinde okunması gerekiyor. İşte bu süreçte Anadolu topraklarının köklerinden beslendiği İslami düşünceye sahip halkın bir şekliyle artık yok edilemeyeceği, düşüncelerinden inancından yok sayılamayacağı, toplumun tekrardan kendi küllerinden ayağa kalkabileceği bir durumun mevcut olduğu görülmüştür. Bundan dolayı, batılılar tarafından özellikle itibarsızlaştırma operasyonları yapılmış, tamamen yok sayılmak istenmiş, baskı ve zulümler yaşatılmıştır. Halkımız onların bütün baskılarına rağmen, yerli uşaklarına rağmen onlara teslim olmamış ve onlar sonunda gelip 28 Şubat sürecine çarpmışlardır. Evet, 28 Şubat süreci bu kadar canlı, diri halk tarafından katılım gösterilen öyle bir direnişe bürünmüştür ki; bu direniş, kendi öz değerini gittikçe büyüterek, kaliteli bir seviyeye getirerek 15 Temmuz sürecinin de halkın kendisine karşı yapılmış olan bu işgal sürecine direnişi tetiklemiş ve halkta olumlu duruşunu 28 Şubat’ta almış olduğu destekle, zihin yapısı ile bunu 15 Temmuza taşımıştır. Yani bir diriliş gerçekleşmiştir. 

28 Şubat’ta da FETÖ terör örgütünün parmağı var

-Bu süreci birebir yaşayanlardansınız. Sizler bu dönemde neler yaşadınız?

-28 Şubat süreci başından da bahsettiğim gibi modern batılılaşma sürecine karşı bir direnişti. Sömürgeci anlayışa karşı bir direniş ve vesayet rejiminin kurumlar üzerindeki İslami kesim üzerindeki baskının kaldırılması bakımından bir direniş. 28 Şubat sürecindeki direniş; halkın uyandırılması, halkın ıslahı bu toplumun inşası harekâtının; kendilerine yapıldığını hissettikleri bu Müslümanca duruşun önüne geçme harekâtıydı. Dolayısı ile biz vahyi bir duruş ile vahyi bir sezgi ile bu direnişi halkın tamamına yayma yolları aradık. İmam-hatip okullarının kapatılması ile başörtü yasağı ile Kur’an Kurslarının kapatılmasına kadar uzanan bir süreçti. Bu süreçte yapılan bir direniş oldu. Bu direniş özünde İslami değerleri olan halkın kendi değerleri ile barışık yaşaması ve muhafaza edilmesi sürecini biz yaşadık. Bu süreçte olunmadık iftiralara maruz kaldık. Her türlü iğrenç saldırılarla karşı karşıya kaldık. Bize karşı olarak özünde radikal dedikleri, özünde toplumun da kabullenmeyeceği ve toplumsal yapının barışık yaşadığı düşünce yapısının dışında her türlü karalama kampanyasına girdiler. Dolayısı ile bu süreçte 28 Şubat’ı yaşatma niyetinde olanlar; bize, halk nezdinde itibarsızlaştırma sürecini yaşattılar. Bu süreçte tabi Müslüman kimliğin ve yapının korunması bir bedel şeklinde oldu. Rabbimizin bize biçtiği yaşam biçimini, Müslümanca bir yaşam biçimini seçtiğiniz zaman; çevrenizle, yakın dostlarınızla bağınızı kesmek için her türlü yalan, karalama, iftira kampanyasına girdiler. İşte biz bu süreci canlı bir şekilde yaşadık. Bizi sadece toplumda itibarsızlaştırma, tecrit etme, ayrıca sahip olduğumuz düşüncenin de toplumda karşılık bulmaması için bize olmadık karalamalarla ve bu gün de ortaya çıkan Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) polis gücündeki etkisi ile yine yargıdaki örgütlenmesi ile kurumlardaki işbirlikçileri ile bizi bir yargısız infaza mahkûm ettiler. Bu yargılama sürecinde çeşitli yalanlarla karalama kampanyası ile bizlere o zamanın şartlarında terörle yargılanabilecek süreci yaşattılar. Ailelerimiz çok büyük sıkıntılar yaşadı, çevremiz çok mağdur duruma düşürüldü, toplumdaki itibarımızın yitirilmesi için uğraşıldı. İçerde 12,5 yıllık bir cezaya maruz kaldık. Bu yetmiyormuş gibi bir sürgün hayatı yaşamak zorunda bırakıldık. Yaptığımız tek şey, içinde bulunduğumuz Anadolu coğrafyasında Müslüman kimliğimizi sahiplenmek ve Müslümanların kamusal alan dâhil her yerde kendi yaşamlarını rahatça yaşayabilecekleri bir ortamı sunmak. Milli Birliğimizi, İslami düşünceyi, ahlaki yapımızı bozmaya neden olan dış etkenleri bize zorla kabul ettirmek istediler.

-O dönemin unutturulmaması adına neler söyleyeceksiniz?

-28 Şubat süreci dâhil olmak üzere 1960 ve 1980 ihtilalinde genç nesil sağcı ve solcu olarak yine 28 Şubat sürecinde genç nesil inan bir kesim olarak büyük bir zulme maruz kaldığı herkes tarafından bilinmektedir. Bu zulüm öyle bir zulüm ki burada insanın kimliği kişiliği onuru kırılıyor. İşkencenin her türlüsü devlet adına kendi emellerini yapabiliyorlar. Bu süreçte yapılan işkencelerin çoğu akıldan çıkmaz. Hayat boyu izi taşınır. Biz Müslüman bir kimliğe sahip olduğumuz için Rabbimizin bizim için gönderdiği hayat şeklini yaşadığımız için bizler için bir imtihandır ve bu imtihanda sabırla yol almamız gerekiyor. Kazananlar Müslümanlardır yine, kazananlar İslami kesimdir. Kazananlar yine 28 Şubatta dik duran, eğilmeyen ve direnen kesimdir. Belki 28 Şubat süreci maksadına kavuşacaktı. Bu tepkiler bu direnişler bu dik duruş onların daha da ileri gitmesine engel olmuştur. Aynı zamanda halkın bilinçlenmesinde büyük bir katkı sunmuştur. 15 Temmuz işgalinde de direniş ruhunun daha açık net halkın her kesiminde caddelerde sokaklarda 28 Şubat sürecindeki direnişi bir şekilde özümsediklerini bunu biz 15 Temmuz sürecinde görmekteyiz.

-Yeniden yargılanma konusunda bir müracaatınız oldu mu?

28 Şubat’taki yargılanmamızda günümüzü tam doldurarak içeride yattık ve infazımız bittikten sonra bırakıldık. Dolayısıyla hala üzerimizde bir töhmet olarak 28 Şubat sürecindeki yargılanmanın izleri var. Terör örgütü olarak yargılamışlardı. Bizleri yargılayanlar, artı tekrardan yeni delillerle birlikte dosyanın açılması için müracaat ettiğimizde bile FETÖ yanlısı yargı içerisindeki örgütlenmelerin hepsi davanın açılmasını kabul etmediler. Umarımki bu yakınlarda; tekrardan dosyamızın açılması için müracaatımız olmuştur; müracaatı yetkililer nazarı dikkate alırlar. Böylece, bizim bu haksız olarak yargılandığımızı, boşuna bir ceza çektirildiğimizi ispatlayacak bir yargılama yapılır ve biz aklanmış oluruz diye düşünüyorum.

Yekvücut olmamız gerekiyor

FETÖ terör örgütü, 28 Şubat sürecinden beri varlığını devam ettirmektedir. Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar, 15 Temmuz sürecinde FETÖ ayaklanması; kimi zaman özellikle PKK terörü olmak üzere kimi zamanlarda DEAŞ terörü kimi de DHKP-C terörü örgütü olarak önümüze çıkmaktadır. Dolayısıyla amaç bellidir hedefleri de birdir. Yapılacak şey de bizim için ortada ayan beyan açık seçik belli olmuştur; o da Millet, devlet, toplum; bütün kurumsal yapılar ve buna engel olan güçler de bertaraf edilerek birlik ve beraberlik sağlanmasını temin etmektir. İşte bunun için hem dindarı hem laiki; hem sağcısı hem solcusu; hem Kürdü hem Türkü hem Çerkezi; hem Alevisi hem Sünnisi; ayrım yapmadan Türkiye’de patlatılan her bombanın karşısında bize patlatılmış bir bomba olarak görmek ve yapılan her saldırıyı bizim kendimize yapılan bir saldırı olarak görmek ve gerçekleşecek her terör eylemini de direkt bana yani kendimize yapılmış bir terör eylemi olarak görüp bunun karşısında yekvücut olmaktan geçiyor. Evet, zaman 79 milyonun bir olma zamanıdır. Zaman, Türkiye için tek yürek tek bilek ve birlik olma zamanıdır.

-Sayın Hocam, yaşadıklarınızı ve değerlendirmelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.

-Ben sizlere teşekkür ediyorum. Yakın zamanda çıkaracağınız Anadolu’da Vuslat gazetenizin de milletin ihtiyaç duyduğu bir eksikliği tamamlayacağını umuyorum. İnşallah gazetenizi bekliyoruz. 

VUSLAT GAZETESİ

Son Güncelleme: 28.02.2017 10:44
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.