İrtica Geliyor Sesleri Yükseltenler Kazançlarına Kazanç Kattılar

28 Şubat Darbesi döneminde Malatya’da ayakkabı fabrikası olan ve yaşadığı mağduriyetler yüzünden işletmesi elinden giden MÜSİAD Malatya Şubesi eski başkanı Namık Şahin, 28 Şubat Darbesi’nin ekonomiye verdiği zararları gazetemize anlattı.

İrtica Geliyor Sesleri Yükseltenler Kazançlarına Kazanç Kattılar

28 Şubat Darbesi döneminde Malatya’da ayakkabı fabrikası olan ve yaşadığı mağduriyetler yüzünden işletmesi elinden giden MÜSİAD Malatya Şubesi eski başkanı Namık Şahin, 28 Şubat Darbesi’nin ekonomiye verdiği zararları gazetemize anlattı.

08 Mart 2017 Çarşamba 13:40
İrtica Geliyor Sesleri Yükseltenler Kazançlarına Kazanç Kattılar

28 Şubat Post Modern Darbesi sizce kimler tarafından planlandı? Neden yapıldı?

28 Şubat Darbesi’nin üzerinden 20 yıl geçti, bu darbe sadece hak ihlalleri değildi, işkenceler ve içeri atılan insanların dışında ekonomi açısından bir hayli tahribatın yaşandığı bir darbeydi. O dönemde iktidarda bulunan hükümeti alaşağı etmek için bir projeydi. Bir takım insanların özellikle işadamlarının kendi maddi durumlarına müdahale olduğundan dolayı darbeye hazırlık yaptılar. Bunu da yaparken ustaca davrandılar, özellikle irtica geliyor söylemlerini çıkardılar. Toplumu darbeye çok güzel bir şekilde hazırladılar. Aslında ortada olan hiçbir şey yoktu. Bu konuda en fazla zulüm gören illerin başında Malatya geliyordu. Darbeyi planlayanlar asıl olarak ekonomi açısından bir takım hesaplar yaptılar, güçlerine güç katmak istediler.

Sizce 28 Şubat Darbesi’nin ekonomiye verdiği zarar nedir?

Türkiye’de irtica geliyor, özgürlükler kısıtlanacak diye sürekli bazı medya kuruluşları yayınlar yaptı, manşetler attı. Asıl hedef ekonomiydi. Tabiri caizse ekonomide talan başlattılar. 1994 yılında da bir ekonomik kriz olmuştu, bu krizden dolayı o dönemdeki iktidar özellikle kamu bankalarına devlet desteğini sağlamışlardı ama kısa dönem içindi. Bir süre sonra kalkması lazımdı ama bu destek kalmadı. Kaldırılmayınca 1997 yılında alt yapı hazırlanınca bu bankaların hepsi el değiştirdiler. Sadece 22 bankanın bu ülkenin bütçesine vermiş olduğu zarar yaklaşık 50 milyar dolar olarak açıklandı. O dönem o bankalar çok yüksek faizlerle halktan paralar topladılar. Bu toplanan paraları kendi şirketlerinde ve işlerinde kullandılar. Kamu bankalarına devletin bu desteği olduğundan dolayı oluşan açıkladı da devlet karşılamak zorunda kaldı. 1997 yılında günlük faizler yüzde 80’lere çıktı. Darbeden dolayı dış yatırımcılar yatırım yapmaktan vazgeçtiler. Darbenin ekonomiye olumsuz yansımaları 2001 yılına kadar devam etti. TBMM’de kurulan komisyonun açıkladığı rakamlara göre; yaklaşık 380 milyar dolar darbenin zararı oldu. Ülkemiz kendi mal varlıklarının üçte birini kaybetmiş oldu. Bu tahribatın etkisini Türkiye yıllarca yaşamış oldu. Belki o dönemde yıllık büyüme yüzde 5’lerde gidiyordu, eğer bu darbe olmamış olsaydı beklide Türkiye ekonomisiyle Dünyanın ilk beş ülkesi arasına girecekti. Güvensiz bir ortam olunca hem iç hem de dış piyasada yatırımlar durdu. Anadolu sermayesinin üzerine ayrıca gidildi. Darbeciler pisliklerini örtmek için Anadolu sermayesine baskı yaptılar. MÜSİAD o dönemde kendi çapında çalışma yürüten bir dernekti, ileriye dönük önemli hedefleri vardı. Sırf bu baskılar yüzünden bine yakın üyesi istifa etmek zorunda kaldı. Özetle darbe sürecinde irtica geliyor sesleri yükseltenler kazançlarına kazanç katarak yollarına devam ettiler.

Siz darbe sürecinde Malatya’da önemli bir sanayiciydiniz. Şahsınız ve firmanın darbeden nasıl etkilendi?

28 Şubat Darbesi öncesinde bir ayakkabı üretimi yapan fabrika kurmuştuk. Bir aile şirketiydi, kendi yapımızda kavruluyorduk, mümkün mertebe yaptığımız için en iyisini yapmaya çalışıyorduk. Türkiye genelinde mağazalar zinciri olan bir holdingi kendimize ortak ettik, işlerimizin daha iyi olacağı düşüncesiyle. Ortaklığın ardından İstanbul’da ve Moskova’da yerler açtık. Darbeciler ortaklığımızı tespit edince holding yetkililerini yanlarına çağırarak, bizi kastederek siz neden onlarla ortaklık yapıyorsunuz, siz onların kim olduğunu bilmiyor musunuz demişler. Bizi terörist diye anlatmışlar onlara, kaldı ki bizim o ana kadar hiçbir mahkememiz, gayri yasal işlemimiz olmamış. Bunun üzerine ortak olduğumuz holding bize işlerinin iyi gitmediğini belirtip hisselerini devretmek istediklerini söylediler. Daha sonra öğrendik ki bu yapılan baskılar yüzünden devretmek istemişler. Sadece ortaklarımıza yapılan baskılar da değil; bazı kamu kurumların ihalelerine girmiştik, ihaleler bizde kaldığı halde iptal edildiğini gördük. Bu yaşananlar bizim için büyük mağduriyetlere neden oldu. Haliyle tüm bu yaşananlar işimizin elimizden gitmesine sebep oldu.

Tüm mağduriyeti Malatya’da yaşadınız. 28 Şubat sürecinde sizce Malatya neden pilot il seçilmişti?

Malatya’da 70’li yıllardan beri biz özellikle görev aldığımız sivil toplum kuruluşlarında arkadaşlarımıza şunu hep söylüyorduk; aman olaylardan uzak durun. 70’li yıllarda Milli Türk Talebe Birliği’nin şube başkanlığını yaptım, 80 darbesine kadar ilgilendim ama 80 darbesinde 60 yıllık bir dernek kapatıldı. O yıllardan beri biz her zaman gençlerimizin olaylara karışmaması için çaba sarf ettik, onları İslami değerlere göre yetiştirmeye çalıştık. İşte bu durum bazı odakları rahatsız etti, o yüzde Malatya üzerine daha çok yoğunlaştılar. Malatya o süreçte çok zor günler geçirdi. Arkadaşlarımız hem bedenen hem psikolojikmen hem de ekonomik olarak yıpratıldı. Malatya’da 52 kişi idamla yargılandı. Bu yaşanan olaylar hiçbir zaman toplum tarafından hayırla yad edilecek olaylar değil. Üzerinde 20 yıl geçmesine rağmen hala ekonomi olarak istediğimiz yerde değiliz.

28 Şubat ile 15 Temmuz arasında bir ilişki kurulabilinir mi?

1960’lı yıllarda bu yana bir rivayete göre 14 farklı darbe/girişimi olmuş. Bugün baktığımız zaman 57 İslam ülkesinin hiçbirinin gelişmesini istemiyor bazı batılı güçler. Hazmedemedikleri için kendilerine piyon olarak buldukları bazı gruplar tarafından müdahale yaptırıyorlar. Ülkemizde son 15 yılda bir kalkınma hareketi başladı, bu hareket işte o güçleri rahatsız ediyor. Gezi olayları ile başlayan bir takım hareketlenmeler var. Çok şükür ki eskisi gibi darbe olduğunda arkasını dönüp giden liderler yok. Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere ülkemizin yöneticileri sayesinde son darbe girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Nasıl ki 28 Şubat’ta irtica geliyor diyenler olduysa 15 Temmuz’da da ekonomik gelişmeden rahatsız olanlar oldu.

Bir referandum sürecindeyiz. Cumhurbaşkanlığı sistemi hakkında düşünceleriniz neler?

Koalisyon yıllarında hiçbir zaman Türkiye’de istikrar olmadı. Yabancı yatırımcılar ülkemize yatırım yapma girişiminde bulunmadılar. Yeni gelecek olan sistem ile Türkiye’nin daha ileri bir noktaya ulaşacağını düşünüyorum. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi çok başlılık hayır getirmiyor. Şuan kiminle konuşsanız darbelere karşıyız derler, darbelere karşıysanız darbe mahsulü olan anayasanın değişmesi noktasında bir araya gelmiyorsunuz. Sadece 18 madde değil, topyekun anayasanın değişmesi lazım. Referandum sürecinde kırmadan dökmeden çalışmalar yürütmek gerekiyor. Şahsi olarak ben yeni sistemi destekliyorum.

VUSLAT GAZETESİ

Son Güncelleme: 08.03.2017 13:49
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.