Malatya'nın Genç Osman'ı

Komşusu ve Yakın Arkadaşı Olan İshak Güven 'Genç Osman'ı Anlattı...

Malatya'nın Genç Osman'ı

Komşusu ve Yakın Arkadaşı Olan İshak Güven 'Genç Osman'ı Anlattı...

24 Mayıs 2017 Çarşamba 19:32
Malatya'nın Genç Osman'ı

Geçtiğimiz ay vefât eden Malatya’nın Osman amcası, Osman abisi, nâm-ı diğer “Genç Osman”ı rahmetli Osman Özkul üzerine bir yazı dizisi hazırladık. Bu maksatla; oğulları, kız kardeşi, arkadaşları ve komşularıyla röportajlar yaptık. Elimizden geldiğince, birçok insanın gönlüne girmiş, onları etkileyebilmiş bu gönül insanını anlatma gayretinde olduk. Bu röportajımız ile yazı dizisini sonlandırıyoruz. Son röportajımızda ‘Genç Osman’a arkadaş ve komşu olan İshak Güven ile görüştük. Umarız ‘Genç Osman’ Ağabey’in dava şuurunu, insan yetiştirmedeki gayretini ve bizim şahit olduğumuz kadarıyla yaşamı ve ölümü Allah için olan- Allah bilir şehir olan- salih kulun örenklik teşkil eden yaşantısını sizlere aktarabilmişizdir. Amacımız gökkubbede hoş bir sada bırakıp, onun fikri mirasını sizlere aktarabilmekti. Allah ‘Genç Osman’ gibi iyiliği emredip, kötülükten nehyeden salih kullarını aramızdan eksik etmesin. Ona ve bize rahmet eylesin, merhamet etsin inşallah…

Muhabirimiz: Osman Özkul ile kaç yıldır arkadaştınız?

İshak Güven: İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn! Rabbim Osman Amcamıza rahmet eylesin! Osman Amca ile yakinen 1985 yılında, Sahil Çayevi’nde ilk defa karşılaştım, onu “Genç Osman” lakabıyla tanıdım. Osman Amca çok ilgimi çeken birisiydi. Onu daima hayırla yad ederim. Osman Amca o günlerde İslâmî mücâdele veren insanların yaş ortalamasına göre en büyük yaşı olan ağabeylerimizdendi. Ama yaşına rağmen performansı, aktif ve gayretli çalışmaları ile gençlere örnek olan birisi olarak ona Genç Osman diyorlardı. Osman Amca İslâmî hareket bilincini iyi anlayan ve kavrayan birisi olarak Hz. Peygamber’in etrafında toplanan sahabenin Peygamber ile birlikte mücâdele verdiği o anlayışı iyi kavrayan, o anlayış üzerinden bir mücâdele veren bir ağabeyimizdi. Sosyal yönüyle birlikte insanlarla çok iyi ilişki kuran, hemen sıcak bir bağ oluşturan birisiydi. Etrafındaki insanlar hemen onunla arkadaş olur, samimi duruşundan dolayı kendi sıkıntı ve sorunlarını Osman Amca’ya rahatlıkla sunar ve ondan da gerekli çözüm yolunu öğrenirlerdi.

İslâmî gayretlerinden şâhit olduğum bir kaç hususu anlatayım: İslâmî mücâdelenin devam edebilmesi için o günün şartlarında maddî boyutunun hazırlanması için deri toplama, kayısı toplama vs. gibi faaliyetler gerçekleştirilirdi.  Osman Amca da her bahçeye tek tek gider, insanlardan yardımı hiç çekinmeden Allah rızası için talep ederdi. Deri toplamada kendisinin sorumlu olduğu bölgelerde elinden geleni yapmaya çalışır ve kesim yerlerinde en zor işe tâlip olurdu. Bu işlerden zoru da kesilen hayvanların bağırsak temizleme işlemiydi. Osman Amca bu işe ilk tâlip olandı ve bayramını bu iş içerisinde geçinmekten asla gocunmaz ve geri durmazdı. Bu yönüyle de camia içerisindeki arkadaşlara örnek olurdu. Rabbim kendisinden razı olsun! Meselâ Sahil Çayevi, Boğaziçi Çayevi, İslâmî Dayanışma Vakfı'nda öğrenciler bir araya geldiğinde sohbetler oluşturulurdu. Osman Amca bu sohbetler esnasında gençlerin çay ve simit paralarını üstlenir ve bu hayrını da onlara belli etmeden yapardı.

-Güler yüzlü ve yumuşak huylu bir insandı. Nelere kızar, nelere sevinirdi?

Herkes onun tebessüm yanına şâhittir. Osman Amca tebessüm etmeyi ve alçak gönüllülüğü sadaka bilinci ile yapan fedâkâr bir ağabeyimizdi. Allah'ın razı olmadığı bir hayatı yaşayan insanlara Allah rızası için dâvet görevini yerine getirirdi. Ancak onlar bâtılda ısrar ettikleri zaman da kızardı. Ancak yine de onları kırmazdı ki onlar tamamıyla Hak’tan uzak kalmasınlar. En çok da İslâmî bilgisi olup da yaşamayan insanlara kızardı.

-Peki Osman Amca’nın en sevdiğiniz yönleri nelerdi?

Osman Amca’nın en sevdiğim yönü, arkadaşlık yaparken candan olması, dostluğunun dâim olmasıydı. Meselâ ben ona komşu oldum. Komşuluk hukuku neyi yapmayı gerektiriyorsa ona riâyet ederdi. Derdimize derman olmaya çalışır, her sıkıntıda da yanımızda olurdu. Eşiyle birlikte sık sık bizi ziyâret eder, eşim hasta olduğu için dâima onun ve benim moralimi yüksek tutmaya çalışırdı. Sabır tavsiye ederdi. Çünkü o bizim dâvâ arkadaşımız ve her zorlukta yanımızda olan dostumuz, ağabeyimizdi. Beni en çok etkileyen özelliklerinden biri de az ve öz konuşan, yaşantısı ile örnek oluşturan biri olması idi.

-Dinimizi yaşamak ve yaşatmak için mücâdele içinde olan birisi olarak Osman Amcamızın ne gibi çalışmaları vardı?

Osman Amca çok iyi kitap okuyan birisiydi. Sâhil Çayevi’ni ben çalıştırıyordum. Osman Amca geldiğinde mutlaka bir kitabı olurdu. Arkadaşları ile sohbet eder, var olan gençlerle ilgilenir daha sonra da bir köşeye çekilir kitap okurdu. Mücâdelede azimli ve kararlı bir ağabeydi. Kendisine gelen insanlara İslâm'ın güzelliklerini aktarabilmek için Rabbimizin ilk emri olan 'Oku!' emrine büyük önem verirdi. İslâm adına, Müslümanlar adına bir iş yapılacağı zaman, Osman Amca hemen en ön safta yer almak için bir çaba ve gayret içerisine girerdi. Osman Amca kendi yaşıtları ile birlikte olmak ile birlikte gençlerle birlikte olmaya da gayret ederdi. Bir de iyi bir dinleyiciydi. Örneğin Ramazan Kayan Hocamızı sever ve onun sohbetlerini dinlemekten derin zevk aldığını ve istifâde ettiğini söylerdi. Güzel düşünen her Müslümanı severek dinlerdi. Tevhîdî düşünen Müslümanlara ayrı bir değer verirdi. Daha çok onlarla beraber olmaya çalışırdı. “Hiçbir şey yapamıyorsam da, güzel Müslümanlarla beraber olduğumu mâzeret olarak Rabbime sunacağım.” diyordu. Tevhîdî çizgiden ayrılan Müslümanları gördükçe de çok üzülüyordu ve onlara duâ ediyordu. Bugünkü Müslümanlar olarak da bizlerin Osman Amca’nın bu duruşundan ders çıkarmamız gerektiğine inanıyorum. Osman Amca abdest, namaz ve diğer bütün ibâdetlerinde çok hassas ve dikkâtli davranırdı. İmkânı dâhilinde namazın farzlarını hep cemaatle kılmaya çalışırdı. Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde, hayır işlerde yardımlaşarak ve yarışarak yaşamalarını dâimâ dile getirirdi. Bunun önce aileden başlaması gerektiğini ifâde ederdi. “Dostluğumuz, pazara kadar değil; mezara kadar olmalı!” sözünü sık söylerdi.

-Osman Amca ile yaşadığınız hatıralarınızı paylaşır mısınız?

Osman amca ile birçok hatırâmız bulunmakta. Ancak ben en çok öne çıkması gereken birini aktarayım: Çeçenistan'daki Müslümanların zulme uğramasını tel’in için bir miting düzenlenmişti. Osman Amca da kendi yaşıtlarını toplayıp mitinge getirmişti. Onlara şöyle diyordu: “Arkadaşlar! Biz dışarıdan gelecek olan herhangi bir darbeye karşı en ön safta olalım; gençlere hiçbir şekilde zarar dokunmasın!” Ve tüm arkadaşları ile en ön safta yer alıyordu. Biz ön saflara geçmek istediğimizde de bizlere “Siz arkamızda durun!” şeklinde îkazlarda bulunurdu. Dâvâsını ve bu yoldaki arkadaşlarını tıpkı bir baba şefkâti ile koruyup gözeten bir ağabeyimizdi. Yine Osman Amca başörtüsü eylemlerinde de sabahın erken saatlerinde orada bulunur ve en ön saflarda yer alırdı. Osman Amca bu duruşu ile anılarımda kaldı. Vefâtından iki gün önce kendisini evinde ziyâret ettiğimde yine her zamanki gibi bana tavsiyelerde bulunmuştu. Daha sonra cemaatle namaz kılıp, helâlleşip ayrılmıştık. Rabbim kendisine rahmet eylesin!

-'Genç Osman' ismiyle anılırdı. Bu sıfatı kim verdi ona; bu konuda bilginiz var mı?

Osman Amca o günkü İslâmî mücâdele içerisinde olan Müslümanlar arasında yaş ortalaması büyük olan bir ağabey olarak aktif, heyecanlı, diri ve yoğun çalışma aşkı ile gençlerle birlikte onlara öncülük eden, İslâmî mücâdelede hiçbir fedâkârlıktan kaçınmayan, yenilikçi bir kişiliğe sahip olduğu için bu sıfatla anılmaktaydı. Rabbim kendisine rahmet eylesin!

-Teşekkür ederiz bizlerle paylaştığınız bilgiler için! Son olarak eklemek istediğiniz şeyler var mı?

28 Şubat darbesi sürecinde uğrak yerlerimiz kısmî olarak kapatılmıştı. Osman Amca da bu durumdan dolayı arkadaşları tek tek gezer ve onlara “Gevşemeyin, hüzünlenmeyin! Eğer gerçekten iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.” (Âl-i İmrân,139) âyeti ile telkinde bulunur ve onların dâvâlarına sahip çıkması gerektiğini ifâde ederdi. Bu dönemlerde ben de Sâhil Çayevi’ni çalıştırıyordum. Beni de sık sık ziyâret eder, yalnız bırakmazdı. Sâhil Çayevi’nin, onların deyimiyle de “Sâhil Mektebi”nin ayakta kalması için mücâdelede bulunurdu. Rabbim kendisinden razı olsun! Ben şâhidim onun İslâm için gösterdiği çaba ve gayrete. İnanıyorum ki onu tanıyan herkes onun bu güzel hayatına şâhitlik edecektir. Rabbim kendisine rahmet eylesin. Anadolu'da Vuslat Gazetesi'ne de bizlere Osman Amcamızı anlatma fırsatı verdikleri için teşekkür eder, yayın hayatında başarılar dilerim.

Editör: Berkant Perktaş

Röportaj: M.Furkan Güven

Vuslat Gazetesi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176