Malatya’nın 'Genç Osman'ı

Oğullarının Gözüyle Osman ÖZKUL...

Malatya’nın 'Genç Osman'ı

Oğullarının Gözüyle Osman ÖZKUL...

18 Mayıs 2017 Perşembe 18:41
Malatya’nın 'Genç Osman'ı

Geçtiğimiz ay vefat eden Malatya’nın Osman amcası, Osman abisi, nâm-ı diğer “Genç Osman”ı rahmetli Osman ÖZKUL üzerine bir yazı dizisi hazırladık. Bu maksatla; oğulları, kız kardeşi, arkadaşları ve komşularıyla röportajlar yaptık. Birkaç gün sürecek yazı dizimizin bugün ikincisini sizlerle paylaşıyoruz. İşte, oğullarının gözünden Genç Osman! 

Okuyan, Araştıran, İnceleyen, Düşünen Bir Adamdı

Muhabirimiz: “Genç Osman” nasıl bir babaydı?

Mustafa Özkul (oğlu): Ben Genç Osman'ın ikinci oğluyum. Babam, akidesi sağlam, iyi bir Müslümandı. Allah rahmet eylesin! Tabii gençlik dönemimizde inişli çıkışlı günlerimiz oldu babamla, muhalif zamanlarımız oldu. Bazen ters düştüğümüz anlar oldu. Ama Allah ondan razı olsun, sonra biz İslâm’ı tam net anlayınca babamızın niye bize öyle davrandığını daha net anlamış olduk. İslâm'ı tam doğru anladıktan sonra, iyi ki de öyle davranmış diyorum, dua ediyorum. Yoksa belki de bizim ayağımız kayacaktı. Babamı, dinini iyi anlamaya çalışan, araştıran, öğrendiğini de yaşamaya çalışan bir Müslüman olarak ben tanıyorum. Bu konuda, yani doğru bildiği konuda, kesinlikle taviz vermeyen bir insandı.

-Osman Amca’nın İslâmî duruşu ve kitaplarla arası nasıldı?

Okumayı, araştırmayı çok severdi. İslâmî meselelerde hassastı ve herhangi bir konuda mutlaka Kur’an’dan bir delil olması gerektiğinin bilincindeydi. Kur’ân’ı mihenk taşı olarak görüyordu. Bir yerde yeni çıkan bir kitap duysa, kendisinin o güne kadar bilmediği bir alanda, hemen o kitabı alırdı, mutlaka okurdu. Hoşuna giden bir kitap olsa, bizlere, özellikle de gelinlerine tavsiye ederdi; hediye ederdi. Kitap fuarlarını hiç aksatmazdı yani. Yeter ki gelsin, gidip bakardı. İlgisini çeken bir şey varsa, mutlaka, o kitabı alırdı ve onu da inceleyerek okurdu. Meselâ biz o kitabı almış gelmişiz diyelim; muhabbet ediyoruz, hemen o kitabı açar bize özetler sunardı, tavsiyelerde bulunurdu. Yani babam 80 yaşında vefat etti ama aklî melekelerini, elhamdülillah, kaybetmedi. Bize sürekli tavsiyelerde bulunurdu. Benim kayınvalidem babamla aynı yaşta, fakat kayınvalidemde unutkanlık var. Evde biz onu idare etmeye çalışıyoruz ama sıkıntılı bir dönem. Babam, kayınvalidemin bizde kaldığını biliyordu. Kur'ân-ı Kerim’i açtı; ilgili ayeti bize hatırlattı. İnsanın belli bir yaştan sonra artık bildiklerini bilmez hâle geldiklerini, onların artık çocuk pozisyonuna geldiklerini… “Aman ha oğlum! Sakin davranın, ona karşı saygısızlık etmeyin!” Yani baktım ki biz o ayeti unutmuşuz. Ama babam bize sürekli hatırlatıyordu. İyi ki de babama o konuyu açmışım. Bu Ayeti hatırlatınca bizde gayet sakinleştik yani. Artık onu o şekilde kabul ettik. Babam Seyyid Kutub'un Fizilâlil Kur'ân’ını, sanırım, 1978-1979 yıllarında almıştı. Evde de onunla sohbet başlatmıştı.  Fatiha’dan başladık, her gün değil de 2-3 günde bir ben iyi hatırlıyorum hep bana okuturdu. Herkes dinliyordu ama. Dinimizi yaşatmaya gerçekten gayret eden bir babaydı. Mizacı sertti. Belki köyden babasından annesinden yetişme tarzı öyleydi. Zaman zaman sert davranıyordu; ben de hemen yaklaşıyordum kendisine. Ben ona pek “baba” demezdim, o da bana pek “oğlum” demezdi. Ama birbirimize “Selâm’unaleyküm gardaş! Nasılsın? Aleykümselâm gardaş! İyiyim, sen nasılsın?” derdik. Sinirli olduğu zaman hemen yanaşırdım “Gardaş, niye böyle davranıyorsun? Allah’ın Resulü böyle daha halim ve selim davranmamış mı? Niye kızıyorsun?” derdim. Hemen yumuşardı, tebessüm ederdi; “He oğlum, doğru söylüyorsun!” derdi. Yani insanız o bize nasıl hatırlatıyorsa biz de ona hatırlatırdık. Böyle geçinip gidiyorduk yani. Elhamdülillah çok mutluyum! Babam bu şekilde itikadından taviz vermezdi. Ben babamın kesinlikle şirke düştüğünü düşünmüyorum. Akidesi sağlamdı, inandığını yaşıyordu. Kendi araştırdıkları, bildiği doğrular üzerinde yaşıyordu. Biz şahidiz, o bir Mü’mindi, Mü’min olarak yaşadı. İslâm'la tanıştıktan sonra sürekli öğrenmeye gayret etti. Sürekli okuyordu. Genç Osman… Yaşı 80 idi ama özellikle gençleri gördüğü zaman onları yakalayıp bir köşeye çekip hemen onlara İslâm'ı anlatırdı. Kur'an’dan bildiği ayetleri anlatırdı. Takvim yapraklarına bakardı; ayet varsa hemen saklardı, bir zaman konusu geldiğinde o takvim yaprağından o konuyla ilgili ayet varsa bulur, o ayeti anlatırdı. Allah rahmetiyle muamele etsin! Biz memnunduk İnşallah Allah da ondan razı olur!

- Teşekkür ederiz bize zaman ayırdığınız için! Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mıdır?

Allah razı olsun; ben teşekkür ederim. Genç Osman'ın, babamızın ardından böyle bir çalışma yapmanız bizleri gururlandırdı. Ben Rabbime her daim hamd ediyorum ki bize Genç Osman gibi bir baba nasip etti. Rabbim ona rahmet eylesin! Mekânı cennet olsun! İnşallah, bizler de ona lâyık evlâtlar olarak yaşamak için gayret göstermeye devam edeceğiz. Bununla beraber taziye ziyaretine gelerek bizleri yalnız bırakmayan tüm dost ve akrabalarıma da teşekkür ederim!

İnsan Yetiştirmeyi Bilirdi

Muhabirimiz: Osman amca nasıl bir babaydı? Nasıl bir insandı? Nasıl bir eşti?

Nurettin Özkul (oğlu): Ben Osman Özkul'un büyük oğluyum. Babam disiplinli bir insandı. Taviz vermeyen, ailesini cahil toplumdan korumak için çaba sarf eden bir yapıya sâhipti. Evlâtlarının cahil toplumun içerisinde eriyip gitmesine razı olmayan bir yapıya sâhipti. Bunun için de çaba ve gayret sarf ederdi. Zaman zaman biz çocuklarına sert davranırdı ve asla taviz vermezdi. Çünkü bilirdi ki o gevşek davransa çocukları ondan taviz koparacak. Özellikle İslâmî konularda bu sert mizacından taviz vermeyerek, evlâtlarını devamlı disiplinize ederek koruma altına almıştı. Hâlbuki kendisi çok yufka yüreklidir yani. Bizim başımıza bir iş gelse, onun geriden geriye çok üzüldüğünü, ağladığını, gözlerinin yaşardığını görürdük. Kendini eğiten evlâtlarına, hiçbir zaman engel koymazdı. Bizi geriden tâkip ederdi. Geriden tâkip ettiği için evlâtlarının kiminle arkadaş, kiminle yoldaş, kiminle dostluğu var, bunu hep bilirdi babam. Bir de babam çocukken bizleri kendisiyle ev sohbetlerine götürürdü. Ev sohbetlerinde beni onlar içerisinde konuşmaya zorlardı. Açılalım, toplum içerisinde sosyal bir insan olalım diye. Bizim bir Çekmegil ağabeyimiz vardı; onunla sohbetlerimiz vardı 1970'lerde. Ben o zamanlar 12 yaşındayım. O evlerde fikir sohbetlerine katılırdı. Ben de kendimi ona göre bir hafta önceden hazırlardım. Bugün neler konuşulur tarzında. Hatta onların sohbetlerinde, fikir sohbetlerinde orada konu seçilirdi. Ben de babamın bana vermiş olduğu psikolojik destekle, hatta kendim de bir öneri hazırlayarak benim konumun işlenmesini isterdim. Bazen de Sait amca “Nurettin kardeşimiz” derdi bana babamın yanında, babam da “Tabii oğlum, sen de bir şey söyleyeceksen söyle!” derdi bana. Oradaki sohbetlerde bir sefer de benim seçtiğim konu seçilmişti. Ben de orada ufak bir şey yaptım. Hepsi birden “Allah razı olsun senden!” dediler. Babam bu şekilde hiçbir zaman sınır koymazdı evlâtlarının takibinde yani. Geceleri meselâ ben lise düzeyindeyken ev sohbetlerimiz olurdu bizim, gençler olarak. Hiç söylemezdim. Annemin haberi vardı da, kendisinin haberi yoktu. Ben sohbet gecesi saat bir olurdu, iki olurdu sonra dönerdim eve. Anahtarım vardı, açardım, hatta kapıyı açar bakardı gelmiş miyim diye, öyle yatardı. Sabahleyin kalkınca bir şey demezdi. Ama o diğer evlâtları diyelim ki o aşamaya gelmemişse, ben de dâhil, yani zamanında eve gelme konusunda zaman tahdidi koyardı. “Şu akşam vaktinin bitiminde evde olacaksınız!” Hatta bir kardeşim vefat etti trafik kazasında. O kardeşim de biraz aksiydi yani ona devamlı zaman sınırı koyardı. O kardeşim de buna uyardı. Hatta bir kere de o kardeşim bana sitem etmişti: “Babam, sana niye hiç sesini çıkarmıyor?” diye. Ben de ‘Benimle gezersen senin de hiçbir zaman gecede zaman tahdidin olmaz. Çünkü sen okul arkadaşınla, mahalle arkadaşlarınla geziyorsun; babam da senin kaymandan korkarak, seni korumak için böyle davranıyor” der ve kardeşimi de sakinleştirirdim. Allah razı olsun, kardeşim de o şekilde bize itimat ederdi. Kendisine ağır da gelse itaat ederdi. Evde fikir sohbeti yapardık. Biz 5 kardeş fikir sohbeti yapardık evde. Liseden mezun olunca babama “Biraz koruma kalkanını kır!” derdik. “Koruma kalkanımızı kendimiz yapalım yani. Sırtımızı sana yaslayalım ama önümüzde de kalkan olma!” O da “Tamam oğlum, artık o seviyeye geldiyseniz tamam!” derdi. O şekilde de bizi kırmazdı. Bu çalışmalarımız çok güzel olurdu. Allah razı olsun! Evlâtlarının her biri pırlanta gibi babasının izinde yani şuurlu, taviz vermeyen bir yapıyla yetişti hepsi. Allah razı olsun, 8 tane çocuğu var: 2 kız, 6 erkek. Damatları da kendisi seçti. Onlar da güzel insanlar, hamdolsun. Kendisi Allah'ın huzurunda. Orada, inşallah, Rabbim rahmetiyle yargılasın. Bizleri de rahmetiyle yargılasın. Allah'ın izniyle kardeşlerimle, onun sadakatini, hayatta olduğumuz müddetçe, bu kaliteli yaşantısını devamlı hayırla yâd edeceğiz; ona lâyık evlâtlar olmaya çalışacağız! Allah ona rahmet eylesin!  İnşallah, âhirette beraber oluruz!

***

Yarın arkadaşlarının ve komşularının gözüyle Osman Özkul’u anlatmaya devam edeceğiz.

Editör: Berkant Perktaş

Röportaj: Muhammed Furkan Güven

Vuslat Gazetesi

Son Güncelleme: 18.05.2017 19:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176