'Maskeme Değil Gözlerime Bak'

Halk arasında korkulan bir hastalık olarak bilinen ancak tedavi yöntemi olan ve bulaşıcı olmayan lösemi hastalığı tüm yönleri ile Vuslat TV’de konuşuldu.

'Maskeme Değil Gözlerime Bak'

Halk arasında korkulan bir hastalık olarak bilinen ancak tedavi yöntemi olan ve bulaşıcı olmayan lösemi hastalığı tüm yönleri ile Vuslat TV’de konuşuldu.

27 Mayıs 2017 Cumartesi 17:42
'Maskeme Değil Gözlerime Bak'

16. Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası bu yıl 27 Mayıs – 2 Haziran 2017 tarihleri arasında kutlanacak. Vuslat TV’de yayınlanan Ökkeş Cerit’in hazırlayıp sunduğu “Güne Dair” programında lösemi hastalığı konuşuldu. İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dâhiliye Ana Bilim Dalı Hematoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emin Kaya ve LÖSEV (Lösemili Çocuklar Vakfı) İl Temsilcisi Sevim Aras program konuklarıydı. 

Prof. Kaya, lösemi hastalığı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi paylaştı. Çocuğu da bir lösemi hastası olan Aras da hastalığın tedavi sürecinde yaşadıklarını anlattı.

PROF. KAYA: TEDAVİSİ MÜMKÜN BİR HASTALIK

Lösemi hastalığının tedavisi mümkün olan bir hastalık olduğunu belirten Prof. Kaya, “Lösemi hastalığı halk arasında bilindiği gibi kan kanseridir. Kan hücrelerinin normalden fazla artması ile hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Basite alınacak bir hastalık değildir, ciddi bir hastalıktır ama tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Bütün lösemi hastaları yüzde yüz iyilileşmeyebiliyor ama yapılan ilik nakilleri ile birçok hasta iyileşip hayatlarına devam edebiliyorlar. Çocukluk döneminde sıklıkla görülen bir türü olduğu gibi erişkinlerde de çok önümüze çıkan bir türü var. Çocuklarda Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) türü daha çok görülüyor. Yetişkinlerde ise Akut Miyeloid Lösemi (AML) türü daha çok görülüyor” dedi.

ARAS: SIRADAN BİR ATEŞLENME İLE BAŞLADI

Lösemi hastalığı ile 2009 yılında 4,5 yaşındaki kızının ateşlenmesi ile tanıştığını anlatan Aras, “2009 yılında çocuğum ateşlendi ve kusuyordu grip oldu düşüncesi ile hastaneye götürdük. Enfeksiyon var dendi ilaç yazıldı ama çocuğum iyileşmedi daha kötüye gitti. Birkaç gün sonra yine hastaneye götürdüm, yeniden bazı tahliller yapıldı. Sonuçlara bakan doktor bizi hemen üniversite hastanesine sevk etti. İlk olarak yayma adı verilen bir tahlil yaptılar ve hematoloji bölümüne gönderdiler. Çocuğumun hastalığının ne olduğunu bilmiyordum ama devamlı tahliller yaptırıyordum. O zaman tıp öğrencisi olan oğlum yanımdaydı bana anne hayırlısı ile atlatacağız deyince ben sıkıntılı bir durum olduğunu anladım ve kızımın lösemi hastası olduğunu öğrendim. İlk tanışmam böyle oldu” şeklinde konuştu.

ARAS: KEŞKE DAHA DİK DURSAYMIŞIM

Çok zor günler geçirdiklerini anlatan Aras, “O günlerde kızımı anaokuluna göndermek istedim en azından günün belli bir bölümü de olsa farklı bir ortama girecekti. Çünkü lösemi hastalığının en büyük ilacı moral. Biraz zor oluyordu ilaç saatlerinde okula gidip kendim ilaçlarını içiriyordum. Hastane-ev-okul arasında devamlı mekik dokuyup durduk. Hastalığının 17. ayında sıkıntılı günler yaşadık. Kızım yoğun bakımlık oldu, günlerce bilinci kapalı uyudu. Uyandığında sadece boşluğa bakıyordu, konuşmayı bile yeniden öğrendi. Doktor iki yılda anca kendini toparlar dedi. Fizik tedavi gördü bizde evde üzerine eğildik, çok şükür kısa sürede toparladı. Çok zor günler geçirdik ama hamdolsun çocuğumuz şuan çok iyi. Keşke diyorum o günler daha dik durup kızımın tedavisi ile daha fazla ilgilenseydim. Çocuğu lösemi hastası olan tüm anne babalara hep bunu diyorum, daha dik durun ve çocuğunuzla ilgilenin, mutlaka iyileşecek” ifadelerine yer verdi. 

PROF. KAYA: EN ÖNEMLİ İLAÇ MORAL

Manevi desteğin tedavi sürecine çok büyük etkisi olduğunu kaydeden Prof. Kaya, “Lösemi hastası uzun süre hastanede yatma durumunda kalıyor. İlk kemoterapi başladığında ortalama 21 gün hastanede kalma süresi var ki bazı hastalarda bu süre 2-3 ayı bulabiliyor. Düşünün bir odada tek başına kalıyor, birçok şey kısıtlanıyor. Yanına gelenler moral vermezler ise eğer, hasta kendinden vaz geçildiğini düşünüyor. O yüzden moral çok önemli” dedi. 

ARAS: EN ÇOK ÇEVRENİN YAKLAŞIMI BİZİ ÜZDÜ

Lösemi hastalığının tedavi sürecinde en zor tarafın çevre olduğunu belirten Aras, şunları söyledi; “Lösemi hastalığının tedavisinde hijyen çok önemli. Doktorumun eve hiç misafir alınmaması gerektiğini söyledi. Bizde misafir almamaya başladık ama bu konuda çok eleştiri aldık. ‘Üzerine düşme o kadar kız çocuğu vefat ederse de etsin’ diyenler bile oldu. O yüzden çevremdeki birçok kişi ile ilişkimizi kestik. Kızımı güzel havalarda birçok kez parka götürmek istedim, diğer anneler çocuklarını kaçırdılar bu da beni çok üzdü. Çocuğumuzun hastalığından çok çevrenin yaklaşımı bizi üzdü. Çok şükür şimdi kızımız gayet sağlıklı ve hayatına bizimle birlikte devam ediyor. Sadece belli aralıklarla kontrollere gidiyor.” 

PROF. KAYA: BULAŞICI VE GENETİK DEĞİL

Lösemi hastalığının bulaşıcı olmadığının altını çizen Prof. Kaya, “Lösemili kişiden sağlıklı kişiye hiçbir şey bulaşmaz tam aksine sağlık kişiden lösemili kişiye bulaşabilir. Biz lösemili hastaları toplumdan kısıtlarken sadece kemoterapi aldığı dönemlerde kısıtlarız. Hastalık süreci sona erdiğinde normal bir şekilde hayatlarına devam edip toplum içine girebilirler. Lösemi bulaşıcı bir hastalık değil. Kişiye özel bir hastalıktır. Lösemi genetik bir hastalık da değildir. Çevresel etkilerle oluşabilecek bir hastalıktır. Anne veya baba lösemi diye çocukları da lösemi olacak diye bir şey yok. 3 çocuklu bir ailenin sadece bir çocukları lösemi olabilir” diye konuştu. 

PROF. KAYA: İLK 5 YIL ÇOK ÖNEMLİ

Lösemi hastalığından tamamen kurtulmanın tek yolunun kemik iliği nakli olduğunu ifade eden Prof. Kaya, “Nakil ile hastaların yüzde 60-70’i kesin kurtuluyor. 5. yılından sonra bu hastalığın tekrarlaması çok zor. 5 yıl tedavi görmüş bir hasta artık iyileşmiş demektir, onun bu hastalığı yeniden yakalanma oranı sağlıklı birinin de bu hastalığa yakalanma oranıyla neredeyse aynı. Ama artık hastalık yenilenmez anlamına da gelmiyor. 5 yıldan sonra ilk bir yıl çok önemli. O birinci yılda hastalık tekrarlanmaz ise ciddi manada iyileşti denebilir. Yıllar geçtikçe hastalığın tekrarlama riski azalır” dedi.

ARAS: BEYAZ KAN BULMAKTA ZORLANIYORUZ

LÖSEV (Lösemili Çocuklar Vakfı) İl Temsilciliği olarak beyaz kan bağışı üzerine çalışmalar yapacaklarını söyleyen Aras, “Malatya’da 100’ün üzerinde kayıtlı lösemi hastamız var. Temsilcilik olarak hastane ve ev ziyaretleri yapıyoruz. En çok karşılaştığımız sıkıntı kan bulmak oluyor. Malum lösemi hastaları için taze ve beyaz kana ihtiyaç oluyor. Vatandaşlarımız beyaz kan vermeye biraz ön yargılı yaklaşıyor. Biz il temsilciliği olarak gönüllü kan bağışçılar listesi oluşturacağız ve Malatya’da lösemi hastalarımız için acil kana ihtiyaç duyulduğunda o liste üzerinde anında bağışçılarımıza ulaşacağız. Vatandaşlarımızın da bu konuda duyarlı olmasını istiyoruz” şeklinde konuştu. 
 

VUSLAT GAZETESİ

Son Güncelleme: 27.05.2017 17:49
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178