Vakıflarımız, Gönüllü Kuruluşlarımız Elbette Olmalı

Müslümanlar’ın Baharı olan rahmet iklimi Üç Aylar başladı. Bu gece de Regaip Kandil’i idrak edilecek. Malatya Müfütüsü Ümit Çimen gazetemize verdiği özel röportajda erişilen manevi iklime dair sorularımızı yanıtlarken, özellikle Türkiye’de tartışılan bazı konulara da ışık tuttu. Vakıflarımız, gönüllü kuruluşlarımız olmalı diyen Çimen bir uyarıda da bulundu; dini hassasiyetleri, milli birlik ve beraberliği ve vatanımızın selametini öncelemek kaydıyla…

Vakıflarımız, Gönüllü Kuruluşlarımız Elbette Olmalı

Müslümanlar’ın Baharı olan rahmet iklimi Üç Aylar başladı. Bu gece de Regaip Kandil’i idrak edilecek. Malatya Müfütüsü Ümit Çimen gazetemize verdiği özel röportajda erişilen manevi iklime dair sorularımızı yanıtlarken, özellikle Türkiye’de tartışılan bazı konulara da ışık tuttu. Vakıflarımız, gönüllü kuruluşlarımız olmalı diyen Çimen bir uyarıda da bulundu; dini hassasiyetleri, milli birlik ve beraberliği ve vatanımızın selametini öncelemek kaydıyla…

30 Mart 2017 Perşembe 17:30
Vakıflarımız, Gönüllü Kuruluşlarımız Elbette Olmalı

-Efendim malumunuz 11 ayların sultanın müjdecisi Recep ve Şaban aylarına kavuştuk. Üç aylarla ilgili neler söyleyebiliriz. Bir Müslüman Üç ayları nasıl değerlendirmeli?

Sizin de ifade ettiğiniz gibi İslam toplumlarının Ümmeti Muhammed’in din hayatında önemli bir yeri olan zaman dilimine girdik. Recep, Şaban ve Ramazan diye bildiğimiz üç ayları idrak edeceğiz. Üç Aylarda özel geceler vardır. Recep ayının ilk cuma gecesi olan Regaip kandiliyle başlayarak gecelerin sultanı Kadir Gecesiyle zirve yapan bu rahmet ve mağfiret iklimini Allah bize lütfetmiş. Bu zaman dilimiyle ilgili bir defa dini hayatımızda, ibadet ve inanç hayatımızda,  ahlaki yapımızda çok önemli müspet değişimlerin yaşayabilme imkanının bulunduğu bir mevsim bu aylar. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) üç aylara geldiğinde Recep ayına kavuştuğunda  “Yarabbi Receb’i ve Şaban’ı bize bereketli kıl mübarek et. Bizi Ramazana ulaştır” diye dua ederdi. Bu geceler bizi adeta bir kutlu mevsime götüren özel trafik ışıkları gibi. Regaip gecesi, Miraç gecesi, Berat gecesi ve en son Ramazanda bin aydan hayırlı olan Kadir gecesi ki özün özüne ulaşacağız. Bunların habercisi. Manevi atmosferimizin adeta hikmetli yıldızları gibi kandil geceleri. İşaretlerle bizi bir yere götürüyor. O da Kadir gecesidir, İnşallah ondan sonra gelen bayramın da bir anlamı vardır. Bu üç ay boyunca yapmış olduğu güzelliklerin dünyevi semeresidir adeta bayram. Uhrevi semeresi olan cennetin dünyada ki yansıması olsa gerek.

-Hocam Diyanet İşleri Başkanlığı çok güzel bir tanım getirdi Üç Aylar için. Müslümanların Baharı. Hem bu özel gecelerimiz için, hem de rahmet ikliminin bu kadar genişlediği bir ortamda bilgi karmaşası var. Bu zaman diliminde şu ibadetler yapılmalı, şunu yaparsak şu kadar sevabı var gibi. Bu aylarda hassasiyetler artar ancak bununla birlikte özel ibadetler var mıdır?

Ben sizin sorunuzdan şunu anlıyorum. Yani Üç Ayların değerlendirilmesi, Üç Aylardaki ibadet hayatı Müslümanların neye göre şekillenmeli derseniz hiç şüphesiz bütün dindarlığımızın ana omurgasını oluşturan Kur’an’dır. İkincisi sevgili peygamberimizin sünnetidir. Biz sadece Üç aylar değil tüm dini hayatımızı dindarlığımızı, Kur’an ve sünnet ışığında şekillendireceğiz. Kur’an dediyse dindir. Âlemin Resulü peygamber efendimiz (sav) ne yaşadıysa, tavsiye ettiyse dindir. Bunun dışında bizim için bir anlam ifade etmez. Bu yüzden sevgili peygamberimizin hayatına bakacağız. Allah Resulü Üç Ayları nasıl değerlendirdi. Ramazan evvelinden başlayan süreçte neler yapıyordu? Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban ayı benim ayım, Ramazan ayı da ümmetimin ayıdır” diye hadisi şerifinde bulunmuş peygamber efendimiz. Müslümanlar bu aylarda kendi dindarlıklarını, dini hayatlarını düzene sokacaklar. İnsan imtihan dolu bir zaman ve zeminde yaşıyor. Müslüman’ın bu zaman ve zemin içerisinde hayatın koşuşturması içerisinde manevi dünyasında oluşan kirler paslar vardır. Allah ile inancıyla, peygamberiyle, kitabıyla, dini ölçüleriyle arasına giren dünyevi perdeler oluşmuştur. Bunları bu perdeleri açma, bu perdeleri yıkma, Allah ile misakını inancını yenileme fırsatıdır bu aylar. Mesela bana göre üç aylar içerisinde ömür sermayemizi nerede ve nasıl tükettiğimizi gözden geçirmek için bir fırsat ayıdır Üç Aylar. Allah’ın bize verdiği en önemli nimetlerden birisi de şüphesiz zamandır. Peygamberimiz öyle buyuruyor mu?  “İki nimet vardır.  İnsanlar bunun kıymetini bilmezler. Namaz ve Vakit. Zamanı iyi değerlendiren insanlar kazançlı insanlardır. Bu Üç Aylar da bizim, bir yıl boyunca yaşadığımız hayatımızı yeniden düzenleyen, kaybolan değerlerimizi yeniden kazanma fırsatı bulduğumuz; inanç, ibadet ve ahlakımızı yeniden düzene soktuğumuz bir mevsim olmalıdır. Tabi bununla birlikte Allah’a giden, huzura giden, mahkemeye giden, mahşere giden, ahirete inanan insanlarız. Bizi farklı kılan en önemli özelliğimiz Allah ve ahiret inancımızdır. Hesaba giden yolda, ahirete giden yolda mümin ebedi âlemin azığını kontrol etme fırsatı bulur bu Üç Aylar içerisinde. Peygamberimizin hesaba çekilmeden önce, kendinizi hesaba çekin tavsiyesine de uyarak Müslüman kendi manevi dünyasını, dindarlığını gözden geçirebilme fırsatı bulmuş olur inşallah. Nasıl değerlendirelim derseniz Peygamberimiz Üç ayları; Recep ve Şaban ayını; zaten Ramazan Ayında oruç tutmak bize farzdır. Müslümanlara oruç ibadeti farz olan ibadet sadece Ramazan ayındadır. Onun dışındaki aylarda peygamberimizin tavsiyeleri vardır. Çeşitli uygulamaları vardır. Mesela Peygamberimiz Recep ve Şaban aylarında oruç ibadetine biraz daha ağırlık verir.  Yani diğer aylara göre oruç hususunda daha titiz davranır.  Ramazan dışında en çok oruç tutuğu ayları dersek Recep ve Şaban ayıdır. O zaman biz ne yapacağız. Recep ve Şaban aylarında biraz daha oruçlu geçirmenin gayreti içerisinde olacağız. Recep ve Şaban ayında oruç tutmak farz değil. Ama bir anlamda da farz ayı olan Ramazan ayına da bedenimizi, ruhumuzu alıştıracağız. Bununla birlikte Üç Aylarda nafile oruç tutabilir. Recep ve Şaban aylarının başında ortasında ve sonunda oruç tutarak bu aylara kıymet katabilir kendi dünyasında. Bununla birlikte ibadet hayatında, namazda, diğer amellerinde aksayan yönleri varsa onlara da çeki düzen vermelidir.  Dini ve dindarlığını, dini hayatını kendisi kontrol etmeli. Üç aylar budur. Mümin, dindarlığını Kur’an ve Sünnet ışığında kontrol etmelidir. Üç ayların bana göre en önemli fırsatı bu olmalıdır. Kendi dindarlığını Kur’an ve sünnetle yüzleştirmelidir. Bu alışkanlıklar ve yaptıklarıyla inşallah Müslüman Ramazan Bayramına yeni bir enerji almış, inanç enerjisiyle, ibadet enerjisiyle, ahlak enerjisiyle, kendi dindarlığını çeki düzene sokmuş ve yeniden dindarlığını inşa etmiş vaziyette yeni bir enerjiyle yeni bir yıla adeta atılmış olacaktır. Üç aylar fırsat aylarıdır. Karlı mevsimdir. Yani bu anlamda da sevaplı bir aydır. Rabbim bunları hepimiz için değerlendirmeyi nasip etsin inşallah. Kendimizi de dini anlamda yenileme ayıdır. Tevbe ayıdır. Ne diyor Allah-u Te’ala; “Ey iman edenler içtenlikle samimi bir şekilde tevbe edin” buyuruyor.  “Ey müminler Allah’a samimiyetle içtenlikle tevbe edin ki olur ki Allah sizin günahlarınızı hatalarınızı bağışlar.” İnsan beşerdir. Hata etme özelliği vardır. Öyle yaratılmış melek değildir. Hepimizin kusuru vardır. Bu mevsimler bunları düzeltmeye fırsat olmalıdır. Ne diyor Peygamberimiz; insan, âdemoğlu hata edicidir. Günah işleyendir, hata ve günah işleyenlerin en hayırlısı onlardan tövbe edenlerdir diye buyuruyor. Tövbe rahmet kapısıdır. Allah-u Te’ala hiçbir kulunu günahından ve hatasından dolayı çaresiz bırakmaz. Bu rahmet mevsimi, mağfiret iklimini hepimiz iyi değerlendirmenin gayreti içerisinde olmalıyız. Dindarlığımızı yeniden inşa etme ve düzenleme gayreti içerisinde olmalıyız. Bu aylarda üç aylar içerisinde bugünden itibaren başlayan bu mevsim içerisinde muhasebe yapmalıyız. Kendi dinimizi ahlaki özelliklerimizi ibadet hayatımızı hangi ölçüde hangi derecede kendi kendimize kendimizi çek etmemiz önemlidir. Tefekkür mevsimidir. İnsanın en önemli özelliği aklıdır. Akıl olmadan mesuliyetimiz yoktur. Bu aklı kullanmanın en önemli yolu da tefekkürdür. Kimim, neyim, niçin geldim en başlangıcı belki budur ama dünyayı düşünmek ümmeti düşünmek İslam coğrafyasını düşünmek memleketimizi, milletimizi düşünmek. Müslüman’ın da en büyük özelliği tefekkürüdür.

-Üç aylar kendimizi kontrol etme yoklama mevsimidir dediniz. Bu hem bireysel manada hem de toplumsal manada olmalıdır. 15 Temmuz gibi bir hain darbe kalkışması yaşadık. Bunun siyasi bağlamda boyutları olduğu gibi oradaki hain örgütün kullandığı en önemli faktör de din oldu. Yani dini duyguları istismar ederek özellikle şu Anadolu coğrafyasının temiz insanlarının duygularını istismar etmişlerdi. Bunu göz önüne aldığınızda toplumsal hayatımız için o kontrol aşaması içerisinde yaptığımız hatalar bakımından neler tavsiye edebiliriz?

Allah milletimize ülkemize devletimize zeval vermesin. Ben vaazlarımda da söylüyorum bu topraklar sıradan topraklar değil. Biz dünyanın en hassas topraklarından, coğrafyasından birini vatan yapmışız. Biz diğer ülkelerdeki gibi değiliz. Bizim uyumamız değil, gözümüzü yummamız bile ayağımızı kaydırır. Her zaman uyanık olacağız. Bu topraklarda yaşayan insanların dostu çok ama düşmanı da çok. Türkiye Cumhuriyeti’nin insanları birlik, beraberlik, uyanık ve kardeş olmak mecburiyetinde. Tarih boyunca bin yıla yakın bir zaman içerisinde İslam coğrafyasına önderlik yapmış, kültür ve medeniyet bakımından da şaha kaldırmış bir tarihin çocuklarıyız biz. Sırtımızdaki emanet büyük. Bizim güçlü uyanık ve çalışkan olmamız şarttır. Din konusu bizim en hassas noktamız. Bu damardan bizim dengemizi bozmaya çalışıyorlar. Biz; İslam coğrafyasına, İslam tarihine büyük bir medeniyet, tarihi bir miras bırakmış bir ecdadın torunlarıyız. Bu kültür ve medeniyeti besleyen bir din algımız ve anlayışımız var. Buna bizim genelde halkımızın, Anadolu’nun ve İslam coğrafyasının ortak bir bakışıdır. Ehl-i sünnet vel cemaat diye. Kuran ve Sünnet eksenli ve bununla birlikte 14 asırlık İslam ümmetinin bilgi ve tecrübe birikiminden oluşan dindarlığımızı oluşturan bir bakışımızdır. Bunu muhafaza etmemiz önemlidir. Bununla birlikte dini bilgilerimizi sağlıklı yerlerden sahih bilgileri öğrenmemiz önemlidir. O yüzden Kur’an kurslarımız, bizim resmi programlarımız, camilerimiz, kürsülerimiz, bizim müracaat mekânlarımız olmalıdır. Vatandaş din bilgilerini sağlıklı kaynaklardan edinirse, gereği gibi öğrenirse, insanımızı manipüle etmeleri zor olur. O yüzden her şeyin başı dinimizi sağlıklı yerlerden sağlıklı şekilde öğrenmemiz gerekmektedir.

-Zarar verdiği kavramlar da oldu. Bu ülkede çok değerli gördüğümüz özellikle cemaat olgusunu çok zedelediler. Bunu onarabilmek için neler yapmalıyız?

Birazdan söyleyeceğim şeyi yanlış yerlere çekmeye çalışanlar olabilir, oluyor da. Cemaat kavramı bizde birliği bütünlüğü ifade eden çok kıymetli bir kavramdır. İmam, önder demektir. Bu değerleri belki çürütmeye yönelik şeyler yaşadık. Bunların hepsi bizim Ümmeti Muhammed’in tevhid inancının oluşturmak istediği vahdet toplumunun ana temellerini oluşturan şey. Bizim bu coğrafya da her zaman için sivil inisiyatiflerimiz, gönüllü kuruluşlarımız, vakıflarımız, derneklerimiz olmalı. Olması da gerekiyor. Bizim kültür ve medeniyetimizin gereği de budur. Ama bu hizmeti üstlenenler, bu anlamında hangi oluşum olursa olsun ülkemizin birlik ve bütünlüğü, Ümmeti Muhammed’in hassasiyetlerini, devletimizin hassasiyetlerini, kendine öncelik olarak görmesi önemlidir. Öyle olduğu zaman bu ülkede zaten problem olmaz. Milli birlik ve bütünlüğümüze hizmet etmelidir, hangi istikamette olursak olalım.

Din anlayışımız, dindarlığımız, camilerimiz, birlik ve bütünlüğümüz, ülkemizin birlik ve bütünlüğü, milli birlik ve bütünlüğümüz bu hassasiyetlerimiz olduğu sürece bize kimse zarar veremez.

Kutlu doğum haftası özellikle Türkiye’de Peygamber Efendimizi ve onun mücadelesi anlatabilmek için önemli bir fırsat olarak görülür ve değerlendirilir.  Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl farklı bir tema belirliyor. Bu yılki hazırlıklar ne aşamada?

Peygamberimizin kutlu doğumu yıldönümü etkinliklerini bu yıl 17-21 Nisan arası gerçekleştireceğiz. Bu yılki tema “Hz. Peygamber ve Güven”.  Biz de inşallah Malatya Müftülüğü olarak bugünler çerisinde ilimizde ve çeşitli ilçelerimizde çeşitli konferanslar ve etkinliklerimizle icra edeceğiz. Güzel bir tema. Esasen sevgili peygamberimizin de öne çıkan en önemli özelliğidir. Muhammed-ül Emin’di O. Zaten O’na ümmet olmanın yolu da güvenir insan olmaktan geçer. Çok önemli bir konu.

-“Hediyem Kur’an Olsun” önemli bir kampanya bu alandaki çalışmalar ne aşamada?

“Hediyem Kur’an Olsun” kampanyası uzun soluklu bir kampanya. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın daha önceki yıllarda başlattığı bir kampanya. Hakikaten gönüllere dokunan kampanyalardan bir tanesi. Ülkemizde ve ülkemizin dışında 40 ülkede daha kuran ihtiyacı olan kendi dillerinde Kuran’ları karşılanma amacına yönelik. Müslüman veya Müslüman olamayan. Ulaşabildiğimiz herkese ve her yere Kur’an-ı Kerim’i ulaştırmayı hedefliyoruz. Malatya okuyanı fazla bir şehir. Bu sebeple Valiliğimizin de himayesinde “Okuyan Şehir Malatya’da, Hediyem Kur’an Olsun” dedik. Valimizin de destekleri ile bu kampanyayı hızlandırdık. Gümrük ve Ticaret Bakanımız Bülent Tüfenkci Bey’in katılımıyla bir gece tertipledik. Orada da ciddi destekler aldık. Tüm emeği geçenlere, kurumlarımıza, belediyelerimize teşekkür ediyorum.

Malatya’mız huzur şehri, güzelliklerin yaşanabileceği bir şehir.  Ülkemizin en güzide en güzel şehirlerinden. Üç Aylar güzelliklere vesile olsun diyorum. Vatandaşlarımızın,  insanlarımızın dini hayat ve dindarlığını inşallah yeniden inşa etmek, eksiklerini gidermek noktasında bu ayların iyi değerlendirmelerini diliyorum. Allah, Malatya’mızın insanlarıyla beraber bütün ülkemizdeki insanlarımızın huzurunu bozmasın. Birliğini dirliğini bozmasın. Buna Rabbim fırsat vermesin. Ülkemiz ve İslam âlemi zor bir süreçten geçerken Allah Ümmeti Muhammed’in dualarına kulak versin. Akan gözyaşını dindirsin.  Röportaj: Enes Yıldırım

VUSLAT GAZETESİ

Son Güncelleme: 30.03.2017 17:33
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner213

banner214