Vuslat Haber Acının Yaşandığı Yerde

24 yıldır acının dinmediği yer Başbağlar Köyü. Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993'te teröristlerce katledilen 33 kişi, köyde düzenlenen törenle anıldı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin de katıldığı anma programını Vuslat Haber de yakından takip etti ve özel röportajlar yaptı.

banner181

Vuslat Haber Acının Yaşandığı Yerde

24 yıldır acının dinmediği yer Başbağlar Köyü. Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 5 Temmuz 1993'te teröristlerce katledilen 33 kişi, köyde düzenlenen törenle anıldı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin de katıldığı anma programını Vuslat Haber de yakından takip etti ve özel röportajlar yaptı.

07 Temmuz 2017 Cuma 18:53
Vuslat Haber Acının Yaşandığı Yerde

Erzincan kent merkezine 220 kilometre uzaklıktaki Başbağlar köyüne 5 Temmuz 1993 akşamı gelen terör örgütü mensupları, kadınları köy girişindeki Kuru Dere'de topladıktan sonra evleri yağmalayıp değerli eşyayı alarak tüm evleri ateşe verdi. Bu zulme karşı çıkan 5 kişiyi de yakılan evlerde ateşe vererek öldüren teröristler daha sonra akşam namazını kılıp camiden çıkan 28 erkeği köy meydanında topladı. Bir süre örgüt propagandası yapan teröristler, daha sonra bu kişileri kurşuna dizdi. Katliamın aradan geçen süreye rağmen ilk günkü gibi taze olduğu köyde yaşayan vatandaşlar, yaklaşık çeyrek asır önce yaşadıkları ve halen dinmeyen acılarını hafızalarından silemedi. Olayın 24. yıldönümünde köy meydanındaki Kültür Evi önündeki anma törenine, gencinden yaşlısına çok sayıda vatandaş ellerinde Türk bayraklarıyla katıldı. 

BÜLENT TÜFENKCİ: O KATLİAMI ÜSTELENEN HAİNLERİN, BU GÜN İNLERİNE GİRİYORUZ

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, törende yaptığı konuşmada, Başbağlar Katliamı'nda yaşamını yitirenlere rahmet diledi. Başbağlar şehitlerinin, devletin, milletin onuru ve şerefi olduğunu vurgulayan, Tüfenkçi, şöyle konuştu, "Ülkemizde bundan 24 yıl önce sadece üç gün arayla bu topraklarda iki büyük acı yaşanmıştır. 2 Temmuz'da Madımak'ta yanan canlar, bizim canımızdı. 5 Temmuz'da bu topraklarda akan kan, bizim kanımızdı. O gün bu katliamı yapan eller, aynı ellerdi, aynı amaca hizmet ediyorlardı. 2 Temmuz'da Madımak'ta, 5 Temmuz'da Başbağlar'da ve geçen sene 15 Temmuz'da yapılan hain darbe girişimi, milletimizin kardeşliğine, devletimizin varlığına ve bekasına yöneliktir. Allah'a çok şükür milletimiz büyük bir basiret, dirayet ve kararlılıkla darbeye karşı durmuş ve göğsünü siper etmiştir. Bugün burada siyasi parti ayırımı yapmaksızın Başbağlar'da verdiğimiz canlara yanıyorsak, bu failler emeline ulaşamamış demektir." Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'ın taziye ve selamlarını getirdiğini ifade eden Tüfenkci, “Hainler ve onları taşeron olarak kullanan şer odakları ülke üzerindeki hain emellerine ulaşamayacak, bu katliamları gerçekleştirenler milleti birbirinden ayrıştıramayacak.” dedi.

HALUK CÖMERTOĞLU:  ONLAR ŞEHADET ŞERBETİ İÇTİ

Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu, yaşanan olayın böl, parçala, yönet politikasıyla Anadolu coğrafyasındaki yaşayan omurgalı toplumların yok edilmesine yönelik parçalama faaliyeti yok etme, hicret ettirme, hatta göç ettirme olduğunu kaydetti. Başkan Cömertoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü, “Bu olaya canlı şahit olduk. Bir gün sonrasında o günkü köye girişimizde şehitlerimizin yerdeki naaşlarını, akan kanlarını, kokmuş ve adeta et kokan kokularını ve yanan dumanlar içinde kalan başına yıkılmış evlerini hala gözlerimin içinde görür gibiyim. Hepsine rahmet diliyorum Cenabı Haktan.  Cennetini onlardan esirgemeyeceğini umut ediyorum. Tabi çok seçilmiş bir hadise üst aklın, derin devletin, bu konuda böl, parçala, yönet, politikasıyla Anadolu coğrafyasındaki yaşayan omurgalı toplumların yok edilmesine yönelik parçalama faaliyeti yok etme, hicret ettirme, hatta göç ettirme, faaliyetidir. Madımak’ta planlan hain saldırı 3 gün sonrasında burada öç aldık diye toplumu bir birine düşüren bir sentezlemeydi bu. Büyük bir projeydi. Hala failleri yakalanamadı deniliyor ama Madımak’taki içeri alınan kişiler yatıyor. 5 gün sonra 5 Temmuz sonrasında yakalanan ve bu olayın failleri olduğu bilinen kişiler serbest bırakıldıktan sonra da hala arama kararları devam ediyor. Bu tabi bir talihsizlik bu toplum adına, bu medeniyet adına, bu geçmiş adına, büyük bir talihsizlik. Biz bu acıyı yüreğimizde hep hissettik. Hissetmeye devam ediyoruz. Burada yapılan hadiseler Erzurum’da tekrarlanan hadiseler, ülke geneline yaygınlaşan hadiseler, Sivas’tan sonra Başbağlar’ın seçilmesi buradan sonra Erzurum’un seçilmesi ve sürekli aynı senaryonun tekrarlanarak toplumun millet olma şuurunu ortadan kaldıracak, fitne tohumları ekip birbirine düşürecek etnik kavgaları büyütüp sahayı boşaltacak ve rol alacak insanları el ucuyla yönetecek bir bir sistem oluşturulmak isteniyor. Bu hala devam ediyor. Üst aklın bu fikri hala devam ediyor. Biz şunu çok net inanıyor ve görüyoruz. Burada yaşayan insanlar kanının son damlasına kadar, emeğinin son noktasına kadar tutunacaklar. Çerden çöpten aş yapıp hayata devam edecekler ve bu mücadelede haklı olacaklar. Hak yolunda olacaklar bizde bunun savunucusuyuz, yaşayıcısıyız,  bu toplumun bir üyesiyiz, hizmetkârıyız ve bizim bu topluma, bu fedakâr Başbağlarlılara çok şey borcumuz var. Terk etmediler, kaleyi bırakmadılar. Mevziiyi bırakmadılar Uhut’takiler gibi ganimet sevdalıları olmadılar ve hale hayatlarını bu kırsal da devam ettiriyorlar. Devletimizle barışıklar, milletimizle millet olma şuurunu en üst seviyede yaşıyorlar. Ben tekrardan bütün şehitlerimize rahmet diliyorum. Cenabı Allah geride kalan acılı ailelerine sabır versin. Hayata tutunurken yardımcıları olsun. Maddi ve manevi sıkıntılarını hayır üzerini hal eylesin kimseye muhtaç etmesin. Memleketimizin birliğini beraberliğimizi bozmaya çalışanlara fırsat vermesin, bize de bu şuuru yaşatsın İnşallah.”

TAMER ÇALHAN: BU ZALİMLERİN ZULMÜ YANLARINA KALMASIN

Meşale Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Çalhan, yaşanan acının 24 senedir halen ilk günkü gibi tazeliğini koruduğunu söyledi. Çalhan, olayın hesabının sorulmadığını belirterek şunları söyledi,“Sivas Olaylarında İslami duyarlılık adına boş yere haksız yere cezaevinde halen 24 senedir yatan Cafer Soykök abimizin şahsında tüm mağdurları selamlıyorum.  Özellikle Başbağlar şehitlerimize ve Şehit İmam Adil Torun hocamıza rahmet diliyorum. Maalesef bu yıl 24. yıl dönümü ve bizde bu anma törenlerine katıldık. Törene Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Bülent Tüfekçi, kamu görevlileri ve yetkilileri katılıyor. Bu bir açıdan sevindirici bir olay, devletin hükümetin yetkililerin bu olaya duyarlılık göstermeleri ama 24 senedir hala bu caniler, bu failler bulunamadı. Bulunmasına rağmen serbest bırakıldı.  Bir köy haritadan silindi, ortadan kaldırıldı, imha edildi ve 33 insanımız hunharca katledildi. Ve bunları yapan caniler belli olmasına rağmen, hala adalet tecelli etmedi ve o şehitlerin kanı yerde kaldı. Haliyle adaletin tecelli etmesi bu zalimlerin zulümlerinin yanına kalmaması açısında sivil toplum kuruluşu olarak bu konuda duyarlılık bekliyoruz. Yani bir an evvel mağdurların yüreklerinin vicdanların toplumsal vicdanın rahatlaması açısından sorunların katillerin yakalanmasının istiyoruz. Ve işin diğer bir boyutu bu olayda çift bir dram var. Sivas Olayları’nda, Sivas halkı cuma namazındayken normal ibadetini yaptığı bir zamanda davullarla zurnalarla bir halk tahrik ediliyor, halk camiden çıktıktan sonra doğal tepkisini ortaya koyuyor. Madımak Oteli yanıyor silahla insanlar öldürülüyor. Halkın dışında gelişen bir olay ama maalesef olayı tertipleyen yapanlar başkaları olduğu halde Sivas’ın masum halkı boş yere, yok yere cezalandırılıyor ve o insanlar 24 senedir içerde çeyrek asır oldu. Yani bu bir zulümdür, haksızlıktır, yani bunu artık anmanın ötesinde o insanların haksız yere mağdur edilmesini önlemek bir an önce onları serbest bırakmak ve Sivas’da tabi gelişen bir olay olmasına rağmen hemen 3 gün sonra Başbağlara tertipli düzenli adeta Sivas’ın intikamını alırcasına emperyalist güçlerin, karanlık güçlerin, kontrolünde örgütler böyle hunharca bir katliam olayı gerçekleştiriyorlar. Maalesef onun fanileri canileri hala dışarıda bu noktada adalet adına, hukuk adına, hak adına, yetkilileri sorumluluğa davet ediyoruz. Toplum olarak bu işin takipçisi olduğumuzu ve bu iş üzerinde hassas durduğumuzu belirtiyoruz. Bir an evvel bu haksızlık bu zulüm bitsin diyoruz.”

MUSTAFA KAYAN: ŞEHİTLERİN KATİLLERİ MUTLAKA HUKUKUN KARŞISINA ÇIKARILMALI

Malatya Ortak Değerler Platformu adına açıklama yapan Mustafa Kayan ise şunları dile getirdi,“28 Şubat sürecine Türkiye’yi götürmek isteyenler Başbağlar da 33 tane vatan evladını katlettiler. Hala içimiz parçalanıyor, hala o şehitlerimizi anmak durumunda kalıyoruz. Ve hala onların katillerini arıyoruz. Malatya Ortak Değerleri Platformu olarak 64 tane sivil toplum kuruluşunu temsilen Başbağlar köyüne geldik. Ve o şehitlerimizi buradan anıyoruz ve şunu haykırıyoruz, şehitlerin katilleri mutlaka yakalanıp hukukun karşısına çıkarılmalı, hesap sorulmalı aksi takdirde bu ülkede bu tür katliamlar devam edecektir. Bu tür katliamların önüne geçilmesi için mutlaka ve mutlaka bu katiller yakalanmalı ve adaletin huzuruna çıkarılmalı, yargılanıp cezalarını bulmalıdırlar. Biz bu anlamda Başbağlar Köyündeki kardeşlerimizin, şehitlerimizin yakınlarının yanındayız, bütün gücümüzle onları destekliyoruz ve bu katillerin bir an önce yakalanıp hukuk karşısında hesap vermelerini bekliyoruz. Bu hususda yetki elinde olan siyasi iktidarın, o günkü siyasi iktidar bunu takip etmedi ama bu günkü iktidarın sadece söylemlerle törenlerle yetinmeyip bu katilleri bulup yargı önüne çıkarmasını temenni ediyorum. Bütün insanlarımızın, bütün halkımızın bu duyarlılığı taşıyıp bunu seslendirmelerini kendilerinden istirham ediyoruz.” 

MURAT KUREL: HALKIMIZIN ACISINI PAYLAŞMAK İÇİN BURADAYIZ

Malatya ANESİAD Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kurel şunları aktardı,“Malatya ANESİAD Şubesi olarak bugün buradaki halkımızın acısını paylaşmak için buradayız. O kara günlerin bir daha gelmemesini temenni ederek şunu ifade ediyoruz, burada işlenen bu merfum olayın katillerinin bulunması ve birde Sivas Olaylarındaki mağdurlarının ki bize göre yıllardır boşu boşuna hapiste yatıyorlar bir an önce özgürlüklerine kavuşmalarını temenni ediyoruz. Bugünkü adaletten bunu bekliyoruz.”

RAMAZAN BEYHAN: KATİLLERİ ADALET ÖNÜNDE GÖRMEK İSTİYORUZ

Mazlum-der Genel Başkanı Ramazan Beyhan karanlık şerlerin gün yüzüne çıkarılması gerektiğini belirterek şunları söyledi, “24 yıl geçmesine rağmen bulunduğumuz şu mekânda 33 vatandaşımız vahşice katledildi.  Ancak bu geçen zamana kadar katilleri bulunmadı. Biz Mazlum-der olarak her 5 Temmuz’da buraya gelerek buradaki vatandaşlarımızın acılarını paylaşarak bu katli yapan teröristlerin yakalanmasını istiyoruz. 5 Temmuz katliamından sonra o günkü devlet maalesef katilleri bir şekilde yakalayamadı.  Başta yakalananlar vardı, onları serbest bıraktı daha sonrada yakalayamadı. Dolayısıyla biz burada bu olayın tarihin karanlık sayfalarına gömülmesini istemiyoruz. Bir toplum kendi içinde işlenmiş olan suçu eğer ortaya çıkarmıyorsa böyle bir toplum gerçekten iflah olmaz. Sivas olayları, Başbağlar olayları, Gezi olayları 28 Şubatın hazırlığıydı. Bugün devletin buraya gelerek buradaki vatandaşlarımızın acısını paylaşması tabiî ki güzel bir olay ancak devletin birinci vazifesi mutlaka katilleri bulup adaletin önüne çıkarması gerekir bu konuda etkin bir soruşturma yapması gerekir. Biz Mazlum -der olarak bu konunun peşini bırakmayacağız takipçisi olup katilleri adalet önünde görmek istiyoruz.”

MEHMET ARSLAN: ÜLKEYİ KAOSA SÜRÜKLEMEK İSTEDİLER

Mazlum-der Malatya Şube Başkanı Mehmet Arslan da şöyle konuştu, “Bundan tam 24 yıl önce cinayetlerin ve faili meçhullerin sıkça yaşandığı bir dönemde 5 Temmuz 1993 de Erzincan’ın Başbağlar köyünde bir katliam yaşandı. Akşam karanlığında köye 100 kişilik bir terörist grubu girmiş elektrik ve telefon kablolarını kesmek suretiyle, köyü karanlığa boğduktan sonra erkekleri bir yerde, kadınları başka bir yerde toplayarak bir buçuk saat propaganda yaptıktan sonra Sivas’ın intikamını aldık sloganlarıyla oradaki köylü erkeklerinin hepsini taramış ve hepsin vahşice katletmiş daha sonra köyün okulunu, camisini, evlerini ateşe vererek oradan uzaklaşmışlardır. O yangında beş kişi hayatını yitirmiş ve o katliamda toplam 33 kişi hayatını kaybetmiştir. Başbağlar katliamını ve Sivas katliamını yapan aynı eller ülkede yaşayan insanlar arasına kin ve nefret tohumları ekmek barış ve kardeşlik içinde yaşayan halkın arasına kan davası oluşturarak ülkeyi kaosa sürüklemek istediler ama önce Allahın yardımı sonra halkın sağduyulu tavrı sonucu başaramadılar.”

VUSLAT GAZETESİ

Son Güncelleme: 07.07.2017 18:56
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178