"BUGÜN", "ZAMAN" sahte bir "MELTEM” ile esip, "NUR"suz "SIZINTI"larla cahiliye "AKSİYON"ları yapıp, "YARINA BAKIŞ" yapacak zaman değil. Bilakis vakit, büyük bir "NİDA"yla "SELAM" verip, "ANADOLU'DA VUSLAT"a giden yolda, "ÖZGÜN İRADE" sahipleri olarak, bütün "MÜSLÜMAN KARDEŞLER"i kucaklayan, tek dertleri Allah olan bir "YENİ NESİL" için inisiyatife "YÜRÜ"mektir.

Ve böylece bedduaları dönüp kendilerini çarpmış bir topluluk daha tarihin çöplük sayfalarında yerini alıyor. Artık makus talihimizi mi yeniyoruz yoksa Allah'ın gazabı mı birilerinin üstüne indi. Baksanıza kurdukları her tuzak kendi ayaklarına dolanıyor. Attıkları her taş dönüp kendi başlarına çarpıyor. Bunların düzeni tıpkı mühendislik hesaplarıyla yapılan örümceğin yuvasına benziyor. Aslında sağlam ve sarsılmaz bir hesapla inşa ettikleri düzenleri, en ufak sarsıntıda yerle bir olacak çer-çöpten başka bir şey değil. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Geçmiş günleri hasretle anacaklar ama nafile. Demek ki neymiş, zulümle abad olunmazmış. İş bundan sonrasıdır. Allah'ın bu kadar yardımını görüp de Allah'a rağmen bir şeylerin peşinden koşarsak çok değil aynı sünnet gelir bizimde düğünümüzü yapar.

Artık anlamış olduk ki; makamla, mevki kapmakla, güç sahibi olmakla yeryüzünde zafer elde edilmiyormuş. Adam kayırma, torpil, hırsızlık, yolsuzluk ve kumpaslarla kurulacak bir medeniyetin bize yıkımdan başka bir faydası olmaz. Başınıza ve başımıza gelen her bir musibet kendi ellerinizle ve ellerimizle işlediklerimiz yüzünden değil mi? Bu sünnet anlaşılmadan içine düştüğümüz girdaptan kurtulmak mümkün değil. Bizim görevimiz hakka, hakça yürümekti. Sonuç elde etmeyi "Sonların Sahibine" bırakmamız gerekmiyor muydu?

Onların salvolarının bitmesini beklersek kat edeceğimiz bir yol yoktur. Tedbirleri alır, işimizi Allah'a havale eder, yolumuza bakmalıyız. Bizim yapmamız gereken önemli işlerimiz var. Sonu gelmeyen, tüm zamanımızı ve enerjimizi harcayacak Sünni gündemlerin, kısır tartışmaların peşine takılıp kendimizi heder etmeyeceğiz. Gündemsiz olamayız fakat bununla beraber bir nesil inşa etmemiz gerektiğini unutmayacağız. Mazlumların sesi ve soluğu olmaya devam edeceğiz. Aramızdaki beyinsizlerin varlığından haberdar olalım ama onları terk etmek yerine kazanmak için bir şeyler yapmak gerektiğini bilelim.

Bizim düşmanlarımıza adaletten başka vereceğimiz bir borcumuz yoktur. Aliya'nın dediği gibi "onlar bizim öğretmenlerimiz olamaz". Asıl öğretmen olması gereken bizleriz. Şayet böyle olmazsa bizim onlardan ne farkımız olur. Bilakis farkımız olmalı. Onlar zulümle kalkarlar ama biz adaletle onların karşısına dikileceğiz. Adalet ise mahkeme edilmiş bir kısastan başka bir şey değildir. Allah kısasa adalet derken, kısası bize zulüm diye yutturmaya çalışanlar var. Yoksa birileri Allah'tan daha merhametli olduğunu mu iddia ediyor?

Bu günler geçecek geçmesine de, iyiye veya kötüye gitmesi en önce bizim elimizde. Allah da bizim elimizde taşıdığımıza bakarak hükmünü verecek. Artık kendimizi değiştirmedikçe Allah'ın bizi değiştirmeyeceğini anlamamız gerekiyor. Toplum olarak adaleti, paylaşmayı, birlik olmayı, mazlumdan yana durmayı, zalime karşı durmayı önceleyen bir eğitimle çocuklarımızı eğitmek için bir inisiyatif inşa etmemiz gerekiyor. Eğer biz bunu yapmazsak "hayat boşluk kabul etmez" kuralından emperyalist ve kapitalist zihniyet yeryüzünde kan emmeye devam edecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178