Çocuğumuzun özgüvenli olmasını istiyoruz demi? Kendine güveni yüksek olsun, zorluklarla kolay baş etsin. Sıkıntı, zorluk çekmesin. Bu nedenle her istedikleri önüne seriliyor. Çocuğa hiç hayır denilmiyor. “Sen yaparsın. Sen başarırsın” gibi sürekli telkinler, iltifatlar yapılıyor. Okulda da benzeri iltifat ve tavırlara maruz kalıyor. Bu şekilde de büyüyorlar. 
Peki Sonra? 
O çocuklar bencil, arkadaşlarına karşı acımasız, merhametsiz, her nimeti, lütfu kendinin hak ettiğine inanan bir nesil olarak yetişiyor. Üniversite bitiyor. İş hayatı istenilen gibi gitmiyor. En ufak başarısızlıkta büyük bir yıkım yaşayan, insan ilişkileri kötü giden birer birey olarak toplumda yerlerini alıyorlar. Sonuç büyük bir hayal kırıklığı… İş hayatı öyle bir durum ki, orada kimsenin başkasından üstün olmasının pek bir anlamı yok. Orada başarılı olmanın en önemli yolu insan ilişkilerinin iyi olmasından geçiyor. İnsan ilişkilerin kötü olduktan sonra dünyanın en başarılı uzmanı da olsan iş hayatında istenilen başarıyı göstermeye bilirsin. 
Okulda sürekli yüksek not alan, bu konuda kendisini arkadaşlarından üstün gören ve sürekli benzeri telkinlere maruz kalan bir çocuk bunu nasıl öğrenecek? 
Peki, kendine güveni olan çocuklar yetiştirelim derken, nerede hata yaptık? Hiç düşündük mü?
Özgüven demek bir zorlukla sıkıntıyla karşılaşınca onunla mücadele etmesini bilen, bu konuda kendisine güvenen birisi demektir. Örneğin: Bisiklet sürmeyi bilmeyen bir çocuk, bu konuda kendisine güvenir mi? Tabii ki, hayır. O çocuğun bunu öğrenmesi için bisiklete binmesi, zaman zaman da iyice öğrenene kadar bisikletten düşmesi gerekiyor. Çocuk bisiklete binmeyi iyice öğrendikten sonra, ancak bu konuda kendisine güvene bilir. Bisiklet konusunda bir özgüven sahibi olabilir.
Biz hayatın zorluklarına dair çocuklarımıza ne öğrettik? 
Özgüvenli çocuklar yetiştirelim derken, önüne hiçbir sıkıntı koymuyoruz. Eli sıcak sudan, soğuk suya değmiyor. Tüm imkânlar çocuğun önüne seriliyor. Sonuçta hiçbir çaba sarf etmeden bunların hepsine sahip olan çocuk ne mesaj alıyor? Bunların hepsinin onun hakkı olduğunu düşünüyor. Hiçbir çaba sarf etmiyor. Çaba sarf etmeyi öğrenmiyor. Öğrenemiyor. Çünkü bu fırsat ona hiç tanınmadı. 
Olması gereken çocuğun önüne her nimeti, imkânı sermek değildi. Çocuk büyürken ona ufak ufak zorluklar gösterip, onunla baş etmesini öğretmemiz gerekiyordu. Zorluklarla karşılaşıp, onlarla mücadele etmesini öğrenen çocuk ileriki yetişkin hayatında da bu tavrını hep sürdürecek. Hayatın birer mücadele olduğu mesajını alacaktır. Küçüklüğünden alıştığı ufak başarısızlıkları doğal kabullenip, mücadele etmeye davam edecektir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.