Eskiden hastanelerde bazı bölümler birleşikti. Mesela tek uzman hem dâhiliyeye hem de kardiyolojiye bakıyordu.  Zamanla bilgiler çoğaldı, hastalıklar ve hastalar arttı ve bu bölümler ayrıldı. Benzer şekilde eskiden nöroloji ve psikiyatri bölümleri birleşik olduğu “Ruh ve sinir hastalıkları mütehassısı (uzmanı)” bu iki bölüme de bakıyordu. Zaten psikiyatrinin diğer adı ruh sağlığı ve hastalıkları. Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde olduğu gibi. Fakat buradaki ‘sinir’ bizim bildiğimiz psikolojik sinir, öfke hali değil nörolojideki en küçük hücre olan nörona karşılık geldiğini zannediyorum. Yani bu hastanenin adı aslında “ruh sağlığı ve nörolojik hastalıklar” hastanesi anlamına gelmektedir. Burada esas konu psikiyatrinin uğraş alanı nedir? Şüphesiz ki psikiyatri ruh ile uğraşmaz. Aynı zamanda çoğunlukla üç harfli yaratıklar dediğimiz cinlerle de uğraşmaz. Cin çarpması diye bir şey psikiyatride bulunmamaktadır. Görülen hayaller cin değildir demiyorum. Çünkü onların ne olduğunu, nasıl yaratıklar olduğu konusunda pek bilgim yok. Biz hayal görme, hayal sesi duyma diyoruz. Kimsenin görmediği sadece sizin gördüğünüz hayallar var mı? Kimsenin duymadığı sadece sizin duyduğunuz sesler oluyor mu? Şeklinde sorularla anlamaya çalışıyoruz. Tabiî ki muayene bu kadar kolay değil. Hastanın, kişinin tüm özellikleri bize bir şeyler düşündürüyor. Bu belirtiler çok yoğun sıkıntıya bağlı durumlarda görülebileceği gibi aynı zamanda esrar kullanan bir kişide; bunayan yaşlı bir hastada; yoğun bakımda yatan ağır bir hasta da görülebilir. Hatta bazı ilaçlara bağlı da hayal görme-duyma görülebilir. Mekanizması karışık olmakla birlikte bunların cinlerle, metafizik alanlarla ilgili olmadığını tekrarlayabilirim. Tıp fakültesini bitiren bir kişinin en azından bu noktaları bilmesini isteriz. Bunu anlamayan bir doktor hastanın hayati tehlikesinin olduğunu kaçırabilir. Bu durum hafif ya da ağır beynin bir rahatsızlığıdır. Beyin o anda görme, duyma, anlama, algılama görevini yerine getiremiyor. Bu bir yetmezlik olarak değerlendirilebilir. Kalbin kanı yeterinde pompalayamaması gibi, böbreğin idrar süzmeyi kontrol edememesi gibi beynin sesleri, görüntüleri, uyarıları, olayları tam yorumlayamaması değerlendirememesi, bütünleştirememesi durumudur. 
Psikiyatrinin temelde duygu düşünce ve davranışla ilgilendiğini söylüyoruz. Psikiyatrik bozukluklar duygu bozuklukları, kaygı bozuklukları, bunamalar, davranış bozuklukları, düşünce bozukları, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, bedensel belirtilerle seyreden psikolojik bozukluklar, alkol ve madde kullanım bozuklukları, cinsel işlev bozuklukları gibi alanlar olarak adlandırılıyor. İngilizcede “mental disorder” zihinsel veya akli bozukluklar gibi anlamlara geliyor. Burada “akli bozukluklar” karşılığının uygun olduğunu düşünüyorum. Bizim kültürümüzde ‘psikoloji’ kelimesi tam oturmuyor gibi geliyor. Ama akli demek daha anlaşılır. Evet depresyon akli bir bozukluk alarak tanımlanabilir. Daha önce birçok şey yolunda iken artık kendinin değersiz, dünyanın güvensiz ve geleceğin karanlık olduğunu düşünmek geçici bir mantık hatası olarak adlandırılabilir. Dolayısıyla akıl yine görevini tam yapamıyor demektir. Ya kardeşim dünya aynı dünya sen aynı sen insanlar aynı insan. 3 ay önce niye böyle düşünmüyordun da şimdi böyle düşünüyorsun. Cevabını ben vereyim. Yaşadığım olumsuz olay senin beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiledi, akli melekelerini altüst etti. Ama bu geçici bir durum intihar etmezsen yeniden toparlanacaksın. Ama zihnin önceye göre daha hassas hale gelmiş olur. Hayat artık senin için daha hassas olacak kardeşim. Bunun farkında ol. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155