Özellikle yaşadığımız sıkıntılı olaylar psikolojimizin bozulmasında, kendimizi kötü hissetmemizde, sinirli olmamızda birinci etken olabilir. Bazen bu olayların farkında olmayabiliriz. Ya beni ne etkiledi,  bugün niye böyle sinirliyim, ters giden ne var diye düşünebiliriz. Bunlardan bağımsız olarak bir de zamanın-takvimin psikoloji üzerine etkisi konunun uzmanları tarafından bilinmektedir. Mesela moralsiz olma eğiliminde olan insanların sabah saatlerinde moralleri daha bozuk olabilirken; akşama doğru kendilerini daha rahat hissedebilirler. Tersine kaygı bozukluklarında sabah daha iyi iken akşama doğru sıkıntısı artabilir. Buna psikolojinin gün içi değişimi (diürnal ritim) diyoruz. Bu mesele kişinin sabahçı tip ya da akşamcı tip olmasıyla da ilişkili olabilir. Akşamcı tipler akşamları uyanık kalmayı çalışmayı daha çok sever, akşam performansları daha iyidir. Sabah erken kalktıklarında daha moralsiz ve sinirli olabilirler. Sabahçı tipler güne erken başlamayı severler. Sabahları daha dinç ve çalışken iken akşam erken saatlerde yorgun-bitkin olabilirler. Bu nedenle erken uyurlar. Tabii ki ara tipler de var. Gün içi değişime bir diğer örnek de demans-bunama hastalarıdır. Bunlar akşama doğru daha kötü olurlar (günbatımı sendromu). Saçma konuşma, sinirlilik hayal görme şikâyetleri akşam artabilir. 

Bunların yanı sıra aylık değişen psikolojiler de bulunmaktadır. Kadınlarda adet öncesi yaklaşık bir hafta devam eden sinirlilik, moralsizlik, huzursuzluk, gerginlik olabilir. Bu şikayetler  adet kanamasıyla azalır (premenstrual sendrom). Bu durumun nedeni olarak daha çok hormonal değişimler sorumlu tutulmaktadır. Kadınlarda görülebilen bir diğer değişkenlik menapozla beraber yine benzer şikayetler olabilirken erkeklerde olgunluktan yaşlılığa geçişi ifade eden yaş dönümü depresyonlarından bahsedilmektedir. Yine mevsimsel depresyonlar zamanın psikoloji üzerindeki bir diğer etkisine örnek verilebilir. Kış dönemlerinde görülen bu depresyon çeşidinde moralsizlik, isteksizlik, keyifsizlik ve intihar düşüncelerinin yanında uykuda ve iştahta artış görülebilir. İki uçlu bozukluklar ilk bahar ve sonbahar aylarında mevsim geçişlerinde daha çok görülmektedir. Şizofreni daha çok 18-25 yaşlarda, depresyon 30’ lu yaşlarda, şüpheciliğin bazı türleri 40’lı yaşlarda kendini gösterir.

İnsan vücudunun, bedensel ve zihinsel olarak kurulu bir saat gibi işlediğini görüyoruz. Günlük, aylık, yıllık ve ömürlük değişimler karşımıza çıkıyor. Bu değişimlerin bazıları fizyolojik (normal) olduğu gibi diğerleri de hastalıkla ilgili olabiliyor. Bu değişimlerden genetik ve çevrenin etkili olduğunu söyleyebiliriz. Doğumun bir zamanı olduğu gibi, yürümek, konuşmak, ergenliğe geçişin evlenme çağının, iş sahibi olmanın, olgunlaşmanın, yaşlanmanın ve ölümünde bir zamanı var. Bu uzun yolculukta bedensel değişimler, hastalıklar görülebildiği gibi psikolojik değişimler rahatsızlıklar da görülebilir.       

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.