Gündelik yaşamda sık karşılaştığımız üzere psikolojimiz çoğunlukla yaşadığımız olumsuz olanlar neticesinde bozuluyor. Çoğu zaman tekrar toparlanmamız zor olabiliyor. Aslında psikolojiyi bozan faktör ortadan kalksa bile psikolojimiz hemen düzelmeyebiliyor. Kalp kırmak kolay ama tamiri çok daha zordur. Bu yüzden asıl amaç psikolojinin bozulmamasıdır. Tıpta da birinci amaç hastalıkların ortaya çıkmasının engellenmesidir. Gereken önlemleri almak aslında hastalığı tedavi etmekten daha kolay ve daha ucuzdur. Ama pratikte-günlük hayatta  mesele tabiî ki bu kadar olmuyor.  
Konumuz psikolojinin tekrar düzelmesi. Depresyonda kişi hareket etmek istemez. Amacımız hastayı tekrar yavaş yavaş kalkındırmak, hareketlendirmektir. Önce yürüyüş gibi basit bir iş; sonra keyif aldığı başka bir iş yapmasını teşvik ederiz. Resim yapmak, gezmeye gitmek gibi. Giderek hasta eski yaşamına döndürülmeye çalışılır. Buna davranışçı tedavi deniyor. Korku rahatsızlıklarında yine daha önce yaptığı şiddetli olay sonrası yapamadığı bir olayın üzerine gitmesini tavsiye ediyoruz. Örneğin mavi renkli bir araçla trafik kazası geçiren bir mağdur, kazazede, artık aynı yolda karşıdan karşıya geçmekte zorlanabilir Hatta mavi renkli arabaları görünce korkabilir. Hiç arabaya binemeyebilir. Yine bu tür durumlarda alıştıra alıştıra arabaya binmesini tavsiye ediyoruz. Bu kaçınma davranışları devam ettikçe rahatsızlıktan kurtulması zordur. Ama üstüne gittiğinde başlangıçta sıkıntısı artarken zamanla azalıyor. Tam tersi kaçınma davranışlarında o anda kısa süreli rahatlama olsa da uzun vadede kaygısı-korkusu çok daha fazla oluyor. 
Bu yaklaşım diğer birçok rahatsızlık için de geçerlidir. Aklın yolu birdir: insan diğer birçok insanın korkmadığı şeyden korkuyorsa (buna fobi denir) ondan kaçarak bu korku geçmez, devam eder. Fakat her şeyin bir yolu olduğu gibi bunun da bir yolu var. Yavaş yavaş alıştırma. Aynı zamanda yaşadıklarının kendisinde oluşturduğu olumsuz düşünceleri değiştirme bu tedavinin diğer yarısıdır. İnsanlardan kazık yiyen bu nedenle insanlara güvenmeyen bir kişi bunu genelleyerek insanlar güvenilmez dünya güvenilmez diye düşünebilir. Şüphecilik ve moralsizlik olabilir. Buna bağlı problemler yaşayabilir. Bu o kişinin zihninde doğrudur. Yıllarca bu doğruyla yaşayabilir. Fakat görüşme tedavilerinde bunu ele alıyoruz. Güvendiği insanlar yok mu? Ailesi, arkadaşları sevdikleri, öğretmenleri veya başkaları. Hayatındaki herkes mi güvenilmez? O halde hayatta güvenilmez insanlar olduğu gibi güvenilir insanlar da var. Bu fikri anlatmaya çalışırız. Bunu görmesini sağlayacak çeşitli yöntemler kullanıyoruz. Eski insanlar güvenilmez fikrini “insanların bazıları güvenilmez ama bazıları da güvenilir” şeklinde değiştirmeye çalışıyoruz. Kişi bunu fark ettiğinde, öğrendiğinde eskisi kadar, şüpheci, moralsiz ve kaygılı olmuyor. Daha rahat, daha moralli, insanlarla daha çok anlaşabilen bir insan oluyor.  
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Muhsin 2017-12-10 16:34:28

Ben de psikoloji ile ilgilenmek istiyorum

banner156

banner155