Psikiyatride antisosyal kişilik adı verilen bir durumda kişinin suç işleme eğilimi fazladır. Sosyal kurallara uymakta zorlanma, öfkesini kontrol etmekte zorlanma, şiddet davranışlarının sıklığı, madde kullanım oranlarının yüksek olması bu kişilerin başlıca özellikleridir. Bu tür kişiler aynı zamanda karşıdakinin hakkını görmezden gelebilir, kendisini en haklı görebilir. Diğer bazı insanlar şüphecidir. Bunlar çevresine güven duymazlar, eşinin kendisine sadık olmadığını düşünebilir. Karşıdakine asılsız ithamlarda bulunabilir. Bazı insanlar duygularını kontrol etmekte zorlanabilir. İstekleri yerine gelmeyince çabuk sinirlenen, sinirlenince karşısında kimin olduğu umurunda olmayan, hemen herkesle problemler yaşayan özellikte olabilir. Karşıdaki insanı bir anda silebilir. Bu insanların kötü davranışlar sergilediği söylenebilir. Diğer yandan bazı insanlarda kaygı, korku, heyecan fazla olur. Bu tür kişiler herkesle iyi geçinmek isteyebilir, kimseyle bozuşmak istemeyebilir. Karşıdakine değer verebilir. Onun isteklerine öncelik verebilir. Dolayısıyla kötü bir davranış sergilemekten dikkatle kaçınabilirler. Yine bazı insanlar genel olarak moralsiz olabilir. Karşıdakine kötülük yapmak akıllarından bile geçmeyebilir. Zaten kendilerinde yeterinde güç de göremeyebilirler. Bazı insanlar takıntılı olabilirler. Bunlar kuralcı, düzenli, detaylara önem verebilirler. Her şeyin dört dörtlük olmasını isteyebilirler.    Bu insanlardan kötülük gibi kural dışı, etik (ahlak?) dışı bir davranış sergilemeleri beklenmez. 
Psikolojik rahatsızlıkları olan bazı kişiler doktora gitmeyeyim, sonra “elalem ne düşünür” şeklinde düşünceleri olabilir. Toplumda bu insanlara karşı olumsuz bakış açısı olabilir. Hatta gelin alırken insanlar bu nokta da araştırma yapabiliyor. Halbuki bazı psikolojik rahatsızlıklara sahip insanlar psikolojik rahatsızlıkları olmayanlara göre daha iyi olabiliyor. Takıntı hastalığı olan insanlar çok temiz, evine bağlı, kurallara bağlı, büyüklerine daha saygılı olabilir. Moralsiz olan kişiler kendini değersiz hissedebilir. Bu kişiler mutsuz asık suratlı görünebilir. Hâlbuki ilgiye sevgiye daha muhtaç iken kafalarında karşıdaki insanı kandırma, yalan söyleme, binbir çeşit Hintlik-oyun düşünme özellikleri olmayabilir. Daha çok ilgisizliğe değer verilmemeye duyarlıdırlar. Strese çok duyarlı olan kişiler, stres durumlarında karın ağrısı, halsizlik gibi bedensel şikayetler yaşayanlar daha duygusal, öfkelenmeye daha duyarlı olabilirler. Psikolojik bayılma yaşayanlar karşıdakine bir şey diyemedikleri için, duygu ve düşüncelerini paylaşamadıkları için baygınlık yaşayabilirler. Bu tür kişiler karşıdakine itiraz edemeyebilir. Sosyal fobisi olan kişiler eve fazla bağımlı olabilir. Eşi dışında başkasının yanında olmak istemeyebilir. Bu durum eşine bağlılığı arttırabilir. Bağımlı kişilik özelliklerine sahip kişiler eşinin onayı olmadan herhangi bir şey yapmayabilir. Bu eşini yorsa da bazı olumlu tarafları da olabilir. Burada bazı psikolojik rahatsızlıkların-durumların kötülüğe engel olduğunu söylemeye çalışıyorum.  Bu rahatsızlıklara karşı olumsuz bir bakış varken; tam tersine olumlu taraflarının da olabileceğini vurguluyorum. Zaten bazı uzmanlar arasında kabul gören bir görüşe göre her insan az çok psikolojik açıdan hastadır. Ama acaba hangi özellikler daha baskın. Kötülüğü kolaylaştıran özellikler mi yoksa kötülüğü engelleyen özellikler mi daha baskın?   
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155