Analiz;

- Hdp, İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Batı illerinde tümüyle Chp adaylarını destekledi. Bu bilinen kesin bir gerçek. İstanbul'da %10'luk Hdp oyu (bu da yaklaşık 900 bin oy demek) İmamoğlu'na gidince sonuç ekranlarda görüldüğü gibi oldu.

- Sadece Hdp değil, İstanbul'daki Mhp tabanının %70-80 gibi çoğunluğu, Cumhur İttifakı Adayı olan Binali Yıldırım'a oy vermeyip, Chp'nin Adayı Ekrem İmamoğlu'na verdi. Bunu 2014'teki yerel seçimlerde Ak Parti'nin ittifak olmadığı halde İstanbul'da aldığı %47.90'lık kendi öz oyundan anlıyoruz. Kısaca Mhp'nin İstanbul'daki oyları, Ak Parti'den çok Chp'ye gitti.

- Ankara'da, Ak Parti 2014 yerel seçimlerinde ittifak olmadığı halde %44.80 oy aldı. Şimdi ise %47.10 oy aldı. Yani bu şu demek; Mhp'nin 2014 yerel seçimlerinde aldığı %7.70'lik oyun sadece %2.5 kadarı Ak Parti'ye geldi, kalan %5'i Chp'ye gitti. Bu da yaklaşık 200 bin oy demek. Ankara'da Ak Parti kaç oyla kaybetti bakılsın!

- Saadet Partisi'nin politikasından ise bahsetmeye gerek yok. Bir iddiaları olmadığı halde çıkan sonuçtan eminim çok 'saadet' duyuyorlardır. Ak Parti'ye kızgın ve küskün olanlardan küçümsenmeyecek bir oran, oylarının boşa gideceğini bildikleri halde Saadet Partisi'ne oy verdiler.

- Bu analizler 3 aşağı 5 yukarı bütün Batı illerinde aynen geçerlidir. Çünkü ortada bir matematik var ve bu matematik asla yalan söylemez.

Değerlendirme;

- Bu seçimde Ak Parti, Mhp'yi bir kambur gibi sırtında taşımaktan başka bir şey yapmamıştır. Bu ittifak Ak Parti'ye faydadan çok zarar verdi. Üstelik bu ittifakın doğasından olacak, kullanılan milliyetçi dil bir çok mütedeyyin insanı üzmüş olup, bir kısmını sandığa gitmekten vazgeçirmiştir. Mhp, ittifak olmasaydı belki de tek bir belediye bile alamazdı. Tam tersi Ak Parti ise hanesine en az 8-9 belediye daha katardı.

- Chp ise, İyi Parti'nin sırtından yükselmiştir. Tabiri caizse Chp, İyi Parti'yi tepe tepe kullanmıştır. Bu ittifakın daimi kalacağını sanmıyorum. Ganimeti paylaşma noktasında nefislerin devreye girmesine müsait iki zihniyetin birliktelikleri, çok uzun sürmeyecek.

- Doğu ve Güneydoğu'daki Kürt oyları, daha çok kayyumların yaptığı -insanı temel alan- hizmetlere gitmiştir. Kullanılan ağır milliyetçi dil olmasaydı bu oran çok daha fazla olurdu. Buna rağmen Kürt seçmen Ak Parti'ye beklenmeyen bir oy verdi. Çünkü Kürtler'in özünde herşeye rağmen ümmetçi bir ruh vardır. Kısaca Kürtler; kardeşliğe, huzura, birlikte yaşamaya ve hizmete oy verdiler.

Sonuç;

- Zafer ve yenilgi Allah'tandır. Bize düşen ibret almak ve kendimizi düzeltmektir. Temennim herkesin kendini düzeltmesi, ibret alması ve üzerine düşeni yapmasıdır.

- Genel seçim havasında yapılan yerel seçimde alınmış %51.60'lık oy, yine Cumhurbaşkanı'nın şahsına verilmiştir. Çünkü çok değil daha 9 ay önce yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Erdoğan aynı oyu yine almıştı. Bu da gösteriyor ki oy oranları açısından değişen bir şey yok. Yani Erdoğan'ın şahsına güven duyanların oranlarında bir değişiklik olmadı.

- Nasıl yorumlanırsa yorumlansın, böyle bir tablonun hayırlı olduğunu düşünüyorum. Çünkü gelinen süreçte Ak Parti teşkilatları bozulmaya yüz tutmuş, bir çok yozlanmışlıklara uğramıştır. Ak Parti'nin içindeki Akp'liler, partinin dibini kazıyorlar. Dava şuuru yok denecek kadar azaldı. Teşkilatlar, iş-güç peşinde, rant kavgası içinde olanlarla doldu taştı.

- Önceleri kemalist-laik zihniyetin adam kayıran, torpil, rüşvet, yandaşçı, yolsuzluk ve hile dolu düzenlerini, 2000'lerden sonra devralan ve Ak Parti'nin bilerek veya bilmeyerek müsamaha gösterdiği fetö'cülerin aynı düzeni daha fazlasıyla devam ettirmeleri, akabinde 15 Temmuz ihanetinden sonra aynı yöntemin Ak Parti teşkilatları üzerinden farklı bir renge bürünerek, devam ettiğini bilmeyen yoktur herhalde. Neredeyse Ak Parti teşkilatlarından referans almadan, belediyelerin temizlik işlerine bile elaman alınmayan dönemleri yaşıyoruz.

- Ülke gençliği, mülakat adı altında yapılan torpil, adam kayırma, yandaşçılık gibi ahlaksızlıklardan bunalmış durumda olup, umutsuzluğa devran dönmektedir. Yaşlı kesimin -eskiden ne haldeydik- değerlendirmeleri genç kesime umut kaynağı olmuyor. Gençlere dolu'yu gösterip yağmura razı etmeye çalışmak, ülke gençliğine ihanettir.

- Laik-kemalistlerin 2002'de yediği tokadı, 2016'da Fetö yemiştir. İnanıyorum ki 31 Mart seçimleri de, aynı argümanlarla insanlara muamele etmeye yönelmiş Ak Parti teşkilatlarına bir ikaz işaretidir. Bu ikazdan bir ders ve ibret almak hayati önem arzediyor.

- Aile politikalarından tutun da, feminist düzenlemelere, ömür boyu nafaka zulmüne kadar, halkın değerlerinden kopuk, sadece Batı'yı ve Batıl'ı razı edecek düzenlemeler toplumun temelini dinamitlemiştir. Ak Parti tabanının büyük çoğunluğu bu düzenlemelerden hoşnut değil. Bilakis bu noktalarda toplumsal bir travma yaşanıyor.

- Ak Parti içinde, en makul ve iyiniyet eleştirilerini bile ihanetle suçlayan bir anlayış belirmiştir. Akillere ve tabana -sadece bizi övün- diye baskılama yapıldığı ortadadır. Farklı bir sese tahammül edilemeyecek noktaya gelindi. İslami simalar ve bazı hassasiyetler bir çok noktada rencide edilmiş olunup, tüm bunları karar alma süreçlerinde devre dışı bırakan bir politika izlenmiştir.

- Fetö soruşturmaları çerçevesinde soruşturma makamlarının, adilane bir soruşturma yaptıklarını sanmıyorum. Bilerek ya da bilmeyerek kurunun yanında yaş da yanmıştır. Bu da bir çok travmaların yaşanmasına sebep olmuştur.

Temennim;

Tüm bunlara rağmen ortada halen %52 gibi devasa bir oy alınıp yine birinci olunmuşsa, belediyelerin çoğu tekrar kazanılmışsa, Ak Parti bunu bir yenilgi olarak değil, tüm olumsuzluklara rağmen bunu kendisine verilmiş bir lütuf olarak değerlendirmelidir.

İstanbul-Ankara gibi yerlerde mikro rakamlarla kaybedilen yerlerin verdiği mesaj iyi okunmalıdır. Bu hırsa, cezalandırmaya, öfkeye sebebiyet vermemelidir. Bilakis azme, affetmeye, sükunete sahip olunmalıdır. Ekrem İmamoğlu -itirazlar sonuçlandıktan sonra- gerçekten kesin olarak kazanmışsa bunun tebriği yapılmalıdır. Türkiye ancak böyle normalleşir, böyle itidale kavuşur.

Binaenaleyh -dost acı söyler- Ak Parti şapkasını önüne alıp iyice düşünmelidir. Milleti nankörlükle suçlama dilini partililer bırakmalıdır. Kendi hatalarını görmeli ve kabul etmelidir. Kiri, halının altına atmamalıdır. Düzeltici ve telafi edici anlayışlara dönmelidir. Kaybedilmiş 2002 ruhunu tekrar inşa etmelidir. Yoksa Alimallah bu sonun başlangıcıdır ve çok değil 2023 yılında tekrar başa dönmek ve tarihin tozlu sayfaları arasında -acıklı bir bitiş ile- filmin son bulduğu bir durum an meselesidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.