Bakın aynı geminin yolcularıyız. Sonra batan geminin malları olmayalım. Aklımızı başımıza toplayıp, üç günlük dünyada güzelce geçinelim. Kimse kimseye tanrılık taslamasın. Hepimizin dönüşü Allah'adır. Sonra hesap soracak yalnızca O'dur.

Artık vacib'in a'sı farz oldu. İyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vuracak bir basiretimiz olmalı. Yüzeysel değil, derinlere nüfuz edecek bir bakışa sahip olmalıyız.

Aslında bizim "Medine Sözleşmesi" gibi bir sözleşmeye ihtiyacımız var. Her inancın hak ve hukukunun garantiye alındığı, karşılıklı saygı ve anlayış üzerine bina edilmiş bir yönetim ve toplum modelini inşa etmeliyiz. En azından içinde bulunduğumuz konjonktür bunu gerektiriyor.

Eğer adil olursak EL-ADİL de bize karşı lütufkar olur. Yok zulme, torpile, adam kayırmaya dönersek, EL-ADİL olanın ismi olur EL-KAHHAR. Çünkü "açan" da O, "daraltan" da. Ama bu bizim yapacağımız amellerden kaynaklanan bir sünnetle olacak.

Bizim yeryüzünde gidecek başka bir yerimiz yok. "Erdemliler Hareketi" gibi bir mekanizmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Olmaz demeyin olmaz olmaz. Cahiliye arapları bunu başardı da bizim neyimiz eksik. Sadece biraz anlayış, hoşgörü ve akla ihtiyacımız var.

Hayat asla boşluk kabul etmez. Hatamız, erdemli olanlarımızın insan yönetme sanatı olan siyasete hep mesafeli durmalarıydı. Erdemlilerin çekildikleri bir yeri ise elbette erdemsizler dolduracak. Böylece algılarımız, bu iş sadece onlara has bir meslekmiş gibi gelişir ve yerleşir. Sonra da aciz insanlar gibi hep şikayet eder dururuz.

Hâlbuki ortaya çıkan manzaranın müsebbibi meydana çıkanların değil, meydandan çekilenlerindir.

Hem her şey iyi olacak hem de bu işte yokum zihniyetini erdemli bir zihniyet sananlar, farkında olsunlar olmasınlar, aslında erdemsizlerin en büyük destekçileri oluyorlar.

Bu işler tek başına bir erdemlinin veya bir avuç erdemlinin işi de değildir. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyecek her erdemli insanın mesuliyeti vardır.

Bizler, asla okumaktan ve dinlemekten korkmamalıyız. Eğer okumaktan ve dinlemekten korkarsak, bu kendi düşüncemize güvenmeyişimizdendir. Bu da insanın kendine olan ihanetidir.

İnsanların ağızlarını kapatmaya çalışan her düşünce yıkılsın, defolup gitsin bu ülkeden.

Hem zaten insanların ağızlarını kapatmaya çalışan her düşünce yıkılmaya mahkumdur. Bunun en yakın örneği 28 Şubatçılardır.

Eski Türkiye'nin, Doğu'da ve Güneydoğu'da uyguladığı ağız kapatma politikaları, bize ne bedeller ödetti hepimizin malumudur.

Kendi ideolojisini, inancını başkalarına dayatan, benim gibi düşünmezsen konuşma hakkın olamaz diyen her zihniyet faşisttir.

Herkes benim ve senin gibi düşünmek zorunda değildir. Ama beraberce aynı vatan toprakları üzerinde yaşamak zorundaysak, birbirimize karşı yükümlülüklerimiz var demektir. Bunu unutanların başları üzerinde akbabaların nasıl uçtuğunu iyi biliyoruz.

Müslümanlar olarak açık naslar hariç, yorum gerektiren her konuda fikir yürütme hakkımız vardır. Allah'ın sınırlarını ihlal etmedikçe, hoşgörümüzü, tahammülümüzü, sevgi ve saygımızı kaybetmedikten sonra aşamayacağımız hiç bir engel yoktur.

Unutmayalım ki, mücadele ettiklerimiz bize çarptıklarında dirilmiyorlarsa ölü olan onlar değil, biziz. Sakın ölülerden olmayalım.

Faşizmin karşıtı ise Adalet'tir. Adaletten korkan her düşünce bir insanlık ayıbıdır.

Teröre, şiddete bulaşmadıkça, toplumu ifsad edecek gayri ahlaki hareketlerde bulunmadıkça, her düşünce rahatça kendini ifade edebilmelidir.

Bunun için diyorum ki; En önce Rabbimiz olan Allah'a karşı dürüst olmalıyız.

Solcular eşitlik, adalet, emek gibi kavramları ateizmin kıskacından kurtarmalı, sağcılar ise neyi muhafaza edip neyi ayakta tutacaklarına iyi karar vermelidir.

Aleviler, Alisizlerden; Sünniler ise, aralarındaki ihtilaflardan kurtulmalıdırlar.

Her cemaatin referans alıp da uygulamada ve ayrıntıda farklı algıladığı Kur'an, Sünnet ve Mezhep kavramlarının ayrıntısında değil de, kavramlar üzerinden irtibat sağlamalı.

Kürtler, Pkk'dan kurtulmalı, Türkler ise "ne mutlu müslümanım diyene" dediği vakit kardeşini kazanacağını bilmeli.

Beraber olmak için sebeplerimiz, bizi ayıracak sebeplerimizden kat be kat daha fazla. O halde ne gam, cennetimiz de cehennemimiz de bizim elimizde.

Sağduyuya cidden ihtiyacımız var. Birbirimize karşı hoşgörümüz azami düzeyde olmalı. Bir müddet kendi aramızdaki ihtilafları gündemden düşürmeliyiz.

Sağcısı-solcusu, alevisi-sünnisi, Kürdü-Türkü...

Bu savaş hepimize karşı. Uzun zamandır ipleri haçlıların ve siyonistlerin elinde olduğu, alfabenin her harfinden adları olan örgütler üzerinden alçakça bir saldırı altındayız.

Birileri bizim gözyaşımız ve akan kanlarımız üzerinden rant devşirme peşinde. Yüz yıldan fazladır bu oyun değişik piyeslerle her zaman bize oynatılıyor.

Artık oyun oynayan figüranlar olmayalım. Bize yazılan senaryoya kafa tutalım. Kendi oyunumuzu, kendimiz oynayalım. Yönetmen de, yapımcı da, oyuncu da biz olalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199