Gölgelerinde gül yetişmiş

Yolcuları kokluyorum şimdi

İçime çeke çeke

Ah Çanakkale!

Parmak uçlarım kan

Toprağın göğsünde uyur mu ki can

Baharın kalbini

Kınalı parmaklarımla eşelerken

Çiçekler… Çiçekler… Çiçekler

***

Adını peygamberinden alan Mehmetçik! Vatanını, namusunu, bayrağını, onurunu çiğnetmedi. İmandı onu açlık, uykusuzluk, zorluk sefalet ile de mücadele ettiren yılmadan. Ölüme koşabilmek, şehadeti anlamaktı… Şehadeti anlamak rabbe yakınlığı olmaktı. Güçlü bir arzuyla ona kavuşmaktı.

Her yıl yapılan anmalar onlardan cüzler taşımalı idi ruhlarımıza ve genç ruhlara. Nasıl bir imandı deyip sorgulatmalıydı. Direnci sabra ve teslimiyete dönüştüren ne idi dedirtmeliydi.

Sadece bir tarih bilgisi olma algısından çıktıkça Çanakkale! Her okunuşunda nelere yol verecekti. İbadetin, sevginin, düşmana bile yardımın, hoşgörü ve sabrın şehadet sevdasının yüreklerde açtırdığı çiçekleri derecekti sonra yeni nesiller.

Vicdan ve insan olma erdemini kaybettirmemişti savaş onlara. Kuran zikir ve duayı unutturmamıştı can havliyle. Nezaketin zirvelerini gösteriyorlardı soğuğa açlığa, ölüme, hasrete rağmen…

Okullarına elveda diyecek kadar kararlılık, ‘biz daha küçüğüz’ demeyecek kadar yüreklerini koyduran ne idi…

Bu ruhla yükselttikleri yürek! İmanla kuşatılmıştı elbet ama nasıl… Bir taş hoşafla doyabilmeyi ve kuru ekmekle nasıl öğrenmişlerdi.

Evleri de birer kaleydi işte onların. İman tefekkür tezekkür ve terbiyenin kuşattığı. Rab korkulmaktan öte yanlışlardan utanmaya değer en büyük merci idi. Aynı ruh için! Birer kale olmalıydı şimdi evlerimizde. Çanakkale ruhu; erdemli evlerden çıkan imanlı, ahlaklı, ruhlarla oluşmuştu.

Harama asla el uzatmayan, kardeşinin haklarına saygılı, tok gözlü, rabbin rızasını her şeyden üst tutan erdemli şahsiyetlerle oluşmuştu.

Yaptığı işi en iyi yapan olmalıydık o ruh için. Fıtratını korumuş iman ve güzel ahlakla bezenmiş nesiller zamanına seslenebilecekti ancak onlar gibi…

Aldığım terbiye rabden bir cüzdür diyebilmeliydi çağın çocukları da.

Unutulamayan bir doktordu belki o! İşte bu ruhla, adı bilinse de bilinmese de... Öğretmen…

Unutulamayan memur fırıncı mühendis çaycı...

Çanakkale ruhunu içselleştirmekti bu... Bulunduğu ortama değer ve iz katarak yaşamak…

Anlamalı ve dinlemeliydi o ruhu, dalga dalga yaymak sonra… Evlerden yenilgiye uğradıkça kuşatma olmayacaktı zaten. Her ev bir kale olmalıydı çocuk Çanakkale’nin doğurduğu. Öz değerlerinden inancından kopmayan. Ve düşman bunu hep diyebilmeliydi biz geçemedik o zaman Çanakkale’yi ve asla geçecek umudumuz da yok

***

Asrın dişleri öğütemedi seni

Durduramadı zaman senin kalp atışlarını

Kesemedi boğazını/en keskin kıyım araçları

Şükrediyorum…

Ve dinliyorum

Sessizliğin koynuna ser olmuş yolcuları

Dinliyorum

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.