Çocuğumuz dünyaya gözünü açtığında ebeveyn olarak onun için en iyisini yapmak ister, sağlıklı büyümesi için gereken her türlü fedakârlığı göz önünde bulundururuz. Çocuğun fiziksel olarak sağlıklı büyümesinin yanında gerekli diğer bir husus da ruhsal olarak sağlıklı büyümesi, olgun bir birey olarak toplumda yerini almasıdır. Fakat zaman zaman yapılan “iyi niyetli” küçük yanlışlar o çocuğun yetişkinlik hayatında tarifi imkânsız zararlara yol açmaktadır. Çocuğun psikolojik olarak sağlıklı yetişmesi için gerekli olan en temel unsurlardan birisi ona sınır koymaktır.  Maalesef toplumumuzda çocuğa sınır konulması gerekiyor denildiğinde yanlış anlamlara sebebiyet vermektedir. Ebeveynler bu sınır konulmasını bazen “sanki çocuğumun özgüvenini kırıyorum, ona eziyet ediyorum” gibi yanlış yorumlayabilmekteler. Bazen de ebeveynler  “çocuğumun her istediğini yapmayacaksam, ne işe yararım” gibi söylemlerle en derinden yaralanabilmekteler. Oysa çocuklara sınır konulması onların ruhsal olarak sağlıklı gelişmesi, yetişkinlik hayatında birer sorumluluk sahibi bireyler olması ve kendi işlerinde özgüvenli bir birey olarak toplumda var olmaları için gereken en temel unsurlardandır. Gelin sınır konulmasının önemini, çocuğun ruhsal gelişiminde ne gibi önemli etkilerinin olduğuna hep birlikte göz atalım.  

 İnsanın ruhsal olarak sağlıklı olmasını belirleyen en önemli faktörlerden birisi kendi içsel dürtülerini kontrol edebilmesi, hayatını planlaması, bazı anlık gelişen isteklerini erteleyebilme becerisidir. Kendi içsel dürtülerini, isteklerini sağlıklı bir şekilde kontrol eden birisi ruhsal olarak sağlıklı bir bireydir. Tam tersini düşünecek olursak psikiyatrik hastalıkların ekseriyetinde bu mekanizmada bozulmalar gözükmektedir. Küçük çocuklarda soyut düşünce tam olarak olgunlaşmadığından çocuklar kendilerini kontrol etmesi gerektiğini anlayamazlar. Çocukların bunun önemini kavraması zamanla, soyut düşüncelerinin gelişmesiyle oluşur. Maalesef bu durumda ilerleyen yaşlarda olmaktadır. Küçükken çocukların ebeveynlerinin onlara koyduğu kural çocukların kendi kendilerini kontrol etmesi gerektiğini öğrenmelerinde yardımcı olur. Bu şekilde büyüyen bir çocuğun kendi kendini kontrol etme becerisiyle yetişkin hayatına gelip, kendisine hiçbir kural konulmadan büyüyen bireyin kendini kontrol etme becerisi aynı olmamaktadır. Günümüz toplumuna baktığımızda maalesef bu durum da epey bir iç acıtıcı sorun olarak hayatımızda kendini aksettirmektedir. 

Sınır konulmasının diğer bir faydası çocuğun sağlıklı bir şekilde sorunlarla baş etme becerisinin gelişmesinde büyük katkısının olmasıdır. İnsanın ruhsal olarak sağlıklı olmasını belirleyen diğer unsurlardan birisi zorluklarla baş etme becerisidir. Zaten çoğu zaman insanların bir uzmana müracaat etmesi belirli bir stresli yaşam olayı sonrasında olmaktadır. Küçüklüğünde kendisine ufak sınırlar konulan, belirli zorluklarla karşılaşan çocuk bu zorluklarla baş etme becerisi geliştirmektedir. Bu nedenle çocuğa sınır koymak onun özgüvenini kırmak değil, tam tersine o çocuğa baş etmesi gerektiği zorlukları öğretmektir. Özgüvenli çocuk her istediğini yapan çocuk değil, tam tersine bir sıkıntıyla karşılaştığında ne yapacağını bilen, bunu öğrenen çocuktur. 

Sınır konulmasının diğer faydalarından biri de çocuğun görev ve sorumluluk sahibi bir birey olarak yetişmesini sağlamaktır. Ufaktan yavaş yavaş sınır konulan çocuğun, sorumluluk alanları net olarak çizildiğinde çocuk söz konusu olan o görevlerini daha kolay yapmaktadır. Ufak sorumluluklarını özenle yapmayı öğrenen çocuğa bu konuda kendisine değer verilip, takdir edildikten sonra sorumluluk alanları gittikçe genişletilebilir. Bunu gören çocuk kendisinin çok değerli olduğunu, sorumluluk sahibi olmanın önemini kavrar. Bu durum onun kişiliğini olumlu yönde şekillendireceği gibi diğer yandan da kendine güveninin sağlıklı bir şekilde oluşmasına da katkıda bulunur. Diğer taraftan kendisine hiçbir sınır konulmayan, sahip olduğu sorumluluk alanları net olarak çizilmeyen çocuğun sorumluluk sahibi olması asla beklenemez. Bu durum onun yetişkinlik hayatına oldukça olumsuz bir şekilde yansıyacaktır. 

Çocuğa sınır konulması toplumumuzda eksik bırakıldığı gibi maalesef kişisel hayatımızda da sınırlar önemsenmemektedir. Bunun da toplum olarak acısını çok kötü bir şekilde çekmekteyiz. Yeni evlenen çiftlere aile büyükleri sık müdahalede bulunur. Yardım etmek adı altında genç ailenin iç işlerine karışmaktalar. Başkalarının aile hayatı dedi kodu adı altında ortalık yerlerde konuşulur, herkes bu konuda uzman gibi tavsiyelerde bulunur. Asla, “bu senin hayatın, senin özelin” denilip, gerekli saygı ve özen gösterilmemektedir. Sınırsızlık çocuklarımızı sardığı gibi, maalesef tüm hayatımızı da her taraftan mahvetmiş durumdadır. Bunun getirdiği olumsuz sonuçlarla da aile hayatımız en derinden mahvolmakta, huzursuzluklar ve boşanmalar artmaktadır. Unutulmaması gerekiyor ki, sınırları olmayan özgürlük, özgürlük değil, anarşidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.