Fobinin kelime manasıyla geçen pazartesi siz değerli okuyucularımızla paylaşmıştık. Tekrardan bir şeye karşı duyulan korkunun, bireyin gündelik yaşamını olumsuz yönde etkilemesi hali olarak tanımlarsak eğer, sosyal fobi yaşayan bireyler yeni bir ortama girdiklerinde, yeni insanlarla tanışmak durumunda kaldıklarında, topluluk önünde konuşmak zorunda kaldıklarına endişe yaşayarak kendilerini ifade etmede güçlük, geri çekilme yaşama durumudur.

Sosyal fobi yaşayan bireylerin zihinlerinde, karşısındaki kişinin gözünde küçük düşmek, rezil olmak hata yapmak, dışlanmak, yargılanmak veya utanacağı şeyler yapmak vardır. Bu kişiler sıklıkla utanç duygusu duyma eğiliminde olurlar ve aslında temelde kendilerini eksik, yetersiz, hatalı veya sevilmez görme eğilimi gösterirler. Başkalarının gözünden gördükleri kendileri, kusurlu ve sevilmesi zordur. Genel olarak sosyal kaygı bozukluğu ile eşlik eden bir diğer özellik mükemmeliyetçiliktir. Her şeyin tam ve kusursuz olması gerektiğin düşünen ve hata toleransı olmayan kişiler, her yaptıklarını eksik ve yetersiz olduklarına yönelik değerlendirerek kendilerini çok fazla eleştirirler. Bu durum, diğerlerinin gözünden de böyle görüleceklerini düşünmek ile sonuçlanabilir. 

Sosyal fobinin belirtileri arasında, topluluk önünde telefonla konuşamama, toplum içinde yemek yiyememe, küçük gruplar arasında vakit geçirme, çok iyi tanımadığı kişilerle telefonda görüşme, tanıdığı biri karşısında aksi bir görüş ifade edememe, alınan bir malın iadesi karşısında parasını geri alama vs. gibi çoğaltılabilir bu belirtiler, kişiler bu belirtilerle yaşamakta zorluk yaşayabilmektedirler.

Sosyal fobi hem doğuştan hem de sonradan oluşan fobik hale gelebilirler. Sonradan kişide sosyal fobi gelişmiş ise altında yatan nedenler araştırılmalıdır. Albert Ellis’in Rasyonel Emotif Modele göre, sosyal fobikler irrasyonel bir biçimde "iyi performans göstermek zorunda oldukları" ve "performans esnasında rahatsızlık duymamak zorunda oldukları komutlarını kendilerine vererek sosyal fobi belirtilerini ortaya çıkarmaktadırlar (Ellis 1991). Davranışçı model ise sosyal fobiyi doğrudan koşullanma, gözlemsel öğrenme ve bilgi aktarımı şeklinde ortaya çıkacağını ifade etmektedir.

Çeşitli ekoller sosyal fobinin ne şekilde oluştuğuna karşılık bilgi alışverişinde bulunmuşlardır. Günlük hayatımızda elbette ki zorlandığımız kendimizi ifade etmekte güçlük yaşadığımız anlarımız olabilmektedir fakat sosyal fobiyle karıştırmamakta fayda vardır. Buradan da yola çıkarak sosyal fobinin tedavisi profesyonel ruh sağlığı çalışanlarından yardım alınarak ilaç veya psikoterapi ile çözülebilmektedir. 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155