Söz bir sanattır. Söz söylemek, konuşabilmek meramını dille ifade edebilmek insana verilmiş en büyük lütuftur. Söz insanın evrene açıldığı ve yüreğindekini dışarıya açtığı mucizevi ayettir.

Ey insan düşün ki önce söz vardı. Kainat Yüce Rabbimizin “ol” sözüyle var oldu.

Ve söz Adem’e öğretildi. Adem’in dilleri de insanlığın ilk hatasının telafisini yani tevbesini ifade etti

Ve kimi sözler Hz. İbrahim’e bir imtihan oldu. İbrahim bu imtihanı geçince Rabbi ona insanlığa önder olacağı  müjdesini verdi.

                Ve Hz. Musa sözle kelim oldu. Allah-u Teala’nın kelam sıfatının tecellisiyle keyfiyetini bilmediğimiz bir şekilde Rabbiyle konuştu.

                Ve bazen de söz sükut oldu Hz. Meryem’in dilinde.Kendisine iffetsizlik iftirasında bulunanlara en güzel söz olarak.İffet, kadın ve sükut = Meryem

                Ve bütün sözlerin  Allah’ın olduğu hakikati bildirildi ademoğluna. Yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem denizlerde mürekkep olsa yine de Allahın sözleri tükenmezdi.

                Ve O’nun sözleri en yüce iken inkarcıların sözleri değersizdi.

                Ve güzel söz dalları göklere uzanan hoş bir ağaç gibiyken, kötü söz kökü yerden sökülmüş habis bir ağaç gibiydi.

Ve söz güzelce söylenmeliydi. Minnetle yapılan sadakalardan daha hayırlıydı  maruf söz.

Ve söz  yaşlı anne ve babaya karşı kerim olmalıydı. Onların yaşlılıkları ile gelen sıkıntıları karşılayacak sabır ve onları incitmeyecek ölçüde güzel olmalıydı.

Ve söz anlaşılması kolay olmalıydı.Eğilip bükülmeden dolaştırılmadan herkesin anlayacağı  ifadelerle

Ve söz yumuşak olmalıydı. Zalim firavuna kullanılan  bu söz Müslümanlardan esirgenmemeliydi.

Ve söz sağlam olmalıydı. Hakikati eğip bükmeden doğrudan ifade edecek sağlamlıkta ve güçte. Her yerde her zamanda aynı hakikati aynı üslupla söylemeliydi Müslüman

Ve söz yalan olmamalıydı.Aldatıcı, yaldızlı afilli sözler büyüden başka bir şey değildi.

Ve güzel sözlere nasihatlere kulak verilmeliydi. Zira ilahi kelam bunu yapanları cennetle müjdeleyip övüyordu.

Ve söz bir hazineydi. Bu hazinenin anahtarlarını Yüce Rabbimiz  –kendi ifadesiyle-  efendimize vermişti. O, konuşurken tane tane konuşur, anlaşılır cümleler kurar, uzun uzun değil veciz ifadeler kullanırdı, dinleyiciler sözlerini anlasın diye tekrar ederdi. Onun nezdinde sözün değeri hakikati ne kadar yansıttığı ile ölçülürdü.O sırf güzel söz söylemek adına safsata ve sefahatin dillendirilmesine karşı çıkmıştı. Sözün ustaca kullanıldığı bir geleneğin içinde akıllara durgunluk veren hakikat dolu sözler insanların imana gelmesine vesile olmuştu.

  Ve Söz modern dünyanın “çağı yakalamak” argumanın en önemli konusu olmuştu.

   Psikolojik, sosyolojik alanlar,   iletişim uzmanları, yaşam koçları vs. sözün büyüsünü kullanmaya başlamışlardı. Oysa ilahi kelam; sözü ve sesi kullanmanın ahlaki ilkelerini öğreterek Muhammedi terbiyeyi en güzel şekilde telkin ediyordu

.Zira söz insanı ihya da eder imha da .

Yunus Emre ne güzel ifade eder: Söz ola kese savaşı söz ola kestire başı / Söz ola ağulu aşı yağ ile bal ede bir söz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178