Siyasal tarihimize ‘post-modern darbe’ olarak geçen, ülke tarihimizde bir ‘kara leke’  olan, 28 Şubat darbesinin yeni 

bir seneyi devriyesindeyiz..Tam 20 yıl olmuş..

1997 Şubat’ının son gününde yapılan,  Milli Güvenlik Toplantısında, askerlerin öne sürdüğü kararlar ve baskısıyla 

Refah Partisi’ninde içinde olduğu hükümete açıkça darbe yapılmıştı. Bu darbenin yapılışında, basına, yargıya bir 

takım işçi sendikalarına da roller verilmişti. Senaryolar hazır, oyuncular devredeydi.. Başroller de kimler yoktu ki.. Asker, sermaye, medya, Üniversite, Sendikalar  hepsi birleşmişlerdi..  28 Şubat darbesi yalnızca hükümete yapılan bir darbe değil, aynı 

zamanda dindarlara karşı açılmış bir mücadeleydi.

28 Şubat’ı bir köşe yazısına sığdırmak elbette güç. Bununla ilgili nice kitaplar yazılmış, belgeseller hazırlanmıştır. Bu 

sürecin hazırlanmasında,  bahane olarak kullanılan olaylar ve sonrasında, vicdan sahibi insanların içini parçalayan, 

yaşanmış çok sayıda hayat hikayeleri yazılmış, anlatılmıştır.28 Şubat unutuldu mu? Elbetteki unutulmadı..28 Şubat bin yıl sürecek dendi..Bin yıl sürmedi ama 28 Şubat'ın izleri bin yıl sürecek gibi görünüyor..

Evet bugün 28 Şubat'ın  madden görünürlülüğü yoktur ancak 28 Şubat sonrası manen çöküş yaşanırlılığı  devam ediyor.. 28 Şubat insanımızda mücadele ruhunu bitirdi..28 Şubat'ın en büyük mağdurları başörtülü kardeşlerimizdi.Yasaklanan başörtüsü için ne bedeller ödendi.Makamlar,mevkiler,meslekler,okullar terkedildi.Bilinçli ve şuurlu başörtülü kardeşlerimiz vardı.Şimdi öyle mi?Farz'dan tarza dönüşen başörtülülerimizin sayısı hiçte az değil.

 28 Şubat sonrası sekülerizm altın çağını yaşıyor.. 28 Şubat öncesi bir amaç bir gayemiz vardı.. Amacımız Tevhidi şuurla kuşanan, milli ve manevi değerlere sahip çıkacak bir nesil yetiştirmekti.. Çalışma alanlarımız her yerdi.. Evlerimiz de sohbet, çay ocakları medrese, kitabevleri uğrak yerlerimiz, iş yerlerimiz mücadele merkezi okul önleri birebir mücadelenin verildiği mekanlardı. Şimdiler de bizim terk ettiğimiz okul önleri uyuşturucu satıcılarının mekanı haline gelmiş.  28 Şubat bitti ama bizi de bitirdi  geldiğimiz durumu ortaya koyuyor. Gelmek istediğim nokta, hayatî bir nokta: Bazıları, 28 Şubat''ın bittiğini düşünüyorlar! Ama 28 Şubat''ın bizi nasıl "bitirdiğini"; bu ülkenin ruh-köklerini nasıl dümdüz ettiğini; bizi onarılması çok zor bir zihnî savrulmanın eşiğine nasıl fırlattığını; bu ülkenin varlık nedenini ve gelecek ufkunu oluşturan direnç noktalarını nasıl birer birer kırdığını, yerle bir ettiğini; bizi, bütün İslâmî kesimleri hormonlu kişilere dönüştürdüğünü; nasıl berbat bir şekilde, güle oynaya, hızla ve hazla sekülerleşmenin eşiğine getirip bıraktığını; konuşmuyoruz..Neslimizi,derdimizi,davamızı,dostumuzu,düşmanımızı unuttuk.Kapıldığımız rehavetle 28 Şubat darbesini yapan zihniyetin aslında hiçbir yere gitmediğini, sadece gücün yanında, gücün rengini aldığını unuttuk.  Evet 28 Şubat bizden çok şey alıp götürdü..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner175

banner176