Tarihte Hicri 2. Yüzyılda Haricilerle başlayan Sünnet'i inkar günümüzde de dini, heva ve heveslerine göre uyduran, Kur'an ayetlerini arzuladıkları gibi yorumlayan ve kimi ayetleri de çağdışı addedip lüzumsuz gören, hülasa islamın hayat ve ve imtihan disiplininden kaytarmak isteyen akıllarınca bir din uydurma heveslisi,  Hz Peygamber (A.S.)'ı devre dışı bırakmak isteyen  aklı terkisinde sapkın insanların mevcudiyeti devam etmektedir. Peygamberi haşa bir postacı olarak gören bu zihniyet Allah elçisinin vazifesinin sadece Allah'ın emirlerini tebliğ ile sınırlı olduğunu, görevini ifasıyla işinin bittiğini savunan, safsata makinası bu gafil insanların sayıları malesef her geçen gün artmaktadır. Tamamen nefsi ve mesnedsiz bir yaklaşım içerisinde olan bu insanların, popüler olma niyetleri yüzlerinden okunuyor sünneti reddettikleri gibi aslında kabul etmeseler de Kur'an'ın bir kısım ayetlerini de inkar ediyorlar...

Bir ayet-i Kerimede : " Hayır, Rabbin hakkı için onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme, içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar..”(NİSA SURESİ, AYET 65),

Başka bir ayette: “O kendi heva ve hevesiyle konuşmuyor. O, kendisine vahy edilen vahiyden başka bir şey değildir.”(NECM SURESİ, AYET 3 ) meallerindeki ayetlerden de anlaşıldığı üzere sünnet, yani Allah Resulünün din adına söz, fiil ve takrirleri, altın nesil olan sahabeden günümüze kadar, Kur'an'dan sonra dinin ikinci kaynağı ve delili olarak kabul edilmiştir. Yüce Allah kendi kitabı için "Şüphesiz bu Kur'an en doğru yola hidayet eder.." (İSRA SURESİ, AYET 9) derken, Kendi peygamberi için de aynı manayı işleyen benzer bir ifade kul­lanmaktadır: " Şüphesiz ki sen doğru bir yola iletiyorsun..." ( ŞURA SURESİ, AYET 52 )

      Kur'an Peygambersiz, peygamber Kur'an'sız düşünülemez. Allah Resulünün din adına tesbit edilmiş sünnet ve hadisleri teşriin ikinci kaynağı ve delili iken, beşeri yaratılışı ve herkes gibi maddi deneyimleri sonucu dünyevi işlerle ilgili şahsi rey ve görüşleri ve davranışları dinde delil olamaz. Buna misal olarak, ashabına hurma ağaçlarını aşılamama tavsiyesi, Bedir savaşındaki esirlerden fidye alma ile ilgili görüşleri verilebilir... Ayrıca Allah Resulünün ümmetin imamı, devlet başkanı sıfatıyla aldığı siyasi kararlar veya geçici olarak aldığı idari kararlarla ilgili sünneti de sonuna kadar uyulması gereken dini bir özelliği olmayan mevzii ve muvakkat hükümler olup, zaman aşımı ve şartların değişmesiyle değişebilir hükümler türünden kabul edilmiştir.

Evet, Kur'anın hayat pratiği olan Peygamberin sünneti seniyyesini reddeden, sünnetin teşri kaynağı olduğunu inkar eden veya sahih bir hadisin Hz. Peygamberin kelamı olduğuna inandığı halde kabul etmeyen, dinin sınırları dışına çıkmış olduğu yukarıdaki ayetlerden de anlaşılmaktadır. Bu ulemanın üzerinde müttefik olduğu bir husustur.

Büyük İslam düşünürü Mevdudi (rahimehullah) şöyle demektedir: Kur'an bir projedir, peygamber ise bu projeyi bina haline getirmek için gerekli ayrıntılı bilgiye sahip, projenin mühendisidir. Proje mühendisle tekamüle erer. Mühendisi devre dışı bıraktığınız zaman proje ile ilgili detaylı bilgiyi bilemediğiniz için ona bakarak binayı dike­mezsiniz. Binaenaleyh, İslam yalnız Kur'an'dan müteşekkil olmayıp hem Kur'an hem de onun açıklaması ve pratiği olan peygamberin sünneti ve sahih hadisleriyle birlikte bu bütünü teşkil eder...

" O, kişisel arzusuna göre konuşmamıştır. O ancak kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir” (NECM SURESİ, AYET: 3-4 )

“Kim Resul'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. (Hz. Peygamber, hem tebliğ hem de teşri (hüküm belirleme) ile görevli ve yetkilidir. Kim de (Resulden ve sünnetinden) yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik.” (NİSA SURESİ, AYET 80) ayetleri bu gerçeği haber vermektedir.

Kur’an bize kafidir, peygamberin sünneti gereksiz ve muteber değildir. Hadisler peygamberden yıllar sonra kaleme alınmış ve hakikatlikleri şaibelidir… şeklinde dayanaksız, boş tartışmaları yapan, imani ve insani ayarları bozulmuş, kalpleri mühürlü,  bu tehlikeli ve gereksiz kişiler şayet çevremizde var iseler bunlara Allah için buğz etmek Rasül'ün ümmetine yakışır bir davranıştır. Bunların sapkınca tebliğ ve irşadlarına, İslam'a yeni ısınan ve bu dini yeterince bilmeyen kişileri yoldan saptırmalarına müsade etmemek her mü'min için bir görevdir.

Evet, bir mü'min için Peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.) kıyamete kadar istisnasız her konuda en güzel örnek ve rol model olmak zorundadır. Bunun aksi mü'minin imanını zedeler, ilahi espriden uzak bambaşka bir yola girmesine sebebiyet verir.

Vesselam ...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.