Sahi neye sahip olduğumuzu anlamak için her zaman kaybetmeyi mi bekleyecez? Zaten başımıza gelen her musibetin kökeninde bu yatmıyor muydu? Halbuki yüz yıllık planlarımızın olması gerekiyordu.
Bizim başımızı kestiler de yüz yıldır başsız koşmaya çalışan adamın hali gibiyiz. Her ayağa kalkmaya çalıştığımızda bize atılan bir çelmeyle yüzüstü yere çarpılıyoruz. Sakın onca saldırıların amacı yeniden baş olma yolundaki korkular olmasın!
Belki şeytan kadar kıvrak ve kurnaz değiliz ama bizi onun tuzaklarından koruyacak bir çaremiz elbette var. Yoldaki işaretlere bakan hiç yolunu şaşırır mı? Hani topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılacaktık ya, işte ondan bahsediyorum!
Gerçi "hizmet" adı altında bu melunlar yoldaki işaretleri de değiştirmeye çalıştılar da, Allah'ın sünneti devreye girip bizi kurtarmıştı. Onlar ise şimdilik dünya azabındalar. Ahirete gelince de zalimlerin ve hainlerin kurtuluşu asla yoktur.
Artık "kırkımız" çıkmışken yalancı memeye kanacak değiliz. "Gelecek günler geçmiş günleri aratacak" sözü bizim değil onların diline pelesenk olacak. Bu işlerde şeksiz, şüphesiz, katıksız ve karşılıksız "Allah" diyen zayi olmayacak. Hakkın sesi ise hiçbir zaman kısılmaz. Kıyamete kadar bu seda bitmez.
Bunun için korkmayın. Biz dürüstlükte ve hakta sebat edersek, Allah da güzel işlerimize güzel karşılık verecektir. Bu O'nun bize bir vaadidir ve O asla vaadinden dönmez. Yok haksızlığa, kibre, şova yönelirsek de, yapacak bir şey yok. Allah bizi kaldırır yerine hakkı her daim ayakta tutacak, emaneti zayi etmeyecek bir topluluk getirir.
Topyekun sağduyuya ihtiyacımız var. Birbirimize karşı hoşgörümüz azami düzeyde olmalı. Bir müddet kendi aramızdaki ihtilafları gündemden düşürmeliyiz.
Sağcısı-solcusu, alevisi-sünnisi, kürdü-türkü... Bu savaş hepimize karşı. Bu coğrafyada yaşayan müslüman ile ateistin kaderi aynıdır. Batarsak hep beraber, çıkarsak da yine hep beraber çıkarız.
İpleri haçlıların ve siyonistlerin elinde olduğu, adı Pkk-Pyd-Fetö-Daeş-Dhkpc olan örgütler üzerinden alçakça saldırılar bir tarafa, şimdi de en büyük saldırı ile karşı karşıyayız. Bizi zayıf tarafımızdan vurmak istiyorlar. Kim bilir belki de tüm bunlar kendi alternatifimizi inşa etmek için bize dayatılan hikmetli bir sürecin menbaıdır. Boşuna "düşman diri tutar" , "kötü komşu kab-kacak sahibi yapar" dememişler.
Eskiden olsaydı şimdiye çoktan tepetaklak olmuştuk. Fakat görüyoruz ki şimdilerde bir irade ve direnç var. En azından ortada, bağımsızlaşmaya yönelmiş toplumsal bir bilinç var.
Ekonomiymiş, bilmem neymiş, sandıkları gibi artık toplumumuzu arzu ettikleri derecede sarsmıyor. Muhalif kesimin profesyonel kurumları dahi oynanan oyunun farkında. Boşuna İş Bankası, Tüsiad gibi kurumlar çıkıp oynanan oyunun farkında olduklarını itiraf etmiyorlar. Artık aynı geminin içinde olduğumuzu ve bize biçilmek istenen kaftanı onlarda biliyor.
Evet, aynı geminin yolcularıyız. Menzil hepimizin varmak istediği yer olmalı. Bunun için hırçın dalgalara karşı direnmeliyiz. Yoksa hepimizin batan geminin malları olması işten bile değildir. Artık vacib'in A'sı farz oldu. İyi nişan almalı, kuklayı değil kuklacıyı vuracak bir basiretimiz olmalı.
O halde toplumsal barışımızı sağlamak için bazı adımların atılması elzemdir. Aslında bizim "Medine Sözleşmesi" gibi bir iradeye ihtiyacımız var. Adalet mekanizması herkese karşı eşit işletilmeli. Suçlu ile suçsuzu hızlıca ayırt edecek, ortaya mağduriyetler koymayacak bir yapının oluşması gerekiyor. Adalet, siyasetin ve siyasi fantezilerin truva atı olmamalı. En çokta bu kurum ehliyet ve liyakatla yürütülmeli.
Zaten adalet varsa barış da vardır. Adaletin olmadığı yerde barış da yoktur. Çünkü bu fıtrattır. Fıtrata karşı ise ancak deliler savaş açar. Bunun için bir toplumu kemiren adam kayırma, torpil ve yandaşçılık yok edilmelidir. Hatta bunu bizzat takip edecek, gerçekten erdemli kadrolardan oluşan bağımsız bir kurul olmalı. Unutmayalım ki bir toplumu sadece adalet kurtarır.
Rabbimiz olan Allaha karşı dürüst olmalıyız. Solcular eşitlik, adalet, emek gibi kavramları ateizmin kıskacından kurtarmalı, sağcılar neyi muhafaza edip neyi ayakta tutacaklarına iyi karar vermelidir. Aleviler Alisizlerden, sünniler ise aralarındaki ihtilaflardan kurtulmalıdır.
Her cemaatin referans alıp da uygulamada ve ayrıntıda farklı algıladığı Kur'an, Sünnet ve mezhep kavramlarının ayrıntısında değil de, kavramlar üzerinden irtibat sağlamalı.
Kürtler Pkk'dan kurtulmalı, Türkler ise "ne mutlu müslümanım diyene" dediği vakit kardeşini kazanacağını bilmeli. Beraber olmak için sebeplerimiz, bizi ayıracak sebeplerimizden kat be kat daha fazla. O halde nedir bu ızdırap. Cennetimiz de, cehennemimiz de bizim elimizde.
Bizim yeryüzünde gidecek başka bir yerimiz yok. Erdemli insanların birbirine karşı saygı duyduğu bir ortama ihtiyacımız var. Olmaz demeyin, olmayacak diye bir şey yok. Cahiliye arapları bunu başardı da bizim neyimiz eksik. Sadece biraz anlayış, hoşgörü ve akla ihtiyacımız var!! 
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155