Merhaba…

Söze güzel başlayalım;

İnsan güzeli sever. Sokağa her çıktığımızda gördüğümüz manzara mutlu ediyorsa bizleri güzel bir şeyler görüyoruz demektir. Yemyeşil ağaçlar ya da tertemiz bir kar manzarası.

“Doğanın doğasına uygun” her ne varsa hayatta bozulmamış, kirlenmemiş, bizde bıraktığı izler hep güzel hep temiz olacaktır.

Muhteşem bir yağlıboya manzara tablosuna bakarken resmin tam ortasına yapıştırılmış anlamsız, çirkin bir obje nasıl rahatsız ederse bizi, sokakta sağda solda gördüğümüz plastik şişeler, poşetler, izmaritler, çekirdek kabukları, cips paketleri ve diğer yiyecek ambalajları doğanın güzelliğine vurulmuş olan düşüncesiz, çirkin, duyarlılıktan yoksun darbeler de rahatsız eder bizi; farkında olsak da olmasak da.

Her ne kadar sokakta yürürken yiyip içmek, sigara içmek ve dumanını “açık hava nasıl olsa, rüzgâr alır götürür” düşüncesiyle veya “düşüncesizliğiyle” sağa sola savurmakedep dışı olsa da, en azından boş yiyecek paketlerini ve izmaritleri çöp kutusuna kadar taşıyacak kuvvet vardır mutlaka her “insan”da.

İnsan diğergâmlığıyla ya da başka bir deyişle “empatisiyle” insandır biraz da. Sen tabiatı düşünürsen kirletmezsen, o sana karşılık olarak tertemiz oksijeni ve suyu verecektir.

Karşımızda sessiz ama devasa bir canlı var. O da bizim gibi nefes alıyor ve tepki veriyor. Düşüncesizce atılan her adım,savrulan en küçük bir atık tabiatın soluğunu kesmeye yönelik acımasızca bir harekettir. Bunun en küçük ve yakın sonucu çirkin bir manzara, uzun vadede ise kirli ve zararlı mikroplarla dolu bir çevre ve atmosferdir.

Burada yerel yönetimlere de görev düşüyor. Etrafa daha fazla çöp kutusu yerleştirilerek temizliği insanlara kolaylaştırmak da lâzım. Belki bedava çöp poşeti bile dağıtılabilir. Neden olmasın?

Bu, 7’den 77’ye herkesi ilgilendiren bir meseledir. En üst konumdaki yöneticilerden en alt kademede çalışan insanlara kadar herkes bu toplumun bir parçasıdır. Bu dünyada hep birlikte yaşıyor, aynı havayısoluyoruz. O zaman sorumluluk hepimizin. Herkes elinden geldiğince imkânı el verdiği ölçüde bu meselenin çözümüne ortak olmalıdır.

Buna bağlantılı bir diğer konu ise yerlere tükürmek…

Bunun ne kadar ayıp ve hijyenden uzak olduğunu dile getirmek bile çok ayip. İnsana yakışmayan bir diğer çirkin hareket.

Üzerinde yaşadığımız ve memleketimiz dediğimiz bu güzel topraklarda sağlıkla mutlulukla yürürken ve bunun şükründen bile acizken fütursuzca üzerine tükürmek kabalığın dikalâsıdır.

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un muhteşem İstiklâl Marşı”mızda yazdığı;

“Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.”

Mısralarından hareketle ve şuurla, her karışı şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış bu kutsal toprakların üzerinde özgürce yaşar ve yürürken sokağa tükürmek,toprağın altında yatan aziz şehitlerimizin hatırasına bir yerde hakarettir, farkında olsak da olmasak da.

Daha şuurlu ve her anlamda temizliğe önem verdiğimiz bir hayat yaşamak dileğiyle…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner202

banner199