Hz. Peygamberimizin (sas)hadis-i şeriflerinden birinde şöyle bir rivayet vardır: İsrail oğullarından üç kişi vardı. Bunlardan biri abraş (cilt hastası), biri kör diğeri de kel idi.AllahuTeâla bunları imtihan etmek istedi ve bir melek gönderdi. Melek her üçüne de teker teker gidip en çok sevdiği şeylerin ne olduğunu ve hangi malı en çok sevdiklerini sordu. Abraş, güzel bir cilde ve develere; kel olan güzel saçlar ve sığırlara; kör ise gözlerinin açılmasına ve koyunlara sahip olmayı istediklerini söylediler.Melek onların isteklerini yerine getirdikten sonra “ Allah size bunları mübarek kılsın” dedi ve ayrıldı.
Yıllar geçtikçe abraş ile kele verilen deve ve sığırlar üredi körün koyunları çoğaldı.Öyleki her birinin sahip olduğu hayvanlar birer vadiyi dolduracak sayıya ulaştı.Aradan bir müddet geçtikten sonra melek o insanlara eski hallerine bürünerek her birine ayrı ayrı geldi ve kendisine Allah rızası için yardım etmelerini ve sahip oldukları mallardan birer tane kendisine vermelerini istedi.Abraş ile kel vermeye yanaşmayınca melek onlara eski hallerini hatırlattı. Her ikisi de bunu inkâr ederek mallarının kendilerine kalan mirasla başladığını ve çalışmaları neticesi çoğaldığını iddia ettiler.Bunun üzerine melek “ eğer yalan söylüyorsanız Allah sizi eski halinize döndürsün” diye beddua etti ve eski çirkin ve fakir hallerine geri döndüler. Aynı şekilde üçüncü kişi yani eskiden kör olan adama gelince o eski durumunu hatırlayıp  “malımdan istediğin kadar alabilirsin” diyerek şükrünü eda etti. Melek de “malın senin olsun Yüce Allah sizi imtihan etmek için beni gönderdi ve sen bu imtihanı kazandın onları cezalandırırken senden razı oldu ” diyerek yanından ayrıldı.
    Efendimizin (sas) dilinden anlatılan bu hikâye de insanın zaafları ve kendilerini mutlu edebilecek unsurları içeren mesajlar vardır. Birincisi; Her insan görüntüsüyle var olmaya çalışır. İnsanlar arasında farklı olmak hele de onlardan düşük olmak, insanın ruhunu tahrip eden bir meseledir. Doğuştan kusursuz olanlar bunun farkında olamazlar. Onlar, başkalarının kendilerine olan küçümseyici bakışlarına maruz kalmamak adına kimseyle görüşmek istemezler. Bir an önce bu durumlarından kurtulmak isterler. İnsanı mutsuz eden ikinci konu da fakirliği yaşamasıdır. Bu da diğer insanlar arasında kendini kötü hissetmesine sebep olan bir meseledir. Dünyada hemen bütün insanların çalışmalarının ortak gayesi hayat standartlarını yükseltmektir.
    Tuzu kuru olan insanlar ise Cenabı Hakk’ın kendilerine verdiği bu iki nimetten habersiz hayatlarını önemsiz eksikliklerin şikâyetiyle geçirirler. Kur’an-ı Kerim bu duruma karşı bizleri uyararak şöyle buyurur; “ Rabbinizin size buyurduğu şu gerçeği hatırlayın. Eğer şükrederseniz elbette size nimetlerimi artıracağım. Nankörlük ederseniz azabım çetindir.” (İbrahim 7) Demek ki başımıza bir felaket gelmeden bedenimiz ve malımızla ilgili rabbimizin bize verdiği nimetlere şükretmemiz, minnettarlık göstermemiz gerekiyor. Bu minnettarlık ve şükrün bir göstergesi de toplumun engelli diye isimlendirdiği bu insanlara karşı göstereceğimiz uygun davranışlardır.Zira her insan bir engelli adayıdır.
    Nimete karşı göstereceğimiz minnettarlığın en iyisi de Allah’ın bize verdiği bu lütufların   en iyisi ile başkalarını da faydalandırmaktır. İslam literatüründe buna  “infak” denir. İnfak bizim bildiğimiz dar manada sadece maddi yardımlar değildir. Kişinin kendi yeteneği ve donanımına göre bunları Allah yolunda diğer insanların hizmetine sunmasıdır. Topluma kendinden bir şeyler verebilmesidir. Her Müslümanın matematiksel  zekası iyiyse pozitif bilimlerle, sosyal zekası iyiyse sosyal bilimlerle, estetik yeteneği varsa sanatsal faaliyetlerle, liderlik yönü varsa organizasyonlarla, konuşma yeteneği varsa konuşarak, yazma yeteneği varsa yazarak, resim yeteneği varsa çizerek, musiki yeteneği varsa ses ve enstümanla, görsel yeteneği varsa sinema tiyatro gibi sanatsal faaliyetlerle, malı çoksa malından harcayarak  insanlara Hakkı duyurma ve iyiliğe çağırma kötülükten menetme  görevi vardır. Bu İslam’ın “Birr” olarak ifade ettiği mutlak iyiliğe götürecektir bizi.Zira Rabbimiz buyururki;“ Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça asla iyiliğe erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah bilir” (Ali İmran 92) 
    Rabbimiz bizlere razı olduğun işler yapmamızı nasip eyle
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178