Rahmet, mağfiret ve beraat ayı olan Ramazan’a bizleri ulaştıran Rabbimize hamd olsun.
 Kur’an-ı Kerim’de adı anılan tek aydır Ramazan. On bir ayın sultanı, insanlığa hidayet rehberi olarak gönderilen Kur’an’ın kendisinde inmesiyle şereflenen mübarek aydır. İbadet yoğunluğu ile arınmışlığı hissettiren huzur iklimidir. Müslümanın Rabbiyle, kardeşleriyle, nefsiyle ve şeytanla ilişkilerini gözden geçirdiği, gece gündüz tam bir ay eğitim faaliyetinden güçlenerek arınarak çıktığı bir zaman dilimidir. Ramazan ayı;İlmin, inancın, ibadetin, ahlakın, dayanışmanın kardeşliğin daha da olgunlaştırılması için Müslümanlara ikram edilmiş bereketli bir eğitim mevsimidir.
Ünlü tefsircimiz Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, ramazan kelimesinin tahlilini yaparken manalardan birinin “güneşin şiddetli hararetinden taşların yanıp kızması anlamına gelen ‘ramad’ kelimesinden geldiğini” beyan eder. Güneşin kızdırdığı taşların üzerinde yürüyenin ayakları yanar, zahmet ve meşakkat çeker.  Bunun gibi kızgıntaşlar insanların ayaklarını nasıl yakarsa ramazan da ibadetlerinin meşakkatine katlanan kişilerin günahlarını öyle yakar, yok eder.Bu, peygamberimizin (s.a.s) “ramazan başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluştur” buyurduğu hakikatle çok örtüşür.
Ramazanı anlamaya çalışırken en doğru bakışın bu anlamda gizlendiğini görebiliriz. Çünkü bir şeyin yanması esasında bir değişimin olması demektir. Değişim de meşakkatsiz, sıkıntısız olmaz. Bunun için acı çekmek gerekiyor.  Acı çekmeyi yanmaktan daha iyi açıklayan bir örnek var mıdır bilmiyorum ama edebiyatta en derin acı olarak işlenen aşk acısı içinde yanmak metaforu kullanılır. Bir türkünün namelerinden düşen “şu yanan yüreğime dağların karı yetmez”cümleleri bunun kanıtı değilmidir? Yanmak; İnsanı olgunlaştırmanın kâmil hale getirmenin yoludur. Ramazan ayında günahların yandığını düşünürsek insanda oluşturacağı değişim; temizlenmek, arınmak, günahsız olmaktır. Orucun farz kılındığını bize haber veren ayetin (Bakara 183) sonundaki “ umulur ki takvaya erersiniz” cümlesi de bunun ispatıdır. Takvaya ermek yani Allaha ve kullara karşı sorumluluğunu yerine getirecek olgunluğa erişmek. Belki affedilmeye layık değiliz ama sırf oruç tutup bu meşakkate katlandığımız için Allah’ın bizi arındıracağı müjdesi.
Güneşin taşları yakmasını ateş olarak düşünürsek ramazanın zorlukları da bu ateşe benzer. Çünkü insan nefsi kendisine yemek içmek ve cinsel arzular konusunda devamlı aşırılığı emreder. Buna karşı koymak her ne kadar Allah’ın emrine uymak anlamında yaratıcıya itaat ise de kula dönük haliyle nefsini ateşe atmasıdır. Fransız filozof GastonBachelard “Ateşin Psikanilizi” adlı eserinde ateşle arınma arasında oldukça geniş bir ilişki kurar ve bilge insanların kendi değişimlerini sağlamak için ateşe atılmalarından korkmamaları gerektiğini söyler.Ramazandaki ibadetlerin meşakkatiyle bu analizi benzeştirmek abartı gibi düşünülse de sonuçta Cenabı Allah’ın dünyada iken emirlerine uymayan kullarını ahirette cehenneme atacağını vadetmesi bizim için mühim bir meseledir. Gündüzleri oruç tutup geceleri ibadet etmek hiç de  kolay değildir. Ya da “oruçtan her Müslüman aynı derece de mi etkilenir?” Sorusuna cevabımız elbette ki“hayır” olacaktır.Ağır işlerde çalışarak veya vücut sağlığı yerinde olmayarak tutulan oruçla konforlu zemin ve şartlarda tutulan aynı olamaz. Belki bu yüzden dir ki Yüce Allah orucun mükâfatını kendine saklar.Bir hadisi şerifte peygamberimiz şöyle buyurur “Yüce Allah der ki Oruç yalnız benim içindironun mükâfatını doğrudan ben vereceğim” (Buhari, Savm 2)
Bachelard’a göre  “ateş aynı zamanda günahın ve kötülüğün hatta şeytanın sembolüdür.Şeytanın diğer meleklerden ayrı olarak ateştenyaratılması da manidardır. Onun cezalandırılması içinde yine ateşe atılması ateşin hem kötülük hemde arınmayı kapsayan iki yönlü bir özelliği olduğunun kanıtıdır” der. Kur’an-ı Kerim’deki ifadeler bu görüşü destekler mahiyettedir. Ateşin gücü işlenen günahla doğru orantıdadır. “Şüphesiz cehennem derileri kavuran harlı bir ateştir” (Mearic 16), “ Şüphesiz cehennem her biri saray büyüklüğünde kıvılcımlar saçar” (Mürselat 32)  Demekki insana dünyada nefsinin yaptırdığı her günah ateştir.Bu günahların dünyada temizlenmesi fırsatı her insan için vardır.İnsan dünyadaki ateşe (günahlarına)iradesiyle karşı koyarsa ahirette ki ateşten kurtulacaktır.işte Ramazan mevsimi bunun için bir fırsattır.
Rabbim hepimize bu kutsal mevsime doğrulukla güzellikle ve huzurla girmeyi ve arınmış olarak çıkmayı nasip etsin

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner156

banner155