Yeme bozukluklarından aneroksia ve bulimia nevrozundan siz değerli okuyucularımıza bahsetmek isterim.Bu hastalıklar ruhsal kaynaklıdır ve bedensel belirtiler ön planda gibi görünse de ciddi ruhsal sorunlarla birliktedir.

Aneroksiya nevrozu, zayıf bir bedene sahip olma arzusu ile aşırı kilo almaktan korkar ve yiyecek alımını azaltarak kilo kaybetmeye başlamaktadır.Hastaların diğer yarısı sıkı diyet uygular, ara sıra kontrol kaybederek tıkınırcasına yemek yer ve ardından bu yediklerini kusarak çıkarır. Hastalar aldıkları besinlerin kilo yapıcı etkisini azaltmak için çeşitli ilaçlara da başvurmaktadır.

Bulimia nevrozu,aşırı yeme atakları ve ardından gelen kusmaların ön planda olduğu görülmektedir. Hasta yine zayıf bir beden sahip olmak istediği için anoreksiyanervozadaki gibi yediklerini dışarı atmak, kalori yapıcı etkilerini gidermek için çeşitli yollara başvurmaktadır.Fakat bu tabloda farklı olarak hasta hafif kilolu ya da normal beden ağırlığındadır.

Bu yeme bozukluklarının nedenleri tam olarak bilinemese de ergenlik değişimleri ve bu değişime uyum sağlamadaki yetersizlikler ile açıklamak mümkün olabilir. Bu hastalığın kadınlarda görülmesi ile kadınların ruhi yapısının önemini açıklamaktadır.Aneroksiya nevrozu Zamanla, vücut açlığa ve beslenme bozukluğuna maruz kaldığından şu belirtiler izlenir:
  • Kalsiyum kaybına bağlı kemik erimeleri veya kırıklar,
  • Saç ve tırnaklarda kırılmalar,
  • Cilt kuruluğu ve cildin sararması,
  • Kansızlık, kas dokusunda yıkılmalar, kalp kasında güçsüzlüğe bağlı kalp sorunları,
  • Aşırı kabızlık,
  • Regl görememe,
  • Düşük tansiyon, yavaş nefes alma ve düşük nabız sayısı,
  • Vücut ısısında düşme,
  • Depresyon, algılama becerisinde düşüş, hareketlerde yavaşlama.

Bulimia nevrozunun vücuttaki etkilerine bakarsak eğer;

  • Kronik şekilde kızarmış ve yaralı boğaz,
  • Boyundaki tükürük bezleri ve çene altındaki bezlerin şişmesi,
  • Yanakların ve yüzün şişmesi ve adeta "sincap" gibi bir görüntü oluşması,
  • Mide asitleri temasından dolayı diş minelerinin erimesi ve dişlerin çürümesi,
  • Devamlı kusma sebebiyle mide kapağının bozulması ve reflü,
  • Müshil kullanımı sebebiyle barsak tahrişi ve sorunları,
  • İdrar sökücü ilaçlar sebebiyle böbrek hastalıkları,
  • Sıvı kaybına bağlı sorunlar.

Tek bir tedavi yaklaşımından çok birçok yaklaşımın bir araya gelişi ile hastaya yardımcı olmak uygun olur. Psikoterapi vazgeçilmezdir, aile ile işbirliği ve ailenin tedaviye doğru katılımı önemlidir. Tedavideki ilk hedef genellikle tedavi talebi az olan hastanın tedavi iş birliği yapmasını sağlamaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.