Yeşilyurt Belediyesi'nin 16 Mayıs'ta gerçekleştirdiği "Farklı Boyutlarıyla İç Göç" adlı çalıştay, Malatya'daki Yerel Yönetimler açısından "profesyonel yöneticilik anlayışının" geldiği son noktayı gösteriyor. Gerçekten Yeşilyurt Belediyesi'nin klasik yönetim anlayışlarının dışında, sorunlara çözüm bulma noktasında bilimsel yaklaşımını değerli buluyor ve kutluyorum.

Sorunları tüm boyutlarıyla önceden masaya yatırmak, analiz etmek, öngörülerde bulunmak, olası sorunlar karşısında çözüm yolları üretmek adına "beyin fırtınası" yapmak, Yeşilyurt Belediyesi'nin klasik anlayışların dışında, bilimsel ve profesyonel yönetim anlayışıyla hareket ettiğini gösteriyor.

Çalıştayın birinci oturumu panel şeklinde olup, konunun alanında yetkin akademisyenlerce irdelenmesi, ikinci bölümünde ise modern tartışma teknikleriyle konunun birçok boyutlarıyla oluşturulmuş gruplarca analiz edilip fikir taraması yapılması, bilimsel yöntem açısından çok önemlidir. Gruplarca yapılan bu fikir taramaları, elde edilen düşünsel verileri değerlendirmek ve söz konusu çıkacak problemlere çözüm olma noktasında bu verilerin kayıt altına alınması, ilerlemeci ve yeniden kurmacı anlayışın Yeşilyurt Belediyesi tarafından artık Malatya'ya getirildiğini gösteriyor.

Eskiden belediyecilik demek, temel klasik sorunlar olan altyapı ve görsel üstyapı sorunlarına karşı kendini konumlamış bir örgütlenmeydi. Şimdilerde ise Yeşilyurt Belediyesi'ndeki belediyecilik anlayışı, sorunların ortaya çıktığı anda müdahale eden bir anlayıştan, sorunlar ortaya çıkmadan sağlıklı ve gerçekçi çözüm yolları oluşturma şeklinde bir dinamik örgütlenme olarak yeniden konumlanmıştır.

Bazı özel çalışmalarımdan dolayı geç kalınmış bir yazı olsa da, bunu dile getirmemeyi kendi adıma bir eksiklik addederdim. Bir STK Başkanı olarak davet edildiğim çalıştayda konu ile ilgili edindiğim izlenimler ve öngörülerim şöyledir:

Ortaçağ'daki hukuksal zemin, günümüzün kapitalist düzenlerinin üzerine inşa edildiği zihniyet ile aynıdır. Burjuvazinin, tüccarın, işçinin, köylünün ayrı ayrı yerlerde yerleşik olduğu bir düzen, günümüzde de aynı şekilde şekillenmiştir. Hâlbuki kadim medeniyetimizde fakirin, zenginin, tüccarın, köylünün, işveren ve işçinin aynı mekânsal alanda bir arada yaşadığı bir yerleşim vardı. 

Avukatlar, doktorlar, mühendisler gibi gelir durumu yüksek profesyonel mesleklerin, halkın yoğun olarak gittiği çay ocağı, lokanta ve parklar gibi günü birlik ihtiyaç gideren mekânlarda neredeyse olmayışı, kapitalist düzenin kategorize ettiği toplumsal bir kast değil midir?

Günümüzün toplum yerleşkesi incelendiğinde siyasi ve idari düzenin, bu toplumsal tabakalaşmaya yön verecek projeler ürettiğini görüyoruz. Bu ise toplum arasındaki ayrışmanın daha da derinleşmesine sebep olmaktadır.

Son dönemde oldukça lüks konutlar içinde etrafı duvarlarla çevrili, önünde neredeyse özel güvenlik karakolları bulunan yaşam merkezlerinin hızlı bir şekilde yaygınlaşması, hayatı, toplumun alt tabaka kesimleri olan fakir, işçi, köylü, küçük esnaf gruplarından soyutlamanın, İslami hangi değerleri taşıdığı ciddi bir şekilde sorgulanmalıdır.

Bir başka paranoya ise, kırsalda ya da varoşlarda yaşayışta ekonomik olarak üst basamaklara yükselmiş kişilerin, yaşadığı toplumdan kopup bahsettiğimiz hayat alanlarına doğru yapılan iç göç hareketleridir. Hâlbuki bu kişilerin yaşadığı toplum içinde kalması, medeniyetimizdeki her daim var olan paylaşma ve yardımlaşma kültürünün yaygın olması nedeniyle, birçok sorunu da kendiliğinden çözecektir.

O halde toplumsal ayrışmanın önüne geçebilmek için zengin ve fakirin, işveren ve işçinin bir arada olabildiği yaşam merkezlerinin imar edilmesi elzemdir. Ayrıca kırsal bölgelerin çevre ve mimari anlayışının bozulmadan, elit bölgelerin sahip olduğu alt ve üst yapı imkânlarına kavuşturulması, toplumsal ayrışmayı önleyeceği gibi iç göçü de kısmen önleyecektir.

Vesselam.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner177

banner178