Merkezler aynı zamanda birbirinin çevresidir.
Bu merkezlerin hangi değerlere göre bir araya gelip ayrıldığına bakmalıyız.

***

Her devletin resmi bir ideolojisi vardır ve olmalıdır.
İdeolojisiz devlet olamaz. İdeolojisiz eğitim olamaz.
Hangi ideolojinin olup olmayacağı tartışılabilir.
Hâkim ideolojinin eksiklerinin ne olup olmadığı konuşulabilir.
Türkiye’de mevcut resmi ideolojiyi red etmek adına
- İdeolojisiz devlet,
- İdeolojisiz eğitim,
- İdeolojisiz öğrenci
anlayışı savunuluyor.
Bu ezber ne yazık ki yanlış bir zihin ve kaotik bir pratik oluşturmaktadır.

***

Bu Savaşta galip gelebilmek için güçlü ekonomi...
Ekonominiz güçlü değilse küresel ve yerel emperyaller ile yapacağınız savaşı kazanamazsınız.
Şu anda asıl savaş ekonomide yaşanıyor. Bombalar ve mermiler bu savaşın sesleri...
Türk lirasını güçlü kılma... Faizleri indirme... Her türlü araçta yerli imalat... Güçlü ihracat...
Adil bölüşüm... ile bu savaşı kazanabiliriz.

***

Türkiye'de hangi grup olursa olsun tüm muhalif veya statükocu hareketler,
siyasi- sosyal- ekonomik- kültürel olarak bir konum elde etmişse
hemen tüm alanda hakimiyeti ele alarak diğerlerini saf dışı etmek istiyor.
Devlet Benim! diyerek hakimiyetini ilan etmek istiyor.
Bir dönem Aleviler, devlet biziz demeye çalıştılar.
Bir dönem Kemalistler, devlet biziz demeye çalıştılar.
Bir dönem PKK, devlet benim demeye çalıştı.
Bir dönem muhazafakarlar- dindarlar devlet biziz demeye çalıştılar.
Şu anda da tarikatlar- cemaatler devlet biziz demeye çalışıyorlar.
Hiç kimse ve kesim, herkesin devleti olacağız demiyor.
Adalet Devleti'nin tesisi için değil başka grup ve ideolojileri, baskı- angaje- itibarsızlaştırma- yok etme algısıyla etkisizleştirmeye çalışıyor.
Bu topraklarda ne zaman; Müslümanların, sünnilerin, şafiilerin, kürtlerin, solcuların, kemalistlerin, rumların, ermenilerin, yahudilerin, süryanilerin, yezidilerin, kafkas toplulukların, arapların yani tüm insanların elinden ve dilinden emin olduğu devlet olursa
işte o zaman Adalet Devleti kurulmuş demektir.

***

100 yıl önce... 100 yıl sonra...
Osmanlı’nın son dönemindeki siyasete geri döndük.
Avrupa(şimdilerde Amerika) ile Rusya(Çin) kampları arasında denge- gerilim- karşıtlık üzerinden yeni kazanımlar elde etmeyi ve gerilemeyi durdurma siyaseti devam ediyor.
Farklı olan Osmanlı, bunu gerilemeyi- yıkılışı engellemek ve ertelemek için yapıyordu.
‪Türkiye ise dünya siyaset- medeniyet sahnesinde yeniden var olmak için bunu yapıyor.

***

Yeryüzünde en hızlı ve etkili yayılan Para'dır.
Para'ya yön veren din- ideoloji; insanlığı etkileyebilir ve alternatif sunabilir.

***

Türkiye'nin Silahlı Müdahale Tecrübesi...
Türkiye, cumhuriyet döneminde Kore ve Kıbrıs gibi aktif silahlı müdahelede bulundu.
Nato şemsiyesi altında Somali, Afganistan, Bosna gibi ülkelerde
müdahalelerde yer aldı.
Fırat Kalkanı ile uzun bir müdahale süreci başladı.
Tarihsel arkaplanda Arapların algısı olumsuz görülse de, bu algı yakın dönemde az da olsa değişti.
Bu müdahale sürecinde gözlenen; Türkiye'nin müdahalede yer alan diğer ülkelerle benzerliği olup olmadığıdır.
Medeniyeti mi taşıyacak? Yoksa hegamonya mı kuracak?
Türkiye bu imtihanı hem askeri hem de sivil alanda verecektir.
Eğer bunu insani yardımda olduğu gibi başarırsa, hakem- hadim ve hakim devlet kimliğiyle barışa büyük katkı sunacaktır.

***

Ortadoğu’da Barış...
Ortadoğu’da barışı ancak ve ancak bölgedeki halklar/ devletler getirebilir.
Küresel emperyalist güçler, hiçbir zaman bölgede barışın olmasını arzulamaz ve gerçekleşmesini de önlemeye çalışır.
Küresel emperyalist güçler, bölgedeki insanlar ve devletler arasındaki farklılıkları
çatışma/ savaş/ kaos sebebi kılmak için her türlü çabayı/ fitneyi/ planı/ projeyi devreye koyar.
Mezhep, ırk, din gibi her türlü unsuru kullanır.
Arap- Türk, Şii- Sünni, Arap- Kürt, Türk- Kürt, Fars- Kürt, Laik- Dindar, İran- Arap, İran- Türkiye gibi birçok farklılıkları çatışma unsuru olarak her defasında devreye sokmaktadır.
Emperyalistler, Türkiye’de PKK, Irak’ta Barzani, Suriye’de PYD’yi çatışma sahasına sürmekte, ardından sahada yalnız bırakarak çatışmanın derinleşmesini ve farklı alanlara
yayılmasını beklemektedir.
Amerika, Avrupa, Çin veya Rusya... Bunların öncülüğünde hiçbir zaman barış olmaz.
Bunlara güvenerek yola çıkanlar yolda kalmışlardır. Bunların yardım ve desteklerini alanlar çöküş ve yok oluş yaşayacaklardır. Bunlara umud bağlayanlar düş kırıklığına uğrayacaklardır.
Bunlarla işbirliği yapanlar engellenmelidir. Bunlarla birlikte savaşanlar etkisiz hale getirilmelidirler.
Kürtler içinde Amerika, Avrupa, Çin veya Rusya’ya bel bağlayanlar
yok oluşlarını hızlandırmaktadırlar. Ama yok olurken, bulundukları yeri de ateşe vererek yok etmektedirler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner187

banner186